Bu makale Telekom : Bilişim Sektörünün Kaldıracı başlıklı konferansın içeriğinin yer aldığı dosyanın içersinde yer almaktadır.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da düzenlenen ve zaman zaman sert rüzgarların da esmesine neden olan “Telekomünikasyon : Bilgi Toplumunun Kaldıracı” konferansında aynı zamanda moderatörlük yapan, TÜSİAD’ın AB temsilcisi Bahadır Kaleağası ile o yoğun koşturmacasının içerisinde görüşme fırsatını bulduğumuz ilk anda kendisine bir kaç soru sormayı başardım. Ama öncesinde konferansta dile getirdiği bazı noktalardan bahsetmek istiyorum.
Bahadır Kaleağası, Avrupa Birliği’nin nabzını tutan önemli isimlerden. Bu nedenle özellikle görüşlerinin bu bağlamda IT ve telekomünikasyon sektörlerine ışık tutacağına inanıyorum. Kaleağası’nın, konferansta özellikle üzerinde durduğu noktalar; reel bir ‘bilgi toplumu’ stratejisi ile diğer coğrafyalardan sıyrılarak etkin rekabet gücüne sahip olmak ve küresel manada belirleyici bir rol üstlenmek Ve her şeyden önemlisi bunları gecikmeden yapmak!
turk-internet.com; Telekomünikasyon açısından Türkiye, AB ile ne kadar uyumlu?
Bahadır Kaleağası; AB’de, telekom açısından iki temel boyut var. Bunlardan bir tanesi AB’nin küresel ekonomik rekabet gücü politikasının bir parçası olan bilgi toplumunun kurulmasının bir parçası olarak telekomun oluşturulması ve telekomun yayılmasını teşvik ederek AB’de ekonomik hayatı canlandırmak, özellikle KOBİ’lerin dünya piyasalarına açılmaları, eğitim, tarım, enerji her alana ulaşan bir sektör.
İkincisi de hukuksal çerçeve. Orada da 2002 yılında oluşturulmuş bir çerçeve var. Bunun yenilenmesi söz konusu. Bu yıl içerisinde tamamlanacak ve yürürlüğe girecek. Bu bir çok yenilik getiriyor. Örneğin, radyo dalgaları spektrumu. Bunun daha iyi kullanılarak kablosuz internetin, geniş bantın daha çok yayılması gibi çok önemli yenilikler getiriyor. Ve tabii piyasaların açılması.
Tabii, Türkiye’de bu yasa daha yeni çıkacak. AB’ye ne kadar uyumlu olacağını göreceğiz. Artı, piyasa içerisinde rekabeti engelleyen unsurlar var.
Dolayısıyla, Türkiye hem kendi içinde kendi halkına iyi kullanarak bir bilgi toplumu veremiyor. Bir durumda, hem de kendi küresel rekabet gücü açısından zor duruluyor.
Bu demek değil ki, Türkiye hiç bir şey yapmıyor. Bir çok şey yapıyor. Ancak, dünyadaki rekabete göre daha çok şey yapması gerekiyor. Yoksa, son yıllarda Türkiye’de muazzam bir ilerleme var. Geniş bant yayıldı. İnternet yayıldı. Okullar internete bağlandı. Burada önemli bir gelişme var. Dünyadaki gelişmelere göre çok daha hızlı olmak gerekiyor.
Lineer olarak bakmamak lazım. Yani, önce şunu yapalım, altyapıyı sağlayalım, sonra ikinci adım, sonra üçüncü adım diye bakmamak lazım. Doğru olan mümkün olan tüm yenilikleri bir kerede yapmak.
Toplumun, şirketlerin önünü açmak. Doğru olan budur. Yoksa, her şeyi planlayarak adım adım yapacağımız bir dünyayı, böyle bir küresel ortamı çoktan aşmış durumdayız. 21’nci yüzyılda, Türkiye’nin muazzam bir girişimcilik, muazzam bir teknolojiyi kullanma eğilimi, girişimcilik potansiyeli var. Önemli olan devletin, doğru, düzgün bir çerçeveyle, doğru, düzgün bir rekabet ortamı sağlayan, tüketicilerin haklarını koruyan bir yaklaşımla piyasayı serbest bırakması, yaratıcılığı serbest bırakması. İhtiyacımız olan bu.
turk-internet.com; Avrupa, Türkiye’de telekoma yapılan yatırımlar, standardizasyonlar gibi çalışmaları nasıl değerlendiriyor?
Bahadır Kaleağası; Avrupa, Türkiye’nin büyük fırsatları var, yeterince kullanamıyor diye görüyorlar. Daha fazla kullanmasını iyi olarak değerlendiriyorlar. Çünkü, Türkiye için iyi olan AB ekonomisi için de iyi. Yani, karşılıklı bir etkileşim söz konusu.
Türkiye, Avrupa’nın içindeki şu an en hızlı büyüyen, kendisi büyük olup da en hızlı büyüyen pazar. Dolayısıyla Türkiye’nin potansiyeli daha fazla serbest bırakması gerektiğini her kes görüyor dışarıdan baktığımız zaman.
turk-internet.com; TÜSİAD’ın, AB’ne hazırlık yapılması konusunda ne gibi öngörüleri var?
Bahadır Kaleağası; Tabii, TÜSİAD’ın tutumu çok açık. TÜSİAD’ın tutumu, AB mevzuatına telekomda bir an önce uyalım, ama yeni oluşmakta olan mevzuata uyalım. Geçmişine değil, geleceğine uyalım. Dinamik yaklaşalım ve Avrupa’nın yaptığı hatalardan da ders alalım. Avrupa’nın, kazanımlarını kendimiz için bir fırsata dönüştürelim.
Röportajımı, yine sayın Kaleağası’nın konferansta dile getirdiği ve adeta bir teknik direktörün futbolcularına aktarmaya çalıştığı oyun stratejisi gibi olan şu sözleriyle noktalamak istiyorum;
“AB’nin nereye gittiğini, içindeki sorunları iyi görmek hepimiz için çok önemli. Bugünkü ortamda belki futboldan örnek vermek gerekirse, güncelliği korumak adına, bir futbolcuya pas attığınız zaman koşmakta olan, ayağına atarsanız top ayağına gitmeyecektir. Topu önündeki boş alana hedeflemeniz gerekecektir ki topla pas verdiğiniz futbolcu aynı noktada buluşabilsin. Türkiye açısından da AB uyum sürecinde böyle bir dinamik yaklaşım gerekli. AB’nin, nereye koştuğunu, önündeki boş alanı, önündeki engelleri iyi görmek gerekiyor.”

Kaynak : 