Bu makalenin ilk bölümünü Avrupa’nın GSM Üstünlüğü, Mobil Wimax’le ABD’ye mi Geçecek? – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Intel Wimax Pazara Öncülük Yapıyor
Telekom sektörünün ekipman üreticileri de Wimax üzerinde çalışıyor. Mesela : Alcatel-Lucent, Nortel, Nokia, Siemens Networks. Ancak dünyanın 1 numaralı kablosuz network üreticisi İsveç’li Telekom devi Ericsson WiMAX’ı tamamıyla görmezden geleceğinin işaretlerini veriyor ve kendini 3G ve 3G’nin ardıllarına adıyor. Bu hareket ilk bakışta oldukça riskli gözükse de, araştırma firması Informa’nın WiMAX altyapı satışlarının 2012’de sadece 2,4 milyar dolar olacağı tahmini göz önüne alınırsa, Ericsson’un WiMAX pazarını rakiplerine bırakışı çok da anlamsız olmayabilir.
Ancak, WiMAX ile birlikte ortaya çıkan en büyük potansiyel fırsat, yıllardan beri mobil sektörden pazar kapmaya çalışan Intel açısından önemli gözüküyor.
Hatırlayacaksınız 3 ay önce Intel’in Laptoplarda 3G’den vazgeçip, Wimax’e yöneldiğini haber olarak vermiştim.
İşte dünyanın işlemci devi, Wi-Fi’nin benimsenişindeki başarısına benzer bir başarıyı tekrarlama peşinde: Intel önümüzdeki yıldan itibaren PC ve laptoplarda kullanılan işlemci-setlerinde Mobil WiMAX desteği kuracak. Intel ayrıca pazarı hazırlamak üzere, konvansiyonel cep telefonu operatörleri ile rekabet etmek için WiMAX networkü kuran kablosuz operatörlere yüz milyonlarca dolar yatırım yapıyor.
Bu yatırımların en göze çarpanlarından birisi, kablosuz öncülerinden Craig McCaw tarafından kurulan ve şu anda Sprint Nextel’in ardından A.B.D.’de 2 numaralı WiMAX frekansını elinde bulunduran Seattle merkezli Clearwise şirketine yapılan 600 milyon dolarlık yatırım. Clerwise şirketi ayrıca Almanya, İspanya, Belçika, İrlanda, Polonya ve Romanya’da da WiMAX spektrum haklarını kazanmayı başardı. Eğer Clearwise Avrupa’nın tamamını WiMAX hizmeti ile kapsama alanına alırsa, kablosuz veri transferinin Vodafone’u haline gelecek.
Intel ayrıca Britanya’da Pipex Wireless şirketine ve Almanya’da ulusal WiMAX networküne 1,3 milyar dolar harcayan Heidelberg merkezli Deutsche Breitband Dienste şirketine ciddi yatırımlar yaptı.
Doğal olarak bu yatırımlar, mevcut mobil operatörler üzerindeki baskıyı arttıracak. Zaten uzmanlar, “Mobil operatörler, işletme modellerini ve sunumlarını geliştirmezlerse, WiMAX’ın gelip müşterilerini çalabileceklerinin bariz bir biçimde farkındalar” diyor.
WiMAX için en büyük fırsat, büyük olasılıkla, hali hazırda kablolu geniş-bant hizmet altyapısının ve 3G altyapısının tam gelişmediği yeni büyüyen ekonomilerde çok daha büyük olacak. Mesela 5 Temmuzda Rusya’da Synterra adlı bir telekom şirketi, miktarı açıklanmayan bir fiyata, önümüzdeki yıl sonuna dek 1000’den fazla Rus şehri ve kasabasını kapsayacak bir mobil WiMAX networkü kurması için Alcatel Lucent’t ile anlaştığını açıkladı.
Bulgar Max Telecom ise Haziran ayı sonunda Sofya’da WiMAX hizmetlerini başlattı. Hizmetin 2008 sonuna dek tüm ülkeyi kapsaması bekleniyor. Kısa bir süre önce NextWave’in alt birimi Inquam Broadband tarafından satın alınan Zürih merkezli WiMAX Telecom ise Avusturya, Slovakya ve Hırvatistan’da ulusal WiMAX lisansına sahip oldu ve Romanya, Polonya, Sırbistan ve Karadağ’da da lisans almayı planlıyor. Küçük bir ülke olan Makedonya bile WiMAX lisansı için 35 başvuru aldı.
3G mi Kazanır – Wimax mi?
Kablosuz lisans hakkı konusunda hükümetlerin rolü çok önemli. Uzun vadede 3G’nin mi yoksa WiMAX’ın mı kazanacağı sorusunun yanıtı – veya her ikisinin de barış içerisinde birlikte varlıklarını sürdürmeleri durumu- spektrum tahsislerine ve lisans ücretlerine bağlı olacak.
Örneğin Hong Kong merkezli telekom firması PCCW’nin sahibi olan U.K. Broadband, İngiltere için, düzenleyici Ofcom’dan, 3G’nin gelecek sürümleri için ayrılmış olan 2,6 GHz’lik frekansının neredeyse tamamını kapsayan spektrum için fiyat vermek istediğini bildirdi. Eğer U.K. Broadband bu spektrumu elde ederse, bu sonuç belirli frekansların yalnızca belirli teknolojilere ayrılmasını dikte eden politikanın sonunun geldiğine dair bir işaret olabilir.
Benzer şekilde Temmuz’un ikinci haftasında Gothenberg İsveç’te toplanan Avrupa’nın bu endüstrideki liderlerinden oluşan bir grup, dijital televizyonların çıkışından sonra boşalan analog TV spektrumunun yeniden nasıl tahsis edilebileceğini görüştüler.
Eğer regülatörler şu anda Avrupa’da analog TV yayınları için kullanılmakta olan 500 MHz ve 800 MHz frekanslarının WiMAX’a ayrılmasına onay verirlerse, yeni gelişmekte olan operatörler için büyük bir ivme yaratılmış olacak. CCS Insight’a göre daha düşük frekanslar, daha düşük maliyetle ve daha geniş kapsama alanı sağlıyorlar. Dolayısıyla giriş bariyerlerinin aşağı çekilmesi anlamına geliyor. Ancak eğer geleneksel mobil operatörler bu frekansları 3G kapsama alanlarını genişletmek için elde ederlerse, bu WiMAX’ın sağlayacağı fırsatlara vurulan bir darbe olacaktır.
Dolayısıyla Avrupa’da kablosuz yarışı kızışıyor diyebiliriz. İşletmeci firmalar, kendilerini bu yarışta ön sıralarda tutacak yasal düzenlemeler olmasını umut ediyor. Amerikalı firmalar ise Avrupa’nın Kalesi’ne bir giriş yolu arıyorlar.



Kaynak : 