Dünküsaldırıyı yorumlayan yazımdan sonra, bugün konuyu araştıran gazeteci arkadaşlarımdan gelen tek bir soruyla karşılaştım.
“Cep telefonlarında da pil var. Acaba ölümcül bir tehlike yaratır mı?”
Önceki yazıda ne demiştik? Burada patlayan şey bir “pil” değildir. Bunu neden diyoruz? Çünkü pillerin patlatılması bu kadar kolay değil. Zaten New York Times da bugün bizi teyit eden bir makale yayınladı. Aşağıdaki videoda, cep telefonundan, laptopa çeşitli araçların pillerinin patlatılmasının denendiğini görebilirsiniz. 5:30 dakikadan itibaren çok daha büyük bir pili patlatmaya uğraşıyorlar. Ama patlamıyor.
(Videonun yayıncısı iFixit birbirlerine onarım konusunda yardım eden insanların oluşturduğu global bir topluluktur.)
Zaten neredeyse 35 yıldır hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olan cep telefonlarının pillerinin patladığını kaç kere gördünüz? Kaç kişinin yakınında böyle olay meydana geldi?
Evet gazetelerde zaman zaman bazı pil yanma olayları gördük ama bunlar da aşırı koşullar altında kullanım ya da üretim hataları nedeniyle pillerin aşırı ısınması ya da delinmesi gibi olaylar sonucunda meydana geldi. Örneğin 2017’de Samsung’un Galaxy Note 7 telefonlarında (geri toplatılmıştı) pil kaynaklı yanma ve patlama meydana gelmişti.
Çağrı Cihazının Ciddi Hasar Meydana Getirmesi Mümkün mü?
Çağrı cihazı dediğimiz aygıt bir hayli basit bir alet. Pilinin aşırı yükleme ile vs patlatılmasının ne kadar zor olduğunu –çeşitli pillerin denendiği– yukarıdaki videodan da görebilirsiniz.
Ama yine de mesela diyelim ki çağrı cihazının pilini patlatacaksınız; Önce cihazın numarasını bileceksiniz, sonra içine sızacaksınız –ki internete bağlı olmadığı için sızma ancak fiziksel olarak mümkün– içine öyle bir kod ya da devre koyacaksınız ki pili ısındıracak kadar yüklü bir işlem yapacak. Üstelik bunu aynı anda binlerce cihazda yapacaksınız. Pek akla yakın gelmiyor.
Gerçek dünyada lityum-iyon piller patladığında, ufak tefek yaralanmalar (mobil telefonlarla ilgili) raporlansa da, ölüme yol açması zor gözüküyor. Dolayısıyla saldırıyı duyduğumuz andan itibaren dışarıdan cihaz içine konulmuş patlayıcı diyoruz.
BAC Consulting Firması
Çağrı cihazlarının ana üreticisi Tayvanlı Gold Apollo’nun CEO’su Hsu Ching-kuang, bugün Taipei’de gazetecilerle yaptığı görüşmede, BAC ile 3 yıldır anlaşmalı çalıştıklarını söylemiş ama bir anlaşmaya dair bir belge sunmamış. Ancak ilgi çekici bir ayrıntı vermiş ve BAC ödemelerinin Orta Doğu üzerinden gönderildiğini ekledi belirtmiş.
Şirketin, 19 Mayıs 2022’de kurulduğu ve (şu anda yayında olmayan) web sitesinde, iş danışmanlığından mücevher satışına kadar uzanan çeşitli iş kollarının yer aldığı görülürken, faaliyetleri arasında yer alan telekomünikasyon konusunda çağrı cihazı teknolojisiyle ilgili olduğuna dair bir bilgiye ulaşılamamış.
BAC’nin Macar ve İtalyan kökenli olduğunu iddia eden 49 yaşındaki Cristiana Arcidiacono-Barsony tarafından kurulduğu bilgisi var.
Bu Siber Saldırı mı?
Yapılan saldırı bir siber saldırı mı diye soranlara not edelim. Bu saldırı boyutu ile şaşırtıcı olsa da, yeni cins bir saldırı değil. Siber saldırı hiç değil. Özetle, bir cihazın içindeki patlayıcı uzaktan patlatılmış. Bunu cep telefonlarının içine yerleştirilen patlayıcılarla, uzaktan suikast yapıldığında gördük. Yeni olan şey şu; bu sefer 1 kişi değil, bir kitle hedeflenmiş.
Bir düşman görülen grubun yaptığı / yapacağı alım bilgisi değerlendirilmiş ve bu alım kitlesel saldırı amaçlı kullanılmış. Toplu cihaz alımı nedeniyle çok kişiye ulaşan bir saldırı olmuş. Bilinen ve daha önce defalarca yaşanan bir saldırı türü. Telefona konulan patlayıcılarla yapılan suikastlerden farksız (Hamas üyesi Yahya Ayyaş’ın 1996’da öldürülmesi gibi).
Bu saldırının 2 boyutu var. Birisi casusluk (cihazların satın alınacağını ve nereden alınacağını haber almışlar) ikincisi muhtemelen hainlik; B.A.C Consulting isimli Macar firma ya da oradan ithalat yapan Lübnan’daki bayi bu bombaları cihaza yerleştirmiş.
Saldırı İsrail’e sadece bir grup Hizbullah üyesinin sahadan çekilmesini (ölerek ya da yaralanarak, örneğin 500 kör kalan üyeden bahsediliyor) sağlamakla kalmamış. Yanısıra kimlerin üye olduğu da ortaya çıkmış. Daha önemlisi İsrail “teknoloji açısından güçlü olduğu” imajına yeni bir katkı yapmış oldu.
Dünya açısından ise, buradaki önemli olay şu; İsrail Gazze’deki Hastane ya da Birleşmiş Milletler Binasında olduğu gibi sivil halka yönelik yaptığı saldırılara, bir yenisini eklemiş. Hizbullah’ın kendisi sivil olmasa da, halkın içine karışmış olan, yani bir süpermarkette alışveriş yapan, motosiklet kullanan, araba kullanan Hizbullah üyelerinin çevresindeki sivil halka aldırılmadan bu saldırı gerçekleştirilmiş. Bu vahim bir durum. İsrail’in alışılmış etik kurallara aldırmadığını ortaya koyuyor. Umarız bu yeni bir trend haline dönüşmez.
Diğer yandan buradan çıkarılacak önemli bir ders, son yıllarda AKP’nin diline dolandırdığı ve hepimizi kandırmaya çalıştığı sanal “yerli ve milli” değil, gerçekten kendi teknolojimizi üretmemiz gerekiyor.



Kaynak : 