Ev ya da işyerlerindeki sabit telefon görüşmelerinin yapıldığı bakır kablolar üzerinden veri aktarımı sağlayan DSL teknolojisi, ülkemizde 2003 haziran ayında Türk Telekom tarafından gerçekleştirilen bir ihale sonrasında kurulan portların aynı yılın aralık ayı itibariyle dağıtılmaya başlamasıyla Türk internet kullanıcısının hayatına girdi.
Daha öncesinde 10.000 portluk bir deneme projesi yapılmıştı. Ama asıl hareket 2003 aralık itibari ile başladı. Geçtiğimiz günlerde gündeme düşen OECD raporunda da % 700 olarak verilen hızlı bir gelişme ile bugünlerde 4 milyona yakın aboneden söz etmek mümkün hale geldi.
Ancak, bu abonelerin tamamına yakını Türk Telekom’un, Rekabet Kurumu’nun özelleştirme sırasında ayrılması için ısrar ettiği ISS firması olan TTnet’in abonesi durumunda. Sadece Superonline ve Doğan Telekom’un Al-Sat (reseller) modeli ile sattıkları 100.000 adeti bulmayan sayıda aboneleri mevcut.
Aslında diğer ülkelerdeki ISS firmalar, kendi ülkelerindeki bakır kabloların sahibi ya da işleticisi durumunda olan yani Türk Telekom’un o ülkedeki eşdeğeri firmadan toptan ya da veri akış modeli denilen yöntemle ADSL sağlayıp, kendi servislerini yaratıyorlar.
Ülkemizde bu durum henüz bu yıl içinde oluşmaya başladı. Telekomünikasyon Kurumu’nun onayladığı tarifeler yoluyla, bundan sonraki bir zamanda artık ISS’ler de ADSL pazarına girmeye başlayacaklar.
Bu nedenle dün açıklanan toptan fiyat tarifeleri konusunda ISS görüşlerini öğrenmek istedik. Bakın neler düşünüyorlar:
- ISS firmalar tarafından yıllardır talep edilen dinamik satış modeline geçiş nihayet sağlanmış oldu. Yani Al-Sat’ta uygulama geçtiğimiz aylarda başladı, VAE’de de uygulanma kararı yeni alındı. ISS’ler bunların hızlıca uygulamaya geçmesini bekliyorlar.
- VAE’de kotalı hizmet sunulmasına imkan tanınması olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Ancak ISS’ler kullanıcılara farklı kotalarla hizmet sunulabilmesini olanaklı kılacak olan, ISS’lerin kendi kota modellerini belirleyebileceği uygulamanın yıl başına kaldığına işaret ediyorlar.
VAE’nin, AlSat’a göre en önemli farkı hizmet farklılaştırılmasına izin vermesi olduğunu belirten ISS firmalar, Türk Telekom’un mevcut VAE tarife yapısının buna imkan tanımadığını söylüyor ve tarifelerin her hızda kotalı paketler oluşturmaya imkan tanımasını istiyorlar.
- ISS’ler, en çok satılan kotalı paketlerde fiyat değişikliği olmamasının hayal kırıklığı yarattığını belirtiyorlar.
- ISS’lerin belirttiği diğer bir husus da şöyle ;
az satılan sınırsız tarifelerde hem Al-Sat hem VAE’de indirimler var. Eski tarifede zaten orantısızlıklar vardı. Tarifeye temel olan maliyet modeli paylaşılmadığından sınırsız hizmetlerde yansıtılan tarife düşüşünün nedenleri bilinmemekte ve sektör tarafından sağlıklı bir şekilde değerlendirilememektedir.
ISS’ler, maliyet modelinde nasıl bir değişiklik nedeniyle, sınırsız hızlarda indirim sağlandığını ve neden kotalı hizmetlerde indirim yapılmadığını soruyorlar. Bu değişiklikleri bilmedikleri için de VAE/Al-Sat marjlarını sağlıklı bir şekilde analiz edemediklerini belirterek
Varsayalım ki eski tarife düzgün onaylanmadı, peki bu kez tarifenin maliyetleri yansıttığını nasıl bileceğiz?.
diyorlar. ISS’lerin isteği, bir an evvel maliyet modelinin açıklanmasını ve görüşe açılmasını istiyorlar ve diğer AB ülkelerinde böyle yapıldığını belirtiyorlar. - ISS’lerin tarife konusunda en önemsedikleri hususu :
Mevcut tarifelerdeki “(AlSat-VAE)/AlSat” marjının, yeni tarifelerde VAE aleyhine ciddi şekilde düştüğü görülmektedir.
