Türkiye’de, özellikle cep telefonu ve profesyonel telsizlerle tanınan dünyanın önde gelen markalarından olan Motorola mobil iletişim altyapısında da önemli bir isim aynı zamanda. Motorola Home & Networks Bölümünün Türkiye Başkanı Alper Türken, geçtiğimiz günlerde telekomünikasyon gazetecilerine verdiği bir yemekte Türkiye’de gerçekleştirilen çalışmalar hakkında önemli bilgiler verdi;
Ben görevim nedeniyle pek çok yurt dışı seyahate çıkıyorum. İş hacmi, altyapı açısından Türkiye’nin geldiği nokta çok çok önemli. Önümüzde gördüğümüz fırsatlar açısından çok önemli. Öyle ki, Motorola açısından Türkiye’yi altyapı olarak Avrupa’daki en önemli pazar haline getirdiğimizi söyleyebilirim. Pazarın gelişim sürecine baktığımız zaman çok iyi bir pazar görüyoruz.
Burada neler yaptığımızı, gelecek ile ilgili olarak ne gibi planlarımız olduğunu daha iyi anlatmamız gerektiğini düşünüyorum.
turk-internet.com : Türkiye’de pazarı nasıl görüyorsunuz?
Alper Türken : Türkiye’de, pek çok markanın da bulunması dolayısıyla çok canlı ve rekabetçi bir pazar var. İçinde olduğumuz altyapı pazarında da büyük hareketlilikler var. Türkiye’de oldukça hacimli ve ilginç bir noktaya geldiğimizi söyleyebilirim. Vodafone ile yaptığımız 1.2 milyar avroluk ciddi hacimli bir sözleşme ile dikkatleri çektik. Ayrıca, iş modeli de dünyada uygulanan çok yaratıcı bir model olması dolayısıyla ilgiyi çekti.
Burada bir kaç tane önemli unsur var. Öncelikle biz Vodafone şebekesinin yenilenmesini, genişletilmesi ve işletilmesi yükümlülüğünü aldık. Bunu yaparken de iki temel ilkeye dayanan bir iş modeli uyguladık. Son kullanıcılarının deneyimini belirleyen kriterleri iyileştirmeye yönelik bir iş modeli yani son kullanıcı deneyimlerini iyileştirecek bir anlaşmaydı. Dolayısıyla Vodafone’un müşterilerinin deneyimini iyileştirme adına bir sorumluluk aldık.
İkincisi de toplam sahip olma maliyetine dayanıyordu. Bu da ilginç bir modeldir ve Dünyada ilk kez uygulanan bir modeldir. Aynı zamanda 8 yıl boyunca operasyonel maliyetlerin de belli bir noktada tutulmasına yönelik bir anlaşmaydı. Yani biz, sadece baz istasyonu üreten ve bunu satan bir şekilden farklı bir anlayışla hareket ediyoruz. Bu yönden sektörde büyük heyecan yarattı. Bu bize hem iş hacmi hem de ekip olarak büyüme yönünden Türkiye’de ivme kazandırdı. Şimdi bu potansiyeli ve altyapıyı yeni iş alanlarında kullanmak istiyoruz. Bu yeni iş alanları; Wimax, IPTV, 3G ve LTE. Bunların doğru ve sağlıklı olarak gelişmeleri önemli.
turk-internet.com : Vodafone’un altyapısı ile ilgili bir takım ‘kapsama alanı’ şikayetlerinin olduğunu duyuyoruz. Bunlara ne diyeceksiniz?
Alper Türken : Biz istatistiki olarak nereden nereye geldiğimizi çok rahat ve net bir şekilde takip edebiliyoruz. Bağımsız bir takım kuruluşlarda bize bazı raporlar sunuyorlar. Çok ciddi bir iyileşmenin olduğu görülüyor. Ayrıca, şebeke iyileştirmeleriyle ilgili çalışmalar halihazırda devam ediyor. Önümüzdeki günlerde çok daha iyi sonuçlar alındığını hepiniz göreceksiniz.
turk-internet.com : Motorola’nın sabit genişbantta çözümleri var mı? Türk Telekom’un kullanacağı tarafta ürünleriniz var mı?
