Makalenin ilk bölümünü Telekom Sektöründe Serbestleşmenin Avantajları-1 başlığı altında bulabilirsiniz.
Türk Telekom’un özelleştirilmesi ve serbestleşmesinin önünü 4502 sayılı Kanun açmıştır. Bu Kanun ile Türkiye’nin özelleştirme ve telekomünikasyon sektöründe serbestleşme konusunda ne kadar kararlı olduğu gösterilmiştir.
Her ne kadar Kanunda bazı eksikliklerin olduğu düşünülse de, takip eden süreçte 4673, 5189, 5398 sayılı Kanunlarla eksiklikler asgari seviyeye indirilmiştir. 4502 sayılı Kanun aynı zamanda Telekomünikasyon Kurumunun kuruluşunu sağladığı gibi, imtiyaz sözleşmelerinin ne şekilde yenileneceğine de açıklık getirmiştir.
Bu Kanunun bir başka özelliği de özelleşme anında Türk Telekom’da çalışmaya devam eden ancak özelleşmeyle birlikte Türk Telekom’da kalması şüpheli görülen sözleşmeli ve kapsam dışı personel için getirdiği iş güvencesi ile ilgili hükümlerdir. Çünkü, bu Kanunla Türk Telekom’un çoğunluk hissesinin özelleşmesi durumunda sözleşmeli personel ile Şirkette kalmak istemeyen kapsam dışı personele diğer Kamu kurum ve kuruluşlarına naklen geçiş hakkı tanınmıştır.
4502 sayılı Kanuna dayanılarak Telekomünikasyon Kurumunun Teşkilat ve Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik hazırlanarak 17.02.2001 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır.
Kanunla düzenlenen konulara paralel olarak Telekomünikasyon İzinleri ve Ruhsatları ile ilgili KHK’ler hazırlanmış ve bu KHK’ler sektördeki gelişmelere paralel olarak Bakanlar Kurulunca değiştirilerek sektörün önünün açılması yönünde adımlar atılmıştır.
Telekomünikasyon Kurumunca sektöre özgü hususlar (Erişim ve Ara bağlantı, Hizmet ve Altyapıya İlişkin Yetkilendirme, Telekomünikasyon Sektöründe Hizmet Kalitesi gibi konulara ilişkin yönetmelikler hazırlanmış ve gelişmelere paralel olarak gerekli değişiklikler de yapılmaktadır.
Yapılan düzenlemeler bunlarla da sınırlı değildir. Örneğin Referans Ara Bağlantı Tekliflerinin yayınlanması ise sektörde yapılan ve yapılacak olan işlerin gerektirdiği düzenlemelerin yapıldığının başka bir işaretidir.
Rekabet ile ilgili olarak ülkemizde Rekabet Kurumunun kurulduğu, rekabet ile ilgili düzenlemelerin bu Kurumca yapıldığı, konuyla ilgili 4054 Sayılı Kanunun mevcut olduğu ve ayrıca Türk Telekom’un rekabete aykırı davranışlarından ;
- Kendisinin de TTNet adı altında İnternet Servis Sağlayıcılığı (ISS) yaptığı, kendi müşterilerine internete erişim ücretlerinde indirime giderken rakip ISS’lere sağladığı toptan hizmetlerde tarifeleri yükselterek çapraz süspansiyon olarak adlandırılan rekabete aykırı davranışta bulunduğu,
- ISS’lere altyapı hizmeti sunarken kendisinden sanal erişim noktalarını (VPOP) kiralamaya zorladığı,
- TTNet müşterilerine xDSL imkanı sunarken bunları toptan hizmet sattığı ISS’lere sunmamasının da rekabet kurallarına aykırılık teşkil ettiği,
gerekçesiyle Rekabet Kurumu Türk Telekom A.Ş. hakkında yaptığı soruşturmalar sonunda uygulamalarla ilgili olarak tedbir kararı aldığı anlaşılmıştır.
