Tüketiciler Birliği’nin aylık etikett bülteninin kasım ayı konusu “Türkiye nereye gidiyor?” Doğal olarak ben teknolojide nereye gittiğine baktım.
Teknoloji dediğimizde çok geniş. Malum yazılımdan, sanayide dijital dönüşüme, yapay zekaya, çiplere, cep telefonlarına, sağlık teknolojileri ve biyoteknolojiye, otomotive, rüzgar ve güneş enerjisine, drone’lara vsvs yani çok fazla alan var. Ama tüm teknolojik alanların olabilmesi için altyapının mükemmel olması gerekir ki, teknoloji ilerleyebilsin.
2000’lere geçtiğimiz yıllarda katıldığımız tüm konferansların vazgeçilmez cümlesi şuydu : “Sanayi devrimini kaçırdık, bari teknoloji trenini kaçırmayalım”.Ama artık bu cümleyi duymuyorum. Çünkü hepimiz farkındayız; altyapıda dünya 100’lerine düştüğümüzden beri teknoloji treni çoktan kaçtı bile.
Teknolojinin olmazsa olmazı olan altyapımız, tüm ülkelerin kendi haberleşme altıyapısını hızla geliştirdiği 2000 sonrasında maalesef ağır bir darbe aldı. Geliştirileceğine, engellendi. Öylesine engellendi ki, bugün olması gerekenin 10’da biri kadar fiber altyapımız var ve hala icraatlarının yetersizliğinde utanmayan yetkililer (Ulaştırma Bakanlığı, BTK ve Operatörler) bunun gayet yeterli olduğunu iddia ediyorlar.
Ama sabit ve mobil telekom şebekemizin hızının neden bu kadar düşük olduğuna ve neden dünya internet hız sıralamasında sabitte 100+ ve mobilde 60+ gibi bir sırada olduğumuza açıklama getiremiyorlar.

Yapay Zeka Çok Popüler Ama Nasıl Gelişir? Çipler, Ver Merkezleri ve Enerji
Bugün tüm dünyada yapay zeka çılgınlığı var. Ülkemizde de bir şeyler yapılmaya çalışıyor. Ama yapay zeka dediğinizde, sağlam bir internet şebekesi yanında, işin içine bugüne kadar üretilmiş en hızlı çipler, yapay zekanın çalışacağı yazılımların ve de kullanacağı içeriklerin saklandığı çok büyük veri merkezleri ve tabii ki veri merkezlerini çalışır halde tutacak enerji giriyor.
O nedenle gelişmiş ülkeler çok milyar $’lık veri merkezi yatırımları duyuruyor. Yine aynı nedenle, ABD’de eskidiği (ve de kaza geçirdiği için) unutulan bazı Nükleer Enerji Santrallarının, yapay zeka “Veri Merkezleri”ni beslemek için yeniden devreye alınması planlanıyor. Çünkü sayıları her gün artan yeni Veri Merkezi Yatırımlarının ABD’deki enerji sistemi üzerinde büyük baskı yaratmasından endişe ediliyor.
Yapay Zekayı kim geliştirecek? Tabii ki üniversitelerimizde çalışan akademisyenler ve eğitim alan ya da mezun olan öğrenciler. Ama eğitim sistemi de çöktü çoktan (206 Bilgisayar Mühendisliği programının sadece % 16’sında 3 ve üstü profesör var. Doktor akademisyen olmayan üniversite bölümleri mevcut). Ülkenin en iyi üniversitelerinden Boğaziçi’nin geldiği nokta da hepimizin önünde.
Şimdi hadi bana söyleyin; harika bir yapay zeka yazılımı gerçekleştirdik diyelim; bunu hangi fiber şebeke, hangi veri merkezleri ve hangi enerji şebekesi ile kullanabileceğiz?
Başlığa dönersek, ben söylemeyeyim; cevabı sizden alayım; “Türkiye sizce yapay zekada nereye ulaşabilir?”
İnternet Altyapısının En Önemlisi 3’lüsü
Teknolojinin olmazsa olmazı telekom altyapısıdır. Altyapı ile kastedilen ise sadece fiber şebeke değildir;
- Fiber kablolarla oluşan ve uçlarında network cihazları bulunan haberleşme şebekesi
- Veri Merkezleri (yazılımların çalışacağı ve içerikleri de barındıran sunucular yoksa haberleşme yoktur)
- Trafik Değişim Noktaları (internetin kavşakları)
olmalıdır. Altyapıda maalesef bu üçüne de sahip değiliz. İnternet altyapısında fiber şebekenin yeterli olduğu gibi abuk iddialarda bulunanlar olsa da, söylenecek sözlere nasıl inanalım? Madem öyle dünyadaki hızlar 300 – 400 Mbps’lerdeyken, biz 46-48 Mbps gibi, dünya ortalamasının bile yarısının altındaki hızlarla neden haberleşmek zorundayız?
Bu hızlarla nasıl dünyanın ilk 20 ekonomisi içinde kalmaya devam edebiliriz?
Fiber şebekemiz bugünlerde yarısından az fazlası operatörlerin kendi şebekesi ve gerisi tüketicilerin evlerine gidenler olmak üzere toplam 600 bin km civarıdır. Olması gereken ise ; iyi bir şebeke için 4-5 milyon km, “eh” diyeceğimiz şebeke için 2 milyon kmdir.
Peki neden yapılmıyor? Seçim zamanları yapılan propogandasal gösteriler dışında ne oldu?
Para mı yok ?
Alın size aşağıdaki grafik ; operatörler son 2,5 yılda fiyatlarını (kullanıcı başına geliri – ARPU) 4 kat arttırmışlar ama yatırımlar yerinde sayıyor. Örneğin Türk Telekom’a bakalım; milyon $ bazında gelir 2022 başında 416 milyon$ iken, 2024’ün 2.çeyreğinde 773 milyon $ olmuş. Yani 2 kata yakın artmış ama yatırıma yine milyon $ bazında baktığımızda hiç artış yok. 2022 başında 50 milyon $’mış (yani gelirin % 12’si) ve 2024 2.çeyrekte yatırım Hep aynı düzeyde, durağan duruyor. O yatırım denilen kaleminin içinde acaba neler var? Onu da bilemiyoruz. Çünkü şeffaflık yok.
Yani “milli irade” diyerek iktidara gelen hükümetimiz tüketiciyi yani milli iradeyi korumuyor. Operatörlere, “madem kazancın arttı, neden yatırımların artmadı” demiyor. Çünkü operatörlerin 2 tanesi zaten kendisine ait ve kazanılan paralar acaba nereye gidiyor?
Bunu soruyoruz. Çünkü deprem parası diye alınan ÖİV’lerin başka işlere gittiğini bizzat şu andaki Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek söylemişti. Bugün de sadece ÖİV değil, operatörlerin rekor ciroları acaba ne oluyor? Nereye harcanıyor?

