Küresel ekonomide, ‘olmazsa olmaz’ olarak kabul edilen ve rekabette önemli avantajlar sağlayan teknolojik yenilik yapma zorunluluğu bazı kuruluşlara taşıması güç, ek bir yükümlülük gibi görünebiliyor. Bu noktada ortaya çıkan Technoinvent, teknoloji araştırmaları, sistematik inovasyon ve Ar Ge uygulamaları, inovasyon eğitimleri ve teknoloji transferi gerçekleştirme iddiasıyla şirketlerin rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Technoinvent Yönetim Kurulu Başkanı Ruhi Kaykayoğlu yaptıkları çalışmalar hakkında turk-internet.com’a bilgiler verdi.
turk-internet.com ; Technoinvent fikri nasıl doğdu. Kısaca anlatır mısınız?
Ruhi Kaykayoğlu; Türkiye’de küresel rekabetle başa çıkmak isteyen ve bunun fark yaratmaktan başka çaresi olmadığını bilen ve iyi niyetle çalışan çok sayıda firma var. Bu firmalar rekabetin ancak Ar-Ge ve inovasyonla olacağını biliyor. Ama bunu en kısa ve verimli olarak nasıl yapacaklarını bilmiyorlar. Technoinvent bu noktada bir açık olduğundan hareketle, bizden önce bunu başarmış ülke ve firmaların çözümlerini Türkiye’ye uygulamak amacıyla ortaya çıktı. Son derece güçlü ve uzman yurt dışı ortakları var ve amacı Türkiye şartlarında firmaların sürdürülebilir rekabet için sonuç odaklı Ar- Ge ve inovasyon yapmalarını sağlamak.
turk-internet.com ; Technoinvent, kendi teknolojimizin yaratılmasında ne gibi çalışmalarda bulunuyor; kişi ve kuruluşlara ne gibi destekler veriyor?
Ruhi Kaykayoğlu; Öncelikle teknoloji yaratma konusunda modern ve etkili enstrümanlar sunuyor. Bunlar teknoloji araştırmaları, Triz, Ar-Ge ve inovasyon yönetimi ve teknoloji transferi. Bu gibi hizmetleri de bu konularda dünyanın en iyileri olan M-CAM, Ideation International ve Institute of Professional Innovators gibi yurt dışı ortaklarının desteği ile yürütmektedir. Pek çok başarılı ülke ve şirket var ama Teknoinvent’in amacı bize özel şartlara uygun inovasyon modelleri yaratmak.
turk-internet.com ; Bir Almanya’da oldukça başarı ile icra edilen üniversite-sanayi(Ar-Ge) işbirliği niye Türkiye’de tesis edilemiyor? Bu yapısal nedenlerden mi kaynaklanıyor?
Ruhi Kaykayoğlu; Üniversite sanayi iş birliği sadece karşılıklı iyi niyet ile olmaz. Üniversiteler genel anlamda sanayinin ihtiyacı olmayan makaleler konusunda çalışmaktan vazgeçip, doğrudan sanayinin ihtiyacı olan problemlere çözüm bulurlarsa, bu çözümlere patent alırlarsa ve oluşturulan bu değerleri sanayiye transfer ederlerse başarı gelir. Yani üniversiteler sanayicinin problemlerini lisans, yüksek lisans ve doktora tezleri olmak üzere araştırma konusu yapıp, sonuçta üretilen çözümün teknoloji transferi ile sanayiye kazandırılmasını sağlarlarsa sanayi için vazgeçilmez olurlar. Bu konuda en başarılı ülke modeli olarak da İsrail’e dikkat çekiyorum. Bu noktadan hareketle teknoloji transfer yöntemlerinin Türkiye’de yaygınlaştırılması için öncelikli işlerimizden bir olacak.
turk-internet.com ; Batıda kurulan inovasyon merkezlerinin her gün bir başka yenilikle ortaya çıkması, Türkiye’de daha karamsar bir atmosferin oluşumunu; “zaten biz yapamazdık” söylemini mi güçlendiriyor? Sizce, Türkiye’de eğitime ek olarak, harekete geçirici, psikolojik etkin bir sloganın bulunması gerekmiyor mu?
Ruhi Kaykayoğlu; İnovasyonu sadece bir moda olarak görmemek lazım. Biz inovasyonun kavramı içinde daha çok elle tutulur çözüm üreten “teknolojik inovasyon” konusu ile ilgileniyoruz. Burada elbette Ar-Ge çalışmalarının paraya dönüştürülmesini de dahil ediyoruz. Ama bizim için asıl olarak dünyada etkin bir şekilde uygulanan teknolojik inovasyon metodolojisi olan triz (www.ideationtriz.com) yöntemiyle bunu yapacağız. Sadece insanlara “inovatif olun, yenilikçi olun” demeyeceğiz, bunu somuta indirgeyip, hatta onlara öğretip doğrudan katma değer sağlayacağız. Türkiye’deki inovasyon faaliyetlerinin tam olarak anlaşılamaması sanayi ve iş hayatının bunu nasıl yapacağını ve somut olarak ne kazanacağını bilmemesinden kaynaklanıyor. Biz bunu Triz ile aşacağız.
turk-internet.com ; Başbakan Erdoğan, bilişim çalışanları yetiştirmek için uzun ve dağınık eğitim programları yerine kısa, konuya ve üretime odaklı mükemmeliyet merkezleri ile yine üretime odaklı çok sayıda meslek yüksekokulu kurulmasını hedeflediklerini söylemişti. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Ruhi Kaykayoğlu; Kuşkusuz meslek yüksekokulları üretim için önemli, bu problemin devletin yönlendirilmesi ile çözülmesi gerekiyor. Ancak biz bununla ilgilenmiyoruz. Biz üretimde iddialı olan, ama gelişmiş teknolojiler ile çok ucuz üretime dayalı uzak doğu arasında sıkışmış olan sanayi ve iş çevreleri ile ilgileniyoruz. Biz rekabeti, etkin ve hızlı ar-ge ile, teknolojik inovasyon ile aşmak isteyen firmalara, eğitimden öte doğrudan işin içine girip yardımcı olmak istiyoruz. Biz sunduğumuz çözümlerle onların rekabet güçlerini arttıracağımızı vadediyoruz.
turk-internet.com ; Sizce, Türkiye’de yetişen ve gelecek vaat eden öğretim elemanlarının beyin göçü olarak kaybedilmemeleri için acil olarak neler yapılmalı?
Ruhi Kaykayoğlu; Bunun için başta çıkan Ar-Ge yasası çok önemli. Özellikle teknik okullarda okuyan kaliteli ar-ge personeli Türkiye’de kalabilecektir. Elbette ki bu konularda eleman yetiştirmek ve geliştirmeyi sürdürmek gerekir. Biz bunu bir ek hizmet olarak sunacağımız Ar-Ge ve inovasyon eğitimleri ile yapacağız. Böylece yetişen bu personeller Türkiye’deki kurumlarda çalışabilecekler.
Röportajın devamına burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Kaynak : 