Bu röportajın ilk 2 bölümünü
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
turk-internet.com : Internet cafe işletmecilerin sıkıntıları neler?
Metin Baltaoğlu : Bu sorunuza kısa bir cevap vermek gerçekten imkansız. Zira bir internet kafecinin saymakla tükenmeyecek kadar çok sıkıntısı var.
Ancak bu günlerde işini düzgün yapmaya çalışan bir internet kafeciyi en çok sıkıntıya sokan, İnternet kafeci adının hemen arkasından, pornocu, çocuk pornocusu, şiddetin baş aktörü, zehir tüccarı, terör yuvası gibi terimlerin zikrediliyor olmasıdır.
Bunların dışında internet kafe işlemeciliği ile ilgili sıkıntıları şu şekilde sıralayabiliriz. En önemlisi denetimlerin yetersiz, düzensiz ve kuralsız olmasıdır. Denetim memurlarının bilgisayar bilgisi konusundaki yetersizliği de göz önüne alındığında işini layıkıyla yapan işletmeler dahi haksız bir takım cezalara çarptırılıyor.
Belediyelerin, iş yeri açma yönetmeliğine uymayan mekanlara ruhsat vermesi de başlıca sorunlar arasında. Kafeler arasında haksız rekabete yol açıyor ve dürüst işletmecileri zora sokan sıkıntıların yaşanmasına sebep oluyor.
Bu günlerde gündemdeki olayların meydana getirdiği infial ortamında, internet cafeler “günah keçisi” konumuna oturtuldular. Yerel yönetimler, internet kafeler ile ilgili kendi başlarına bir takım kararlar almakta ve uygulamaktalar. Mesela bir ilimizde internet cafeye fotokopi makinesi koymak yasaklanırken, diğer birkaç ilde öğrenci kıyafeti ile müşteri almak yasaklandı. Silivri de ise daha kanun gelmeden, müşteri kaydı tutma zorunluluğu getirildi.
Alınan ve uygulamaya sokulan bu olumsuz kararlar ve akabinde kesilen para ve kapatma cezaları, kafeleri hem rencide etmekte hem de telafisi imkansız zararlar vermektedir. İnternet kafeciliğin meşakkatli bir iş olması, belli bir kural ve düzen içine oturtulamamış olması, işletme sahibini maddi ve manevi olarak etkiliyor, tabiri caizse vücut kimyasının bozulmasına dahi neden oluyor. Bir süre sonra pek çoğu agrasif tavırlı, ailevi sorunlar yaşayan, depresif kişiliklere bürünüyorlar. Sürekli haksızlıklara maruz kalan ve ekmek paralarını kaybetme endişesi içinde yaşamak zorunda bırakılan insanların bu hale gelmesi hiç de şaşırtıcı olmasa gerek.
turk-internet.com : Hükümetin son dönemde Internet Cafelere yönelik yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Metin Baltaoğlu : 176 sayılı internet kafeler genelgesi yayınlanalı yaklaşık 3 yıl oldu. O genelge de, Tüm internet Evleri Derneğinin önerisi ile kafelerde pornografik filtre kullanma zorunluluğu getirildi. 12 yaşından küçüklerin alınmaması kuralı kondu. Aradan 3 yıl geçti. Bu süre zarfında kullanılması zorunlu olan Filtre programlarının kullanılmadığı ortaya çıktı. Kafeler ufacık çocukların rahatlıkla girip çıktığı yerler haline geldi.
Bu durum neyi gösterir; Tabi ki aradan geçen 3 yıl boyunca internet kafelerin neredeyse tamamen denetimsiz kaldığını.
Bu olayı şu yönüyle de değerlendirmek gerekiyor. Bu gün hastaneler de, okullar da bankalar da, benzeri bir çok özel ve kamu kuruluşu da denetleniyor. Peki neden denetleniyorlar bu yerleri? Çünkü denetlenmeyen her yerde suiistimal olur !!!
Şimdi siz kafeleri belli kurallara bağlayacaksınız ama 3 yıl boyunca kuralların uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmeyeceksiniz. Bu şekilde davranarak, kurallara uyan ve uymaya çalışan cafelerle kurallara uymayan cafeler arasında, kurallara uyanlar aleyhine haksız rekabete neden olacaksınız.
Sonra da problemler baş gösterdiğinde suçu üzerinizden atmak için bir günah keçisi bulup, işte suçlu bunlar diyeceksiniz. Yani kısaca “mış” gibi yaparak insanları kandıracaksınız.
Böyle bir tavır ne adalete sığar, ne de devlete yakışır. Bu tavır ve yaklaşım internet cafecilere onların ailelerine zulüm etmek ve aşağılamak anlamına gelmektedir.
Geçenlerde sayın Başbakanımız Recep Tayip Erdoğan’ın İnternet kafelerle ilgili bir açıklaması da bizleri yani işini dürüst yapan internet cafecileri son derece üzmüştür. Bu açıklama Sayın Başbakanımızın bu konuda yanlış bilgilendirildiğini göstermektedir.
Başbakanımızın bu aşırı tepkisi, bizler için onur kırıcı olmuş ve bu işten ekmek yiyenleri derinden yaralamıştır. Söz konusu açıklamada internet kafe sahiplerinin de, bir ailesi olduğu unutulmuş, eşlerinin! çocuklarının yanında adeta ağır bir dille azarlanmışlardır.
Bu durumda bizim de başbakanımıza şöyle seslenme hakkımız vardır! Sizin idarenizde ve idarenizin sorumluluğunda olan bir genelgeyi 3 yıldır niçin uygulamadınız?
Bunu yapmayan veya yapamayan siz şimdi ortaya çıkıp, “kafanızı kırarım” niteliğinde açıklamayı hangi vicdanla, ölçüyle ve hak anlayışıyla yapıyorsunuz?
Bu bizce bir yaklaşımdan ziyade, bir yıkım hareketidir. Alelacele alınan yada alınmaya çalışılan tedbirler bizim gözlemlediğimiz kadarıyla yara bandı niteliğinde tedbirlerdir. Evet elbette ortada büyük sorunlar ve devletimizin tedbir almasını gerektiren bir takım haklı sebepler mevcuttur. Ne var ki bu haklı sebeplerinde yaratıcısı hükümetin kontrolünde olan denetleme birimleridir.
İnternet kafelerden önce denetleme birimlerinin iyileştirilmesi, gerekiyorsa yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Hayata geçmeyen bir denetimin sorunları ortadan kaldırrması beklenmemelidir. Bu sebeple bu günkü durumun faili internet kafeler değildir. Sayın başbakanımızın da sözünü öncelikle ikafelere değil, ikafeleri denetleyenlere geçirmesi gerekmektedir.
Röportajın devamını Internet Cafeler Her Olumsuzluktan Sorumlu Değil-4 başlığı altında okuyabilirsiniz.

Kaynak : 