turk-internet.com Notu : Bu makale, bilişim – internet ve telekom sektörlerimizin önderlerinin kendi kalemlerinden değerlendirme ve öngörülerinin yer aldığı, “CEO DOSYASI ; 2007 Değerlendirmesi, 2008 Öngörüleri” başlıklı dosyamız kapsamında yayınlanmaktadır.
————————————————————————-
Bildiğiniz gibi ülkemizde serbestleşme çalışmaları 2000 yılında başlatıldı. Türk Telekom’un tekel haklarının yasal olarak sona ermesinin üzerinden ise 4 yıl geçti. Bu uzun sürelerde Türkiye’nin serbestleşmede önemli gelişme göstermesi gerekirdi. Ancak gerekli adımlar atılmadığı için Türkiye bu çok önemli süreleri kaybetmiş oldu. 2007 yılı, serbestleşme açısından olumsuzlukların yaşandığı, yapılmayanların yapılanları gölgede bıraktığı bir yıl olarak geride kaldı.
Tüm bu olumsuz tabloya rağmen, 2007 yılında az sayıda da olsa olumlu gelişmeler yaşandı. Geride bırakmak üzere olduğumuz yılda, Telekomünikasyon Kurumu (TK), şehiriçi telefon hizmetini rekabete açan, Sabit Telekomünikasyon Hizmeti lisansları konusundaki düzenlemeyi yaptı. Ayrıca TK, genişbant İnternet erişimi alanında rekabeti geliştirecek girişimlerde de bulundu. TK’nın bu girişimlerinin arkasında durmasını ve 2008 yılında sonuç alınmasını bekliyoruz.
2007 yılına damgasını vuran olay ise, Türk Telekom’un Telekomünikasyon Kurumu’nun onayı ile yürürlüğe koyduğu, rekabeti engelleyici ve tüketicinin aleyhine olan telefon tarifeleri uygulamasıdır. Mart ayında yürürlüğe konan bu tarifeler için yargıya başvuruldu ancak, yargının kararı beklenmeden aynı tarife değişikliği Temmuz ayında tekrar edildi. Söz konusu tarifeler konusunda yargı süreci hala devam ediyor.
2007 yılında TTNet ve Türk Telekom, rekabeti engelleyici nitelikte kampanyalar başlattılar. Bunlardan biri olan TTNet’in “Yaz Fırtınası Kampanyası”, Rekabet Kurumu tarafından durduruldu. Bununla birlikte, en önemli lisanslardan biri olan ve şehiriçi telefon hizmetinde rekabeti başlatacak olan Sabit Telekomünikasyon Hizmeti (STH), yeni işletmecilerin müşterilerine hızlı ve ekonomik İnternet erişimi hizmeti sunmalarını sağlayacak Wimax ve yine yeni işletmecilerin cep telefonu şebekeleri üzerinden kendi markaları ile hizmet vermelerini sağlayacak Mobil Sanal Ağ Operatörü (Mobile Virtual Network Operator – MVNO) lisansları verilmedi.
En önemli alternatif şebeke olan Kablo TV şebekesi ise atıl bırakılmaya devam edildi. TK, Ulaştırma Bakanlığı, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ve Özelleştirme İdaresi gibi kuruluşlar, Kablo TV şebekesinin özelleştirilerek ekonomiye kazandırılması ve serbestleşmeye katkı sağlaması yönünde herhangi bir adım atmadılar. Ayrıca, 2005 yılından bu yana gündemde olan ve sektörün gelişmesi ve Avrupa Birliği müktesebatına uyum için gereken Elektronik Haberleşme Kanunu (EHK), 2007 yılında da çıkarılmadı.
Özetle 2007 yılında, serbestleşmenin gerçekleşmesi için gerekli olan bir çok uygulama hayata geçirilmedi. Bunun sonucu olarak tüketiciler, rekabetsiz ortamda yüksek fiyatlarla ve seçme şansı olmadan hizmet almaya devam etmek zorunda bırakıldılar.
2008’den Neler Bekliyoruz?
2008 yılında, serbestleşmenin ve tam rekabetin gerçekleşebilmesi için, yeni işletmecilerin pazardan en az % 20 oranında pay alması hedeflenmelidir. Bu doğrultuda yapılması gerekenler şöyledir:
- Şehiriçi telefon hizmeti rekabete açılarak Sabit Telekomünikasyon Hizmeti (STH) Lisansları bir an önce verilmelidir.
- STH Lisansı alan işletmeciler, sabit hatları Türk Telekom’dan toptan kiralayabilmelidir.
- STH Lisansı alan işletmecilerin faaliyet gösterebilmeleri için, arabağlantı nokta sayısının arttırılması, lokal arabağlantıya imkan tanınması ve bağlantı ücretlerinin belirlenmesine yönelik düzenlemeler yapılmalıdır.
