Bu röportajın ilk bölümünü Didem Uçar : Çoğu Kişi NW’ü ilk İnternet Cafelerde Gördü – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
turk-internet.com : İnternet Cafe işinde kadın olmanın getirdiği dezavantaj var mı?
Didem Uçar : Bence bu işi yaparken kadın olmanın getirdiği hiçbir dezavantaj yok. Ama herkes için aynı olmayabilir elbette.
turk-internet.com : Bir de kadınlar sanki teknolojiye daha geç adapte olurlar gibi bir fikir var ama ben sizde tam tersine pek çok konuyu takip eden bir kişi gördüm. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Didem Uçar : Pek çok konuyu takip ediyorum, çünkü bu bir merak. Yani ilgi alanlarım çeşitli benim. Söylediğiniz adaptasyon işi ise erkekler için de geçerli; yani siz de görmüşsünüzdür, bir PC ile ilk kez tanışan bir erkek ya da yeni tip bir cep telefonu alan bir erkek kullanırken nasıl çeşitli güçlükler yaşıyorsa, kadın da aynı şeyleri yaşıyor.
Ama şunu kabul etmek gerek; evinde bilgisayar ya da internet olduğu halde çeşitli sebeplerle hiç kullanmamış olan kadınlar var. Bu sebepler kimi zaman ev işleri kimi zaman da meraksızlık olabilir ama sanırım son günlerde korku ve nefret de eklenmiştir bu listeye. Aslında teknolojinin fazlası ile içinde pek çok hemcinsimiz var. İnternette kadın kullanıcı sayısı gün geçtikçe artıyor kullanıcı olmanın dışında internet kafe işleten bayanlar da var.
turk-internet.com : Son dönemde internet kafelere yönelik şikâyetler görüyoruz. Hem belediye başkanlarının baskınları söz konusu, hem Başbakan dahil pek çok şikâyet eden devlet adamı var. Bu konuda ne diyorsunuz? Internet kafeler tehlikeli yerler mi gençler ve çocuklar için?
Didem Uçar : Son dönemde had safhaya ulaştı internet kafelerle ilgili şikâyet ve haberler. Ama internet kafeler nereden baksanız 10 yıldır hayatımızın içindeler.
Sizce neden şimdi şikayet başladı? Ya da neden medyada bu kadar olumsuz biçimde yer alıyorlar? Bence bunun 2 sebebi var: Birincisi adam köpeği ısırırsa haber olur mantığı 🙂 Yani temiz nezih sakin ve yasal işletmeleri neden haber yapsınlar? Nerede pislik varsa yasadışı bir şeyler rahatsız edici bir şeyler varsa doğal olarak oraya yönleniyor haberciler.
Ikincisi son yıllarda sayılarının çok hızlı biçimde artması. Insanlar dışardan baktıklarında bunun kolay para kazanılan bir iş olduğu fikri uyanıyor sanırım. Arsasını, arabasını hatta eşinin bileziklerini satan bu işi yapmaya soyunuyor. Oysa aslında o kadar donanımlı olmak gerekiyor ki…
Hatta iddia ediyorum bu işi yapmak için sadece bilgisayar ve internet hakkında teknik bilgiye sahip olmanız da yeterli değil; Sağduyu, hoşgörü, sabır gibi özelliklerin de olması şart. Ayrıca bu işi yaparken bir sosyal sorumluluk taşıdığınızın da bilincinde olmalısınız. Ister istemez de oluyorsunuz zaten.
Faaliyetteki işletmelerin uyması gereken bir takım kurallar var ama maalesef bu işletmelerin açılabilmesi için asgari şartları belirleyen kriterler hala yok bunun bir sebebi de meslek odalarımızın hala kurulmamış olması. Kafeciler çeşitli illerde farklı odalara kayıtlılar ama o odalar ne bu kriterleri belirleyecek ne de yasal düzenlemelere destek olacak alt yapıya da bilgiye de sahip değiller.
Ankara, Diyarbakır ve Istanbul Odaları kuruldu. Sırada Izmir ve Bursa var. Internet Kafeler hiç kimse için tehlikeli yerler değil. Internetin kendisi ise tehlikeli olabilir. Kafeler bu tehlikelere karşı önlemlerini aldı, sıra ailelerde yani ev kullanıcılarında. Ebeveynler hem kendi güvenlikleri hem çocuklarının güvenliği için interneti ve bilgisayar kullanmayı öğrenmek zorundalar.
Bakın yakında her şey ama her şey internetten yapılacak. Bu konuda yani insanlarımızın bilinçlenmesinde internet kafelere daha çok iş düşecek.
Bu röportajın ilk bölümünü Didem Uçar : İnternet Cafelerin Kendi Meslek Odalarına İhtiyacı Var – 3 başlığı altında okuyabilirsiniz.

Kaynak : 