Çıktığı akşam yemeğinde, cüzdanını evde unuttuğu için misafirlerine mahçup duruma düşen Frank Mc Namara‘nın (daha sonra ABD Dışişleri Bakanı oldu) yaygınlaşmasına öncülük ettiği “Kredi Kart”ları, günümüzün temel ödeme sistemi haline geldi. Öyle ki, ABD’de perakende ticaretinin % 80’i kredi kartlarla gerçekleşirken, ülkemizde sadece nisan 2024‘de 1 trilyon TL alışveriş (948 milyar TL yurtiçi, 33,5 milyar TL yurtdışı olmak üzere) kredi kartları ile gerçekleştirilmiş. 2023 yılı tamamı için yerli kartların yurtiçi kullanımı 7,3 trilyon TL yani (ort dolar kuru ile) 304 milyar $ olmuş.
Bankalar Arası Kredi Kart Merkezi 2024 nisan verilerine göre, ülkemizdeki kullanıcılarda 122 milyon kredi kartı bulunuyor ve bunlar 2 milyonun üzerindeki POS platformlarında, yukarıda tutarını verdiğimiz işlemleri gerçekleştiriyorlar. Ticaret Bakanlığı ülkedeki toplam perakende alışveriş için 12,4 trilyon TL gibi bir rakam veriyor (maalesef zaman vermemişler ama tahminen 2023). Buna bakarak kredi kartlarının özellikle perakende pazarındaki anlamı daha iyi anlaşılabilir.
Tabii ki büyük kolaylık, rahatlık. Yanınızda para taşımak zorunda olmadan, gece ya da gündüz, fiziksel ya da internetten alışveriş yapabiliyorsunuz. O anda elinizde olmayan miktarda bir harcama bile olsa, ileriye atabiliyorsunuz (kredi kartına taksit olayı da bize özel, yabancı ülkelerde pek olmayan bir uygulama). Kendinize uygun bir tarihte ödeme yapabiliyorsunuz vesaire vesaire…
Ancak bu tatlı olayın, bir darboğazı var. Pazarı 2 firma yönetiyor ve bu darboğaz aslında farkında olmadan sizin cebinizden, olması gerekenden daha çok para çıkmasına neden oluyor. Sadece kolay para harcatmasından değil, ama asıl alınan komisyon nedeniyle (borcun faiz oranlarından ya da yıllık kart bedellerinden bahsetmiyoruz bile). Son bir kaç yıldır hem ABD, hem de AB bu komisyon olayına yeni mevzuatlarla çözüm arıyor.
1950’lerden sonra yaygınlaşan ve 90’ların ikinci yarısından itibaren de ülkemizde popüler hale gelen kredi kartları (kısaca “plastik” diye de adlandırılıyor) pazarında dünya çapında bir düopol (yani 2 şirketin hakimiyeti olan pazar) mevcut. Bu pazar Amerikalı 2 şirket olan Visa Card ve MasterCard’ın hakimiyeti altında ve bu 2 firma ödeme pazarını istedikleri gibi yönlendiriyorlar. Yani, işlem komisyonlarını istedikleri gibi yükseltiyorlar ya da mesela Ukrayna ile savaşan Rusya’da kullanımı kısıtlayarak, bir ülkenin ödeme sistemini felç edebiliyorlar.
Bu yazımızda ABD ve AB’de Kredi Kart pazarı konusundaki yeni mevzuatlara ve pazarın durumuna yakından bir göz atalım…
ABD’de Komisyon Oranı %2’den, % 2,24’e Yükselince Tepkiler Doğdu
Dünyada mevcut Kredi Kart markaları çeşitli olsalar da hemen hepsi az sayıda altyapıyı kullanır. Bunların 4 büyüğü ABD’de. İçlerinde dünya kredi kart pazarını yöneten Visa ve Mastercard mevcut. Bu 2 firmanın birlikte ABD pazarında aldıkları % 2-3’lük komisyon 2023 yılında 100,77 milyar $ ( 3,2 trilyon TL) olarak raporlanıyor (gerçi 2 firmanın kendi raporladıkları tüm dünya cirosu birlikte 57,8 milyar $). Yani toplam 60 bin çalışanı olan 2 firma, 85 milyon nüfusu olan Türkiye’nin 8,5 trilyon TL’lik gelir bütçesinin 2,5’da birini (ya da 5’de birini) kazanmış.
En son Nilson Raporunda bildirilen rakamlara göre, ABD’de banka kartları da dahil olmak üzere, tüm kart firmalarının aldığı toplam komisyon (Swipe Fees), 2022’de 160 milyar iken, 2023’de 172 milyar doları aşmış. Bu rakamın 132 milyar dolarından fazlası, Visa veya Mastercard destekli banka ve kredi kartlarından geliyormuş.
