Son dönemde çeşitli operasyonların uzantısında yapılan tutuklamalarda dikkati çeken bir husus, bilgisayarlara el konulması şeklinde karşımıza çıkıyor. Ancak bu konuda henüz hem sanıklar, hem de kolluk kuvvetlerinin tam anlamıyla bilinçlenmediği ve bazı hususların ortaya çıktığı görülüyor. Konuyu daha önce Avukat Mehmet Ali Köksal ile irdelemiştik. Bu sefer aynı soruları, sitemizde eskiden beri hukuk yazıları ile tanıdığınız Avukat Ali Osman Özdilek’e sorduk.
turk-internet.com : Kanun uygulayıcılar(polis), hangi şartlar altında bilgisayarlara el koyabilirler? Ve bunu nasıl gerçekleştirebilirler? (prosedürü nedir? Bir arama emri v.s. mi gerekiyor?)
Avukat Ali Osman Özdilek : Kolluk kuvvetleri sadece hakim kararıyla ve başka suretle delil elde etmenin mümkün olmaması halinde bilgisayarlarda veya kütüklerinde arama yapabilirler. Yani sözkonusu olan el koyma değil bilgisayarın incelenmesi ve gerektiğinde kopyasının alınmasıdır. Kopyalar ancak mahallinde alınabilir. Eğer şifreli dosyalar varsa kolluk kuvvetleri bunların açılmasını sanıktan isteyebilir eğer açmazsa kolluk kuvvetleri şifreli dosyaları açmak için çeşitli teknik yöntemleri kullanabilir. Ama bir kez daha vurgulamak istiyorum, yapılacak tüm işlemler mahallinde ve sanığın veya avukatının önünde yapılmalıdır.
turk-internet.com : El konulan bir bilgisayar ve tabii ki bilgi ne kadar bir süre kanun uygulayıcılar tarafından tutulabilir? Bunların, ‘gözaltı süresi’ gibi belli bir süreci var mıdır?
Avukat Ali Osman Özdilek : Maalesef bunların elde tutulması ile ilgili bir süre yok. Örneğin son Ergenekon operasyonunda el konulan bilgisayar, cep telefonu gibi el konulan çeşitli cihazlardan halen geri verilmeyenler bulunuyor. Genellikle cihazlar soruşturmanın yoğunluğuna göre bir süre sonra geri veriliyor ama bu cihazlardan elde edilen verilerin ne kadar saklanacağı, bunlardan hangilerinin saklanacağı gibi konularda bir açıklık yok.
turk-internet.com : CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, tüm partililerden, polisin olası bir el koyması durumuna karşı bilgisayarları yedeklemelerini istedi. Böyle bir şeye neden ihtiyaç var? Bilgisayarlara el konulmasından sonra ne gibi bir ‘yanlışlık’ olabilir ki? Bir ‘yanlışlık’ olmaması için bireyler ne yapabilirler? Sorunun başında belirtildiği gibi yedeklemek yeterli olur mu?
Avukat Ali Osman Özdilek : Aslında CMK m.134 bu sorunun cevabını veriyor. Kolluk kuvvetleri bir bilgisayarı inceliyorsa ya da el koyuyorsa sanığa veya vekiline de onların huzurunda çıkarılacak bir kopyasını vermek zorundalar. Her ne kadar kanun “talebi üzerine verilir” deniliyorsa da her zaman sanığa veya vekiline bir kopya verilmeli, bu kopya da aynı anda verilmeli. Yani polis kopyalamayı yaparken sanık veya vekili de hazır bulunmalı ve o anda bir kopyası verilmeli. Yedekleme bir tedbir olarak her zaman yapılması gereken bir işlemdir. Ama bu kopyalarda da “yanlışlık” olabilir aynen kolluk kuvvetlerindeyken olabileceği gibi.
Yani kopyalamada kullanılan yazılımlar, donanımsal arızalar, kopyaların saklandığı ortam, virüs vb. gibi birçok sebeple kopyalanan veriler bozulabileceği veya değişebileceği gibi bazı saiklerle kopyalanan verilere eklemeler, çıkarmalar vb. çeşitli müdahaleler yapılabilir.