şeklinde belirtiyorlar. Buna göre örneğin mevcut tarifelerde 2048 kb/s sınırsız erişimdeki marjın %38 iken, önerilen yeni tarifede %27’ye indiğini ve mutlak marjın da (Al-Sat-VAE) aynı hizmet için vergiler dahil 40.22 YTL’den 15.72 YTL’ye indiğini not ediyorlar.ISS’ler kendi maliyet modellerinde, bu marj değişikliklerinin doğrulamamakta olduğunu ve Türk Telekom bu değişikliği açıklayacak bir maliyet değişikliğini de aktarmadığını söylüyorlar. ISS’ler, AB uygulamalarında bu kadar çok noktada arabağlantı gerektiren VAE hizmetlerinde marjların %40 ve üstü düzeyinde olduğunu belirtirken şu sözleri ilave ediyorlar :
VAE marjların aşağıya çekilmesine neden karar verildi bilmiyoruz, bu hizmetlerde işimiz çok daha zor buna rağmen daha düşük marjlarla iş yapılacak. - Kotalı VAE hizmetinin hangi maliyetlere dayanarak belirlendiği açıklanmadığını belirten ISS firmalar kendi maliyet modellerine göre bakıldığında bunu anlayamadıklarını şu sözlerle ifade ediyorlar :
SSG sonrası hizmet sunum maliyetleri AlSat modeli ile VAE arasındaki fiyat farkından daha fazla, yani VAE tarifeler (özellikle kotalıda) çok daha düşük olmalıydı. - ISS’ler Türk Telekom’un 4 Mb/s’lik tarifesi konusunda da eleştiriyi şu sözlerle yapıyorlar :
4 MB/s’nin hangi maliyetlere dayanarak belirlendiği açıklanmadı. Ayrıca YAPA’da henüz 4 Mb/s için hangi tarifeden iş yapılabileceği Türk Telekom tarafından henüz açıklanmamışken bu tarz bir tarife görmek pek anlaşılır değildir. Eğer Türk Telekom AlSat ve VAE tarifelerini maliyetlere dayandırdıysa, mutlaka 4 Mb/s paylaşımlı erişim için bir maliyet biçmiş olması gerekir. YAPA için 4 Mb/s tarifesinin açıklanmaması yatırım yapmak isteyen İSS’lere karşı ayrım gözetilmesi olarak algılanmaktadır. - ISS’ler, G.SHDSL tarifelerinin de ele alınmadığını ve sınırsız paketlerin maliyetlerini düşürmeye imkan tanıyan değişiklikler meydana geldiyse, sınırsız olan G.SHDSL tarifelerin de revize edilmesi gerektiğini şu sözlerle belirtiyorlar :
G.SHDSL hizmetleri bizim için önemli, gerekli ve tutarlı olan revizelerinin yapılmasını talep ediyoruz. - ISS’lere göre, Türkiye’deki VAE uygulaması, AB ülkelerine göre daha ağır şartlar içeriyor. Buna örnek olarak, arabağlantı noktalarının-cihazlarının fazlalığını (170+ cihaza bağlantı) gösteriyorlar. Aynı konuda AB’de genellikle 10-40 arası bağlantının söz konusu olduğunu, bu nedenle AB’ye nazaran marjın zaten düşükken, bir de maliyetlerin bu gibi nedenlerle daha yüksek olduğunu belirtiyorlar.
ISS firmaların, yeni toptan ve veri akış tarifeleri yapısı konusunda aktardıkları bu düşüncelerin arkasından beklentileri sorduk. Firmalar şunu belirtiyorlar :
- AlSat ve VAE’de maliyet modelleri
- Tarife değişikliğini sadece sınırsız tarifede mümkün kılan maliyet değişikliğinin açıklanması
Türk Telekom’un toptan hizmetlerine dayanarak ürünler geliştirip pazarlama faaliyetlerine girmemiz için öngörülebilir bir tarife yapısı ve tarife gidişati görmemiz gerekiyor. VAE tarafında marjlar daraltılıyor ve dolayısıyla hacimli satış yapmamız zorlaşıyor. Bu tarife yapısıyla yüksek hedeflere ulaşmak zor gözüküyor.
Beklentimiz;
Toptan, VAE tarife ile aldığımız hizmetleri kendi yan hizmetlerimiz ve katma değerimiz ile birleştirip paketler oluşturacağız ve pazara tanıtacağız. Bir hizmetin tasarlanması ve sonra tanıtılması aylar süren bir süreç.
Geniş kitleler hedeflendiğinden (milyonlarca kullanıcı) ilgili paketlerin sık sık değiştirilmesi, iptal edilip yerine yeni paketler yerleştirilmesi mümkün olmamalı.
Bizim Türk Telekom’dan beklentimiz önünüzü görebilmeniz, tarifeler ve hizmet içeriklerinin ne zaman değişeceğini öngörebilmemizdir. Türk Telekom’dan talebimiz bu öngörülebilir zeminin oturtulmasıdır. Mevzuat gereği zaten ilgili hizmetler maliyete dayalı belirlenmelidir.
Tarifeler bu şekilde belirlendiğinde, maliyet yapısında meydana gelen değişiklikler paylaşılabilir, ve ona göre fiyatların bir sonraki tarife revizesinde nasıl etkileneceği öngörülebilir.
Maalesef Türk Telekom’un sergilediği tutum bu tarz bir istikrara izin vermiyor. Tarifelerin ne zaman değişebileceği konusunda bilgi verilmedi, verilmiyor. Tarifelerin maliyet yapısı açıklanmadı, zaten bazı tarifeler maliyete endeksli gözükmüyor. Yeni tarife önerisinde sınırsız hizmetlerin tarifeleri aşağıya çekildi ancak kotalı tarife aşağıya çekilmedi. Maliyetlerde hangi değişikliklerin bu tarife değişikliğini mümkün kıldığı sorusuna cevap verilmedi.
Mevcut koşullar ve anlayış altında tarifelerin her an bilinmeyen nedenler için değiştirilebilmesi söz konusu olabilir, ve bu durumda operatörler ciddi tanıtım ve hizmet tasarım yatırımları yapmaktan doğal olarak kaçınırlar. Bu nedenle aşağıdaki bilgilerin paylaşılmasını önemli görüyoruz:
Ayrıca önem arzeden “availability” ve “Quality of Service” unsurlarının da ele alınmadığını görüyoruz. Bu konuların servis taahhütleri ve belirlenmiş Contention Ratio’lar gibi uygulamalar ile ele alınmasının faydalı olacağını düşünüyoruz.
Bu ifadelerden ne görüyoruz derseniz, anlaşılan ISS firmalar DSL konusunda bir süre daha yavaş davranacaklar. Çünkü yukarıda saydıkları hususlarda çekinceleri var.

Kaynak : 