Alper Türken : Motorola’nın misyon olarak hedeflediği üç temel alan var;
1-Mobilite
2-Geniş bant
3-Video
Önümüzdeki yıllarda bunların tüm yatırımları belirleyeceğine inanıyoruz. Biz, Wimax ve LTE ile çok ciddi çalışmalarımız var. Önümüzdeki dönemlerde fiberin yaygınlaştığını göreceğiz. Mobil geniş bantın aşamalı bir şekilde yaygınlaştığını göreceğiz. Mobilite, wimax, LTE ve 3’ncü nesil üzerinden sunuluyor olacak. GSM’in ömrü uzuyor. Yatırımlarımızı bunlara göre yapıyoruz. IPTV konusunda set top box alanında dünya lideri bir konumdayız. Pazar şekillenmek üzere. Türkiye’de de bu alanda adımızı sıklıkla duyacaksınız.
Bundan sonraki aşamada medya ile telekomünikasyonun yakınsadığı bir süreci göreceğiz. Bizim buradaki rolümüz içerik sağlayıcıların içeriği üretecek oyuncuların o içeriği en etkin bir şekilde en etkin cihazlarla ortamdan bağımsız bir şekilde paylaşılmasını sağlamak olacak. Şu anda Facebook, You Tube gibi uygulamalara baktığımızda içeriği kullanıcılarının ürettiklerini görüyoruz. Burada bant genişliği bir sınır olmaktan çıkacak. Videonun dijital bir ortamda iletilmesi daha da genişleyecek. Şu anda yapılan yayın akışı bitecek ve kullanıcıların istedikleri içeriği istedikleri ortamdan elde edebilecekleri yeni bir konsept yaygınlaşacak. Nasıl GSM hayatımıza girdikten sonra bir ihtiyaç oldu. Aynı sürecin yeni uygulamalarda da yaşanacağına inanıyoruz.
turk-internet.com : Lisanslama çalışmaları ile ilgili olarak neler söyleyeceksiniz?
Alper Türken : Wimax, 3G’de lisanslama süreçleri önemli. Bu süreçleri büyük küçük pek çok şirketin takip ettiğini görüyoruz. Mobil geniş bantın yaygınlaştırılması çok önemli sonuçları beraberinde getirecek. 3G lisanslama politik bir karar gerektiren bir süreç Bakanlar kurulunun bir karar alması gerekiyor. Biz de süreci takip ediyoruz. 2009’un ötesine geçilirse kaybedilecek şeyler var. 4’ncü nesil potaya girmiş durumda. 4’ncü nesile gitmenin iki yolu var bir tanesi Wimax. Bugün Wimax ticari manada çok önemli bir alanı ifade ediyor. 44 ülkede görüşmelerimiz devam ediyor. Nisan 2008’de Motorola’nın 120 bin tane kullanıcı cihazını kullanıcılara sevk etmiş olması ve bu sayının bu sene içerisinde 3 ve hatta 4’e katlanacak olması Wimax’in ticari bir gerçek olarak karşımızda duruyor. İkinci yöntem ise Long Term Evolution dediğimiz LTE’nin 2011’le birlikte cihazlarla birlikte ticarileşeceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla 4’ncü nesil gerçekten hayata geçmeye başlıyor.
Biz, LT ve Wimax konusuna aynı stratejik öneme sahip iki konu olarak bakıyoruz. Her iki teknolojiye de ciddi yatırımlar yapıyoruz.
turk-internet.com : Teknolojinin yaygınlaştırılmasını etkileyen ana unsurlar olarak neleri görüyorsunuz?
