Röportajın ilk bölümüne burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.
turk-internet.com ; Türkiye’de, son yıllarda bilişim alanında potansiyelin de artmasına paralel olarak ciddi bir hareketlenme görülüyor. Bu, ticari şirketlerin pastadan pay alma yarışı şeklinde salt mal ve hizmet dolanımı anlamına mı geliyor? Türkiye bu dolanımı kendisine teknolojik devrim yaptıracak bir harekete çevirebilir mi? Bundan nasıl yararlanabilir?
Ruhi Kaykayoğlu; Bilişim çok önemli bir sektör, çünkü her sektörün içine girmiş. Ancak bu devrimin olabilmesi için bilişimin salt bilgisayar programları yapmak olarak algılanmaması lazım. Teknolojiyi destekleyen yazılımlar ve amazon.com gibi sonuçta inovasyon oluşturacak ve böylece yüksek katma değer sağlayacak çalışmalar yapılmalıdır. Yani bu sektörlerde çalışanlar çalışmalarını inovasyon odaklı yapmaları halinde bir devrim yapabilirler.
turk-internet.com ; Zaman zaman ortaokul ve lise öğrencilerinin kendi çabaları ile bilgisayar kullanımında yaşıtlarından çok daha fazlasını başardıklarını duyuyoruz, görüyoruz. Ülkemizde bu gibi ‘deha’ olarak kabul edilebilecek gençlere sahip çıkan her hangi bir kurum, bir otorite var mı? Sizce, bu gençleri daha yararlı kılmak için neler yapılabilir?
Ruhi Kaykayoğlu; Bu konuda bir kurumdan ziyade eğitim sistemine bakmak lazım. Aslında eğitim sistemi insanları “yaratıclık ve yenilikçiliğe” doğru yönlendirmiyor. Bizim sistemimiz daha çok analitik. Onlar da sadece kaliteli olanlar. Oysa yaratıcı, yenilikçi ve inovasyon odaklı eğitim sistemine geçilmesi lazım. Bunun en iyi örneği Amerika’da Triz’in liselerde dahi okutulmaya başlaması. Bu sistemi tanıyan öğrenci sadece verilen işi en iyi şekilde yapmak değil, karşısına gelen problemleri buluşçu ve yenilikçi bir mantıkla çözmeyi öğreniyor.
turk-internet.com ; Berlin Teknik Üniversitesi hocalarından sayın Prof. Dr. Şahin Albayrak kendisiyle yaptığımız röportajda, gelinen noktada lisanslı üretim yapma döneminin bittiğini ve başarının kendi tasarımını yapmaktan geçtiğini (üretimin ikincil önemde olduğunu) ifade etmişti. Bu konuda neler söyleyeceksiniz? Türkiye, tam olarak dünyanın neresinde bulunuyor? Arçelik’in başarısı 70 milyonluk bir ülke için yeterli mi?
Ruhi Kaykayoğlu; Genel olarak doğrudur. Hiç teknoloji üretmeyip sadece lisans parası verip sadece standart üretim yapmak doğru değildir. Ama dünyada insanlar ve kurumlar ne derece işlerine hakim olurlarsa olsunlar tüm teknolojiye sahip olmaları mümkün değildir. Bazı teknolojileri lisanslamak zorundadır. Örneğin cep telefonu yapan bir firma “bluetooth” teknolojisini üretmektense, lisansla kullanmayı tercih eder. Veya CD-writer yapacak bir firma Philips’ten lisans almayı tercih eder. Benzer şekilde Arçelik Türkiye için çok iyi bir örnek, ancak LCD teknolojileri konusunda muhtemelen kendilerinden daha iyi olan Kore firmalarından teknoloji lisanslıyorlardır. Şimdi bu olaya şöyle bakmak lazım. Bir Türk firması teknoloji geliştirmeye, Ar-Ge ye ve inovasyona odaklanmalı, ancak bazı durumlarda rekabet için teknoloji transferini de bir enstrüman olarak kullanmalı. Binlerce patenti olan Philips, Samsung, LG, Sony gibi global firmalara karşı rekabet ederken sadece teknoloji üretmeye kalkışmak mümkün değildir. Teknoloji transferini teknolojiyi öğrenmek ve geliştirmek için bir stratejik araç olarak kullanıyorsa -ki dünyada bir çok teknoloji üreten firma bunu yapmaktadır- bunun zararı yoktur.
Ek olarak 70 milyonluk bir ülke için Arçelik yeterli değildir. Türkiye’de firmaların ayakta kalmak için, (özellikle sanayi firmalarının) teknolojik inovasyondan başka şansları yoktur.

Kaynak : 