Kazançlara gelince, 28,300 çalışanı bulunan Visa, 2023’de 32,7 Milyar $ ciro ve 17,3 Milyar $ kâr açıkladı. 33,400 çalışanı bulunan Mastercard ise 2023’de 25,1 milyar $ ciro ve 11,2 milyar kâr yayınladı (ne kadar kârlı bir iş değil mi?).
Kredi Kart endüstrisine bakarsak, kredi kartı komisyonlarının son on yılda istikrarlı olduğunu iddia ediyor. Oysa son zamanlarda ABD’de bu rakam yüzde 2’den, 2,24’e yükseldiği için tepki gösteriliyor. Bir yandan bu 2 şirket açılan antitröst davasında anlaşmaya gitmeye çalışıyor. Ama ABD’de 2009 yılında çıkarılan “Kredi Kart yasası”nın 2023’de hazırlanan yenisi üzerinde çalışmalar da sürüyor. Mart ayındaki bir açıklamayı buradan görebilirsiniz. ABD’de tüm kredi kartlar için toplanan komisyonun 2022’de yüzde 17 artışla 160,7 milyar dolara yükseldiği ve son on yılda iki katından fazla arttığı raporlanıyor. Sadece Visa ve Mastercard için bu rakamın 100,77 milyar $ olduğunu yukarıda yazdık.
Avrupa Birliği Şubatta Kredi Kartlarını Aşmaya Yönelik Düzenleme Yaptı
Avrupa Birliği 2007’den itibaren kredi kartların komisyon oranlarını tartışmaya başladı. Mart 2015’te, Avrupa Parlamentosu, 8 Haziran 2015’ten itibaren geçerli olmak üzere (AB) 2015/751 sayılı Yönetmelik kapsamında kredi kartları için % 0,3 ve banka kartları için % 0,2 sınırlaması yaptı.
Ama yine de Avrupa Birliği yaklaşık 10 seneden beri, ödeme sistemlerinde gelinen düopol (2 firmanın kontrolü) durumuna bir çözüm bulmaya uğraşıyordu. Sonunda şubat ayında bunu aşmaya yönelik olarak “ANLIK ÖDEME (Instant Payment)” düzenlemesi yaptı.
Yeni kuralların, üçüncü ülke finans kurumlarına ve altyapılarına (özellikle ABD kastediliyor), aşırı bağımlılığın azaltılmasına yardımcı olması ve bu yolla Avrupa ekonomik ve finans sektörünün stratejik özerkliğini geliştirmesi hedefleniyor. Burada ülkemiz açısından da önemli dersler mevcut.
Avrupa Birliği’nin Getirdiği Çözüm Nedir?
Yeni düzenleme ile AB, kredi kartların yerine yeni bir ödeme alışkanlığı yaratmaya çalışıyor. Çünkü Visa-Mastercard öylesine yaygın ki, bir anda kaldırılabilmesi mümkün değil. Tüm ticaret felç olabilir.
26 Ekim 2022’de Avrupa Komisyonu, euro cinsinden anında kredi transferlerine ilişkin özel hükümleri ekleyerek, euro cinsinden standart kredi transferlerine ilişkin 2012 tarihli “Tek Euro Ödeme Alanı (SEPA)” düzenlemesini değiştiren ve modernleştiren, “Anlık Ödemelere (Instant Payment)” ilişkin bir öneri sundu.
26 şubat 2024’de AB Konseyi, Avrupalı ödeme şirketlerinin, ABD’li Visa ve Mastercard firmalarıyla rekabetinde, euro para birimi cinsinden “Anlık Ödemelerin” günün her saatinde tam olarak yapılabilmesine yönelik kuralları kabul etti.
AB Konseyi, yeni düzenlemenin, müşterilerin euro cinsinden parayı mesai saatleri dışında da dahil olmak üzere istedikleri zaman yalnızca aynı ülke içinde değil, aynı zamanda başka bir AB üye ülkesine 10 saniye içinde transfer etmelerine olanak tanıyacağını söyledi. Şu anda mevcut kartlar ve para yatırma işlemleri kullanılarak yapılan ödemeler birkaç iş günü sürebiliyor.
Avrupa’daki bankalar ve benzeri ödeme hizmeti sağlayıcılarının, “Anlık Ödemeleri (Instant Payment)” euro cinsinden gönderme ve alma hizmetini sunması gerekecek. Uygulanacak ücretler (varsa), standart kredi transferleri için geçerli olan ücretlerden yüksek olmamak zorunda. Yeni kurallar bir geçiş döneminin ardından yürürlüğe girecek .