Alper Türken : Teknolojinin ticari başarı sağlayabilmesi için iki unsuru sağlaması gerekiyor;
Birincisi, kullanıcıya cazip olan bir değeri sunması gerekiyor. Şu anda mobil geniş bant teknolojileri dediğimiz Wimax ve LTE dışında mobil genişbant hizmetini kullanıcıya sunmakta zorlandığını görüyoruz. Bu tespiti sektör yaptı. Onun için bu konularda Ar-Ge’ye önemli ölçüde yatırımlar yapılıyor.
İkincisi ise fiyat hassasiyeti. İstediğiniz teknolojiyi üretin doğru fiyatlandırma yapılmazsa ticari başarı kazanamaz. Teknolojilere yatırım yapılırken bu tür unsurlara dikkat ediliyor. Wimax ve LTE’nin bu denli ilgi görmelerinin altında hizmeti yaygınlaşabilecek maliyetler altında sunabilmesinden kaynaklanıyor. Yani, nihai olarak baktığımızda mobil geniş bantta iki temel teknolojinin öne çıkacağını düşünüyoruz: Wimax ve LT.Bu nedenle ben yatırımların daha çok Wimax ve LT üzerinde yoğunlaşacağını düşünüyorum.
turk-internet.com : Türkiye’deki mobil geniş bant pazarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Alper Türken : Türkiye’nin demografik yapısının yeni teknolojilere yatkın olduğunu ve bu nedenle önümüzdeki dönemde ortaya çıkacak bu teknolojilere büyük ilgi gösterileceğine inanıyorum. Türk toplumu, paylaşmaya, sosyalleşmeye çok açık bir toplum. Buradaki en önemli unsur; uygun maliyetlere inemezse bu teknolojiler yaygınlaşamaz. Türkiye, fiyat hassasiyeti son derece yüksek bir pazar. Zaten, bu yüzden Wimax’in ve LT’nin altını çiziyorum. Sınırlı bir kitlenin kullandığı bir teknoloji olarak kalır. Mobil genişbant için çok geniş bir vizyon var.
Teknolojiler çok büyük yatırımlarla gerçekleştiriliyor. Şayet gerekli dönüşü alamazsanız yatırımın karşılığını sağlayamazsınız. Bunu söylerken şirket satın almalarını ve Ar-Ge yatırımlarını da göz önünde bulundurmak lazım.
Genişbantın DSL tarafında kazandığı ivme, inanıyorum 2009 ile birlikte kablosuz tarafta kazanacağı ivme bu tarafta da hareket verecek. Biz sadece kablo-modem tarafında değil aynı zamanda Head-End dediğimiz yani merkez dediğimiz alanda da hizmet sağlıyoruz. Türkiye’deki gelirlerimiz açısından kablo tarafında fazla bir gelirimiz yok. Bu, pazardaki gelişmeden kaynaklanıyor. Bir tanesi büyümüş ticari olarak başarılı olmuş bir tanesi gelişme aşamasında.”
turk-internet.com : Motorola’nın mobil cihazlar pazarındaki durumu nedir?
Alper Türken : Mobil cihazlar konusunda istediğimiz noktada olduğumuzu söylemek kolay değil. Örneğin bu Razr ile başlayan dönemde çok güzel bir süreç yaşadık. O sene içerisinde o model dünyada en çok satan model olmuştu. Çok ciddi bir pazar kazandı. Ancak, sonrası istediğimiz gibi gitmedi. Bununla ilgili stratejik kararlar aldık. Dolayısıyla 2009’da trendin yukarıya çıkacağına inanıyorum. Geneli itibariyle bakacak olursak Motorola’nın Türkiye’deki altyapı yatırımları tüm dünyada çok ciddi bir noktada bulunuyor. Tüketici eğilimlerini performans indikatörleri vasıtasıyla çok ciddi bir kadro ile sürekli takip ediyoruz. Bu kalitenin daima yukarıya doğru seyredeceği anlamını taşıyor.

Kaynak : 