Bunun olmaması için CMK 134 hükmü getirilmiştir. Bir uyuşmazlık durumunda her iki kopya karşılaştırılır ve bir farklılık varsa bu farklılık duruma göre değerlendirilir.
turk-internet.com : Örnek üzerinden sormak gerekirse, günümüzde bir kişinin bilgisayarına kendisi farkına varmadan bilgi transfer edebilmek mümkün. Şimdi, böyle bir durumda, hakikaten isnat edilen suça delil teşkil edecek verilerin dışarıdan birileri tarafından o bilgisayara yüklenip yüklenilmediğini anlayacak bir teknoloji var mı kanun uygulayıcılarımızın elinde? Böyle bir durumun yaşanması ihtimali nedir? Sonuçları nedir?
Avukat Ali Osman Özdilek : Bu durumlar çok sık yaşanıyor. “Peki sonuç nedir?”in cevabı, maalesef çoğu durumda kişiler isnad edilen suçu kendilerinin işlemediğini ispat edemiyorlar ve mahkumiyet kararı çıkıyor haklarında.
Kolluk kuvvetlerinin elinde çeşitli araç ve gereç var ama hepsinden önemlisi artık belli bir yetişmiş kadroları da var. Bu verilerin birileri tarafından yüklendiğini tespit eden bir teknolojiden ziyade bu tür bir eylemi ortaya çıkarmak için elimizde ne var diye sorarsanız, aynen diğer suçlardaki gibi bilimsel ilkeler, kolluk güçlerinin suçla mücadelesindeki tecrübeler ve bilişim suçları özelinde de adli bilişim ilkeleri ve kullanılan araç gereçler var elde ve tüm bunlar birarada değerlendirilerek olaylar aydınlatılmaya çalışılıyor.
turk-internet.com : Kanun uygulayıcının, bir kişiye, “Şimdi yakaladım seni” diyebilmesi için bir bilgisayarın içinde nelerin, ne tür bilgilerin olması gerekiyor?
Avukat Ali Osman Özdilek : Koluk kuvvetlerinin tabii ki böyle birşey deme hakkı yok. Kolluk kuvvetleri teknik takip ve diğer delil toplama yöntemleri ile birtakım delilleri toplar ve bunları mahkemeye sunar. Mahkeme bu delillerin hukuka uygun veya aykırı olup olmadığını ve isnad edilen suçun unsurlarını oluşturup oluşturmadığını inceler ve mevcut deliller ışığında vicdani kanaatine göre karar verir. Bu sorunun genele şamil bir cevabını vermek mümkün değil çünkü her olay birbirinden farklı özellikler taşıyor. Ama en azından şunu söyleyebiliriz bir IP adresi asla tek başına mahkumiyete yetecek bir delil değeri taşımaz diğer delillerle de desteklenmesi gerekir.
Sanığın inkar ettiği her delilin de aslında delil değerinin olduğunu ve olayı aydınlattığını ise iddia makamı ispatlamakla mükelleftir. Örneğin bir MSN yazışması bana ait değildir diyen bir kişiye karşı iddia makamının yapacağı şey o MSN kayıtlarının niçin o şahsa ait olması gerektiğini ispatlamaktır.
turk-internet.com : Adli Bilişim(Bilgisayar Kriminalistiği) ülkemizde ne durumda? Bu konuda yeterli bilgiye sahip yeterince personel var mı? Bunun eğitimini kim veriyor?
Avukat Ali Osman Özdilek : Adli Bilişim aslında ülkemizde yasal bir zemine oturacaktı. 5651 sayılı yasa tasarı halinde iken adli bilişim uzmanlığı da düzenlenmişti ama yürürlüğe giren metinde bunun kaldırılmış olduğunu gördük. Dolayısıyla adli bilişim uzmanlığına ilişkin bir yasal düzenleme olmadığı gibi henüz üniversitelerde okutulan bir dal da değil. Sadece bazı üniversitelerin enstitüleri nezdinde bazı sertifika programları düzenlendiğini biliyoruz. Özel sektöre hitap edecek adli bilişim uzmanları yok. Ama kolluk kuvvetlerinde artık yetişmiş personel ve gerekli araç gereç var. Fakat adli bilişimi sadece ceza hukuku yönünden düşünmemek gerekir. Bugün özel sektörde haksız rekabet, rekabet yasağına aykırılık, ticari sırların çalınması, iş hukuku problemleri, şirket içi zimmet, irtikap, vergi kaçırmai muhasebe hileleri vb. birçok konuda ortaya çıkan problemlerde hizmet verecek kamu dışında çalışan yetişmiş personel bulunmuyor maalesef.



Kaynak : 