AB, uzun süredir bankaların ve ABD firmaları Visa ve Mastercard’ın hakimiyetinde olan ve müşterilerin banka hesaplarından alınan verileri kullanarak rakip hizmetler sunan fintech‘lerin rekabet ettiği Avrupalı ödemeler piyasasını geliştirmeye çalışıyor.
Bu arada not edelim BRIC ülkeleri de bu konuda harekete geçtiler ve kendi sistemlerini kurmayı planlıyorlar.
ABD, Tüm Dünyanın Ödeme Sistemlerini Kontrol Altında Tutuyor
ABD’nin kendisi de komisyonlardan şikayet ediyor ama Visa ve Mastercard ile ödeme sistemleri pazarında oluşan düopol (yani 2 firmanın pazarı domine ettiği durum) sayesinde, hem para kazanıyor, hem de tüm dünyanın ödeme sistemini kontrol etmesi söz konusu.
Kontrol tarafına bakarsak, adeta bir Deli Dumrul hikayesi var ortada. Örneğin; Rusya-Ukrayna olayında, Rusya’ya ambargo koyup, Ruslara Visa ve Mastercard ile ödemeleri bloklayınca, Rus turistler gibi kredi kartı ile ödeme yapanlar ya da Rus tacirler gibi kartla ödeme alanlar ne yapacaklarını şaşırdılar. Sonuçta bu Rusya’nın başına geldiği gibi, ABD ile ters düşen başka ülkelerin de başına gelebilecek bir gelişme. Bu 2 kart, bir anda bir ülkenin finans sistemini bloke edilebiliyor.
O zaman Visa ve Mastercard yerine ülkenin kendi yerli kartını çıkarması iyi bir çözüm olmaz mı? Rusların “Mir Kartı” var. Bu kart Rusya’nın bankaları ile anlaşmalı ve ayrıca başka ülkelerde –örneğin ülkemizdeki Denizbank, İş Bankası gibi– anlaşma yaptığı yerler vardı. Bu iyi bir çözüm!
Ancak ne gördük; Ukrayna işgali ile birlikte, Avrupa’daki bankalar –anlaşma yapmış bile olsa– Mir Kart’ı kabul edememeye başladılar. Bir süre sonra Türkiye’de anlaşmalı bankaların da Mir kart kabul etmekten vazgeçtiği açıklandı. Muhtemelen olayın altında bir baskı konusu var. Ne tür baskı derseniz, Troy kredi kartı için 2018-2019’larda yapılan spekülasyonları hatırlayalım.
2015 yılında Bankalar Arası Kredi Kart Merkezi (BKM) “Troy” isimli bir kredi kartı çıkardı. Ufak ufak büyümeye de başladı. Ama kısa bir süre sonra kulağımıza bazı spekülasyonlar geldi. Bankalara “Troy” kabul ettikleri takdirde, Visa ya da Mastercard ile çalışamayacakları baskısı yapıldığı dedikoduları yayıldı.
Ticaret Bakanlığı muhtemelen olayın farkındaydı. Bir süre sonra “Troy” tekrar harekete geçti ve hatta şirketleşti. Şimdilerde her bankanın Troy kartı var. (Tavsiye ederim, bunu alın ve kullanın, en azından komisyon ülkede kalır).
Diğer yandan, ülkemizde ödeme sistemleri konusunda çok başarılı firmalar —Fintech firmaları— olduğunu biliyorsunuz. Ancak bunlar da kendi kaynakları ile değil, hep Visa ve Mastercard’ın kurduğu altyapı üzerinden çalışıyorlar. İşte bu nedenle Avrupa Birliği “Instant Payment” kararı çıkardı. Çünkü onlar da kendi Fintech pazarının bağımsız gelişmesini istiyorlar. Ticaret Bakanlığı’nın da bu konuda çalışması lazım.
Türkiye Kredi Kart Komisyonlarına Ayda 1-2 Milyar $ mı Ödüyor?
Kredi kart altyapısı sağlayan firmaların iş modeli, satıcı firmaların müşterilerine kredi açmasına aracılık etmesi olarak tanımlanabilir. yani Visa ve Mastercard, bankalar yoluyla bu kredilere garantör oluyorlar. Kredinin maliyetini de satıcı firma üstleniyor.
