2004 yılında Uzun Mesafe Telefon Hizmetleri (UMTH) lisanslarının verilmesi ile birlikte, ülkemizde yeni bazı terimler duyulmaya başlandı. Bunlardan birisi Türkçe’ye “Arama merkezi” olarak çevirebileceğimiz “Call Shop”, diğeri “Arama kartı” olarak tanımlayacağımız “Calling Card” oldu. Türk Telekom’a alternatif olmak için lisans alan ilk etapta 22, ve sonrasında toplam 45 UMTH (şu anda 35 civarı) firmasından bazıları kendilerine bayiler ve/veya arama merkezleri şeklinde satış teşkilatları kurdular.
Bu yapılardan arama merkezi (call shop) olarak adlandırılanlar genellikle Antalya, İzmir gibi turizm merkezlerinde oluşturuldular. Genellikle bilgisayar, belli network cihazları (Cisco, Quintum gibi) ve ADSL hat alarak, düşük bir yatırım miktarı ile hemen çalışmaya başlayabilen bir bayilik tarzı olan bu sistem maalesef turistik bölgelerde, ve havaalanlarında umulan ilgiyi göremedi. Bugün asıl ilgi gördüğü alanların göçmenlerin yoğun olduğu bölgeler olduğunu öğreniyoruz.
Kumkapı, İzmir, Tarlabaşı gibi semtlerde toplam 5 adet arama merkezi sahibi olan ve bugüne kadar anahtar teslimi 20 kadar arama merkezinin kuruluşunu da yapan İbrahim Yılmaz bize arama merkezlerinin, başka ülkelere gitmek isteyen (Afrika’lı ya da Irak savaşından kaçanlar gibi) mülteci ya da ülkemizde hizmetçi olarak çalışan (Ermenistan, Gürcistan, Türkmenistan, Moldava vatandaşları gibi) kişilere hizmet verdiğini anlattı.
İbrahim Yılmaz, “arama merkezleri” konusuna sahip çıkmaya uğraşan ve bu alanda çalışan firmaları biraraya getirmeye çalışan bir yatırımcı ve Millenicom’un da bayisi durumunda.
İbrahim Yılmaz, turk-internet.com’a, kaçak çalışan, bir UMTH firmasının lisansı altında olmayan arama merkezlerinin artması üzerine başvurdu. Esas sorusu, bu konuda nereye başvurması gerektiğiydi. Çünkü lisanslı olmayan bu firmaların fatura-fiş de kesmediklerine dikkat çekerek Maliye’ye başvurmuş, ancak Zabıta’ya doğru yönlendirilmiş. Orada da cevap bulamamıştı. Biz de bu yazı vasıtasıyla ihbarda bulunuyoruz. Lisanslı firmalara ve altındaki bayilere haksızlık anlamına gelen ve devlete de vergi ödemeyen bu yapılara, ilgililer bizim haberimiz üzerine gereken ilgiyi göstereceklerdir diye düşünüyoruz.
Ama biz bu fırsatla İbrahim Yılmaz ile sektörün durumunu ve sorunlarını konuştuk.
İbrahim Yılmaz, daha önce aynı alanda bir UMTH firması yatırımı yapmış olan amcasının sayesinde bu alana adım atmış. Amcası alanın dışına çıkmış görünüyor ama Yıldız sahibi olduğu 5 arama merkezi ve başka arama merkezlerine danışmanlık yaparak, 99’da girdiği bu sektörde devam ediyor. İbrahim Yıldız 2004 yılında Millenicom’un bayisi haline gelmiş, diyor ki;
Bakkal, kebabçı, küçük esnaf herkes bu işe girdi. Az zamanda büyük bir sektör haline geldi.
“Neden?” diye soruyoruz;
Çünkü az bir yatırımla yapılabilecek bir iş. Mesela az bir network bilgisiyle ve bir bilgisayar, bir hat varsa, 2-3 de cihaz alınıp girilebiliyor. Doğru yerdeyseniz, hemen de para kazanmaya başlayabiliyorsunuz. Bazı UMTH firmaları kendileri ile çalışan firmalara ücretsiz tabela, kabin sistemi ve sistem altyapısı da verebiliyor.
“Biz aslında arama merkezleri fikri tutmadı diye düşünüyorduk. Bu sektör kime hitap ediyor” diyoruz. Şöyle cevaplıyor;
UMTH firmaları başta bu işi anlayamadılar. Gittiler turistik bölgelere yerleştirdiler. Ama turist cep telefonu olan adam. Ya da mail yoluyla işini hallediyor. Arama merkezlerine gelen turist sayısı pek az. Ama göçmenler, ya da ülkeye para kazanmak için gelen hizmetli sınıfındaki insanların paraları yok, olan da hemen bitiyor. Cep telefonları da yok. En önemli ihtiyaçları haberleşme. En ucuz nereden yaparlar, ona bakıyorlar.
Arama kartı fikri de aynı. Özellikle evlerde hizmetçilik yapan eski Rus Cumhuriyetinden gelenler bu kartlara çok rağbet ediyor. Çünkü çalıştıkları evler onlara uluslararası arama için telefonları kullandırtmıyor. Arama kartları çok pratik. Komik bir şey söyleyeyim. Bu kartlarla gelen ev sahipleri oldu ve sordular, “acaba bu kartlar kullanılınca benim telefonuma ne kadar bir yük gelecek?” diye. Biz de onlara arama kartlarının ne olduğunu anlattık.
Yılmaz ülkemizdeki yabancı öğrencilerin de arama merkezlerine rağbet etmediğini söylüyor. Kendisine sektör olarak başka ne hizmetler verdiklerini ve mesela cep telefonu ya da bilgisayar gibi başka ürünler satıp satmadıklarını soruyoruz;
Satmıyoruz. Sattığımız ürünler hep haberleşme ve erişimle ilgili şeyler. Yani kabinlerden telefonla görüştürüyoruz. Ya da internete bağlanabiliyorlar. Bizim dükkana gelip 24 saat kalan insanlar var.
Ancak internet cafeler ya da cep telefonu bayileri, şimdilerde Smile (Doğan Grubu) dükkanları da yakın bir iş olduğu için bir tarafa 3-4 kabin koyabiliyorlar. Bir de benim son zamanlarda oluşturduğum noktalar var. 60 kadar gazete bayisini 1045 üzerinden bağladık. Yani pek çok firma yan iş olarak bunu yapabiliyor.
Bu röportajın devamını Kaçak Arama Merkezleri (Call Shop) Sayısı Artıyor – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 