Buraya kadar sözü edilen başta Kanuni düzenlemeler olmak üzere yapılan ve halen yapılmakta olan düzenlemeler ile Telekomünikasyon sektöründe yaşanan gelişmeler Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu, bazı aksamalara rağmen hukuki sürecin mutlaka işlerlik kazandığını, hukuki süreçte yaşanan tıkanıklıkların ülkemizin taraf olduğu hukuki anlaşmalarla Uluslar arası Hukuk çerçevesinde çözümlendiğini göstermektedir.
Bu nedenle ülkemizde Telekomünikasyon sektörünün serbestleşmesinin önünde çok önemli fırsatlar bulunmaktadır. Gerek devlet, gerek düzenleyici kuruluşlar ve gerekse de alt yapı hizmeti sunmakla yükümlü olan Türk Telekom A.Ş. nin ulusal ve uluslararası hukuk kurallarına uygun düşmeyecek düzenleme, karar ve icraatları yapmalarının önünde önemli engeller vardır. Bu düzenlemelere aykırı davranışların yargı kararlarıyla engelleneceği açıktır. Bu düzenlemeler karşısında Türk Telekom’un % 55’ini devir alan Oger Telekom’da sektördeki faaliyetlerini mevcut düzenlemelere göre yapacaktır. Oger Telekom’un Türk Telekom’un % 55’ni satın almak için girişimlerde bulunduğu sırada ülkemizdeki Hukuki düzenlemeleri bilerek ihaleye girdiği düşünülürse sektörde rekabeti kısıtlayacak, sektörün gelişmesini yavaşlatacak ve önleyecek davranışlardan kaçınacaktır.
Ayrıca, Oger Telekom yetkililerinin ülkede Telekomünikasyon sektörünün gelişmesinin Türk Telekom’un alt yapısına olan ihtiyacı arttıracağını, bu durumun kapsam ve ölçek ekonomileri nedeniyle rakiplerinin kısa vadede kendi alt yapılarını kuramayacaklarını dikkate alarak bu avantajını olumlu şartlarda kullanarak gelirlerini arttıracağının bilincinde olduğunu düşünüyorum. İşaret edilen hususlar ülkemizde Telekomünikasyon sektörünün serbestleşe yönünde çok büyük avantajlarının olduğunu açıkça göstermektedir.
Ayrıca; sektördeki işletmelerin göz ardı etmemesi gereken bir başka hususun ise Telekomünikasyon sektörünü özelleşmeye ve serbestleşmeye açan ülkelerde serbestleşmenin bir günde gerçekleşmediği, bunun yıllar aldığını bilmelerinin gerekir.
Son bir husus;
Düzenleyici kuruluşların serbestleşme sürecinde yapacakları düzenlemelerde Altyapı hizmeti sunmak durumunda olan mobil ve sabit Telekomünikasyon işletmecileri ile ilgili düzenlemeler yaparken serbestleşmeyi, piyasaya yeni girecek aktörlerin önünü açacak düzenlemeler yaparken bir yandan da fiyat tarifelerini düzenlerken Altyapıya sahip işletmecilerin yatırımları sürdürmelerine imkan tanıyacak bir fiyat düzeyi belirlemesi, düşük fiyatlarla onların yatırım isteklerini kırmaması ve sektörde rekabet arttıkça düzenlemelerden kaçınması gerektiği tüm çevrelerin kabul edeceği uluslar arası normda bir konsensustur.
KAYNAKLAR:
- Telekomünikasyon Sektöründe Erişim Sorunları Ferhat Topkaya Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezi Ankara.2003
- Telekomünikasyon Sektöründe Düzenleyici Yaklaşımlar Mübarra Güngör, Gökhan Evren, Yayınlanmamış Rapor
- Telekomünikasyon Kurumunca yayınlanmış diğer Uzmanlık Tezleri ve Piyasa Analizleri,



Kaynak : 