- Sabit Numara Taşınabilirliği uygulaması başlatılmalıdır.
- Wimax ve MVNO Lisansları verilmelidir. Bu lisansların verilmesi ile İnternet erişimi alanı ve cep telefonu alanı serbestleşerek rekabete açık pazarlar haline gelecek, böylece tüketiciler seçme şansına sahip olacaklardır.
- Lisans verme uygulamasını ortadan kaldıracak Elektronik Haberleşme Kanunu (EHK) çıkarılmalıdır. Böylelikle, bürokratik işlemler ve gecikmelere sebep olan lisans verme işlemi ortadan kaldırılacaktır.
- Lisanslı Uydu işletmecilerinin önündeki en önemli engel olan ve kamu kuruluşlarının uydu hizmetlerini Türksat’tan almalarını zorunlu kılan kanun maddesi kaldırılmalıdır.
- Geçiş Hakkı düzenlemesi ile, alternatif işletmecilerin telekomünikasyon altyapıları kurmalarını kolaylaştıracak değişiklikler yapılmalıdır.
- Türk Telekom’un işletmecilere sunduğu hizmetler için oluşturduğu Arabağlantı, ADSL/G.SHDSL, Yerel Ağa Erişim, Veri Akış Erişimi, Kiralık Hatlar, Ortak Yerleşim ve Tesis Paylaşımı gibi servislerin toptan tarifeleri, maliyet esaslı olarak belirlenmelidir.
- Türk Telekom’un 2007 yılında başlattığı ve işletmecilere sağladığı hizmetlerin fiyatlarını yüksek, son kullanıcıya sağladığı hizmetlerin fiyatlarını ise düşük tutarak gerçekleştirdiği, rekabeti zorlaştıran “Fiyat Sıkıştırması” uygulaması önlenmelidir.
- Türk Telekom’un rekabeti ihlal eden ve tüketicinin aleyhine olan perakende tarifeleri Telekomünikasyon Kurumu tarafından onaylanmamalıdır.
- Türk Telekom ve TTNet’in rekabeti engelleyici nitelikteki kampanyaları Telekomünikasyon Kurumu tarafından önlenmelidir.
- ADSL hizmetinin yeni işletmeciler tarafından yaygın olarak sunulmasına imkan sağlayacak Yerel Ağın Paylaşıma açılması, Veri Akış Erişimi ve ADSL Al-Sat gibi uygulamaların önündeki engeller kaldırılmalıdır.
- Kablo TV şebekesinin atıl bırakılmasının önüne geçilmeli ve şebeke süratle özelleştirilmelidir.
- UMTH–STH işletmecileri cep telefonu şebekelerinden çağrı başlatabilmelidirler.
- Gerçek rekabetin mümkün olması için AB ülkelerinde zorunlu hale getirilen, şebeke ve hizmet sağlama işletmecilikleri birbirinden ayrılmalıdır.
- Özellikle telefon ve genişbant İnternet erişimi hizmetlerinde, abonelerin işletmecilerini kolaylıkla değiştirebilmeleri imkanı sağlanmalıdır.
Ülkemiz telekomünikasyon hizmetlerinden elde edilen gelirler sıralamasında 16 milyar dolar ile OECD ülkeleri arasında son sırada yer almaktadır. Diğer yandan tam serbestleşmenin gerçekleşmesi halinde bu gelirin yılda yaklaşık 2 milyar dolar artacağı tahmin edilmektedir. Ülkemizde 2000 yılında başlayan serbestleşme 2000 yılında tam olarak sağlanabilseydi, bu gün telekomünikasyon alanından elde edilen gelirin 32 milyar dolar olarak gerçekleştiğini görebilecektik.
Diğer yandan bu süre içerisinde Kablo TV şebekesinin zamanında özelleştirilmemesinden doğan kayıplar, kamu kuruluşlarının ve vatandaşlarımızın telekomünikasyon hizmetlerine 8 yıldır ödemekte oldukları yüksek ücretler nedeniyle ortaya çıkan kayıplar, yeni yaratılmakta olan devlet tekeli Türksat’a yapılan harcamalar da dikkate alındığında, serbestleşmemenin ülkemize faturasının çok daha yüksek olduğunu görülmektedir.
2000 yılında tam serbestleşme sağlansaydı, ülkemiz bu gün Türk Telekom özelleştirmesinden elde ettiği gelirin birkaç kat daha fazlasını kazanmış olabilirdi.
Serbestleşmenin daha da geciktirilmesi halinde ülkemize maliyeti her yıl artarak büyüyecek, AB ve dünya ülkeleri ile aramızdaki fark artacaktır.



Kaynak : 