Kredi kart ile satış yapan tüccarların ödediği komisyonların, ortalama olarak işçilik dışında en büyük gider olduğu kaydediliyor. Ama tabii ki bu komisyonlar tüccarların değil, tüketicinin sırtına yükleniyor. Amerikalı tüccarlar koalisyonunun açıklamasına bakılırsa, bu komisyonlar nedeniyle, kredi kartları ortalama bir Amerikan ailesine 1.000 dolardan fazla ilave bir maliyet yüklüyor. Yani yılda 30 bin TL ve ayda 2.500 TL. Acaba bu rakam ülkemizdeki ortalama bir aile için ne kadardır? Çünkü ABD’de % 2+ olan komisyon oranı, geçen yıl ekim ayında % 3,5 düzeyine çıkarılmış. Bugünlerde aldığımız gayri resmi bilgiye göre ülkemizdeki tüccarlar için % 8 düzeyinde. Yani Türk aileye daha fazla ilave maliyet getiriyor olabilir.
Hesap yaparsak, 1.000 TL’lik alışverişi kredi kart ile yaptığınızda, bir Amerikalı 978-980 TL’ye alacağı malı 1.000 TL’ye almış oluyor. Türk tüketicisi ise % 3,5-8 komisyon aralığında, 910-966 TL’ye alacağı mala 1.000 TL ödemiş oluyor.
Yukarıda nisan ayı yurtiçi pazarda 948 milyar TL’lik perakende alışveriş olduğunu yukarıda yazdık. Bankalardan Visa ve mastercard için komisyon oranını sordum; Tüccarlardan % 8 alındığını ilettiler. 948 milyar içindeki % 8 aşağı yukarı 70 milyar TL gibi hesaplanabilir. $ cinsiden söylersek, acaba ülkemiz ayda 2 milyar $’ı ülkenin kredi kartlarına komisyon olarak ödüyor olabilir mi? Bu yılda 20-24 milyar $ anlamına gelir. BKM’nin sayfasından, sadece yerli kartların yurtiçi kullanımı rakamlarını aldığımız, aşağıdaki tabloya dikkatle bakalım;

Gördüğünüz gibi kredi kartları ile harcamanın tüketiciye maliyeti 2023’de 10-22 milyar $ arasında. 2024’ün ilk 4 ayında ise 4-9 milyar $ aralığında bir rakam gözüküyor. Ödeme sistemleri firmalarında çok daha düşük oranlar bulunuyor ama bunların tümünü gösteren bir hesabını bulamadık.
Tablodaki komisyonun bir kısmını bankalar alıyordur. Dolayısıyla ne kadarı 2023’de toplam 57,1 milyar $ ciro raporlayan Visa+Mastercard’a gidiyor, bilmiyoruz. Ancak Avrupa’dan % 0,3 ve ABD’den % 2 civarı komisyon alırken, Türkiye’den % 3,5 ya da doğruysa % 8 alınması epeyce acaipmiş. Visa ve Mastercard Türkiye’den aldıkları komisyonlar konusunda açıklama yapmak isterlerse, memnuniyetle dinleriz.
Bu yazıdan çıkan sonuç şu; öncelikle hükümete, Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumuna düşen görevler var. Bu korkunç komisyonlar konusunda hiç bir şey yapmayacaklar mı? Soğan firmalarını sıkıştırmışlardı ama hem onlar yurtiçinde kalan bir paraydı ve hem de asıl büyük rakam burada.
Kredi kart komisyonlarının aşırı olmasının tüketici fiyatlarını yukarı çekmesi dışında, anlaşılan cari açık konusunda da önemli bir yeri var. Turizm, ihracat gelirleri vs ile ülkenin kazandığı zor paradan da, hiç farkında olmadığımız dışarıya kaptırılan büyük bir para var.
Dolayısıyla hükümet, kredi kart dışı ödeme sistemleri için başka fikirler üretmeli. Burada yine Avrupa Birliği bir örnek olabilir. Yanısıra Troy kartın önemi bu noktada ve de desteklenerek, tamamen bağımsız hale getirilmesi lazım.
Ama tüm görev hükümet, Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumu’nda değil. Biz tüketicilere de düşen görevler var; hepimizin kredi kartlarına olan bağımlılığımızı azaltmamız lazım. Ekonominin mevcut durumu nedeniyle kullanımın arttığını görüyoruz. Ama sonuçta ödeyen yine biz olacağız, hem de fahiş faizlerle. Bu noktada daha önemlisini akılda tutmak lazım, kredi kartları aslında ekonomiyi % 3,5-8-10 düzeyinde pahalı hale getiren bir araç durumunda. Alışveriş ederken, bunu unutmayın!!!




Kaynak : 