Dolayısıyla bugün haberleşmemiz dünya sıralamalarının en altında ve Pasifik adalarındaki küçük ülkelerin düzeyinde durup duruyor.
Veri Merkezleri?
Diğer önemli bir altyapı bileşeni; veri merkezleridir. Yani yazılımların / uygulamaların çalıştırıldı ve çeşitli içeriklerin –haber, sosyal medya, banka, oyun vsvs– servis edildiği sunucuların toplandığı merkezler. Bu merkezler ülkenin veri fabrikalarıdır. Ancak ülkemizde hala “Veri Merkezleri Sağlayıcılığı” tanımı yapılmadığı için ve veri merkezlerine gerekli kolaylıklar sağlanmadığı için az sayıda mevcut veri merkezleri de yabancılara satılıyor ya da kapanıyor.
Karşılığında ise, veriler yurtdışına gidiyor. Bunun acı ya da trajikomik bir anlamı var; Devlet veri merkezlerini destek vermediği için aslında kendi ayağına çelme takıyor. Yani yurtdışındaki yurtiçindeki veri merkezlerine yapmadığı desteği, (bankalar bile dahil) bu verileri yurtdışında saklıyor ve onları kullanıcılar talep ettiğinde alıp getiren şebeke sahiplerine (yabancı operatörlere) ödüyor.
Yani, Cep telefonu ithalatı için şu kadar milyar $ kaptırıyoruz diyen devlet yetkilileri, veri merkezi sektörünün stratejik olduğunu anlamadıkları ya da ciddiye almadıkları için (ya da başka hangi nedenle bilmiyoruz) kaptırdığımız paranın hesabını yaptılar mı acaba? Ben söyleyeyim yılda bir kaç 10 milyar $.
İnternet Trafik Değişim Noktaları (IDN) ve Mezunlar
İnternet Trafik Değişim Noktalarını 24 yıldır anlatmaktan gerçekten bıktım. Ama bugün kullandığınız internetin kalitesinin bir bileşeni de trafik değişim noktaları. Nedir merak edenler eski yazılarıma baksın.
Bu arada, teknoloji mesleklerinin yani üniversite mezunlarının durumu da diğer bir facia. İş bulamadıkları için bilgi anlamında zayıf kalacaklarını ya da yurtdışına kapağı atacaklarını not edelim. Zaten bilişim denildiğinde, hele hele siber güvenlik denildiğinde, dünyada önemli bir açık mevcut.



Kaynak : 