Röportajın ilk bölümünü Cahit Paksoy : Datateknik, Exper ile Masaüstü üretiminde Türkiye Birincisi – 1 ve ikinci bölümünü Cahit Paksoy : Datateknik’in Hedefi 5 Yıl İçinde Pazarın % 25-35’i – 2 başlıkları altında okuyabilirsiniz.
turk-internet.com : Şimdi geldik diğer güçlü olduğunuz alana, dağıtım yani Mersa. Bu firma için neler söyleyeceksiniz?
Cahit Paksoy : E-sistem ile Mersa’yı birleştirdik Mersa Sistem adıyla bir şirket oluşturduk. Mersa Sistem, Intel, Asus, LG gibi önemli markaların distribütörlüğünü yapıyor. Ayrıca Casio’nun fotoğraf makineleri ve hesap makinelerinde tek temsilcisi. Başka önemli teknoloji markalarını da Türkiye’ye getiriyor.
Bunlara yeni markalar da ekleyeceğiz. Önümüzdeki fırsatları anlatmak adına söylüyorum; bu şirketlerin büyümelerinde 2007 ile 2008 arasındaki farklar % 100’den daha fazla. Mersa’da bu yıl 300 milyon doların üzerinde ciro bekliyoruz.
Ve Bilişim Grubu’ndaki şirketlerimizin hedefi de 2012 yılına kadar pazarın yüzde 25’ini kontrol edebilmeleri. Mersa Sistem, bu yıl pazarda 4’ncü şirket olmaya gidiyor, ama gelecekte dağıtım pazarının yüzde 25’ini kontrol edeceğini öngörüyoruz, stratejimizi bu hedefe göre oluşturduk.
turk-internet.com : Bu büyümeyi organik mi, yoksa satın alma ve birleşmelerle mi sağlamayı öngörüyorsunuz?
Cahit Paksoy : Sağlam bir büyüme için yatayda ve dikeyde büyümeyi planlıyoruz. Bunun için pazarda her türlü stratejik ortaklıklara gidebiliriz. Her türlü satınalmaya gidebiliriz. Türkiye’ye daha iyi know-how’ın gelmesi için stratejik ortaklıklara da açığız. Bunların üzerinde çalışıyoruz. Ve pazar satın almaları da yapabiliriz. Yani bu sektörde, bir takım konsolidasyonlar yaşayabiliriz.
Hızlı Sistem’e gelirsek, bu şirket franchising üzerine kurulu bir sistemdi. Perakende de devam edip etmeme konusunu uzun süre düşündük. Çünkü bildiğiniz gibi perakende de çok ciddi bir savaş yaşanıyor. Ayrıca Hızlı Sistem’in Mersa ve Datateknik’in kendi müşterileri ile rekabete girmesini istemiyoruz. Sonuç olarak, Hızlı Sistem’i alıp yukarılara taşımak politikasını öngörmüyoruz.
turk-internet.com : Yazılım Alanında da Medyasoft var değil mi?
Cahit Paksoy : Medyasoft’u 4 şirketi birleştirerek meydana getirdik. Medyasoft’un cirosu bu yıl 50 milyon doların üzerinde olacak ve hedefi yine yüzde 25 pazar payı. Bu şirkette yazılım geliştirme ve yazılım dağıtımı var.
Ayrıca Türkiye’nin en büyük eksikliği olan uzmanlık eğitimleri veriyoruz. New Horizons’ın bölge temsilciliğini yapıyoruz. Uluslararası geçerliliği olan uzman eğitimleri önemli, zira gelişmekte olan bir ülkenin bunu yapabilmesi o kadar da kolay değil. Microsoft’un tüm dallarına, ERP ve SAP’nin tüm dallarına, Adobe’nin tüm dallarına eğitimler veriyoruz.
Ayrıca, Adobe ile projeler geliştiriyoruz. Adobe’nin, üniversitelere Blackboard konusunda e-learning çalışmaları var. Bunlarla ilgili proje ve eğitim çalışmaları yapıyoruz. Bu şirketi ben çok önemsiyorum, çünkü, Türkiye nitelikli insan kaynağı açısından büyük sıkıntı çekiyor. Medyasoft ile Türkiye’nin IT konusundaki nitelikli insan ihtiyacına katkı sağlayan işler yapıyoruz.
Bu sıkıntının daha kolaylıkla çözülebileceği bir yöntem daha var aslında; şirketler tüm IT ihtiyaçlarını bizlere out-source edebilirler. Datateknik şirketi, bunu da dört dörtlük yapar durumda.
Artık bir ofiste, özel donanımı, soğutması, altyapısı (elektrik vs) ile merkezler kurup, sunucuları host etmeye gerek yok. Üstelik güvenlik ve uzmanlık sorunları da varken. Bunu biz onlar adına yapıyoruz. Bize outsource edebilirler.
Global İletişim şirketimiz de, bu outsource açısından telekom alanında hizmet veriyor. Dediğimiz gibi, artık şirketlerin kendi ortamlarında sunucularını barındırmalarına gerek yok. Çünkü, ülkemizde bu hizmeti sağlayacak insan kaynağı açığı var. Ülkenin hala altyapısı eksik, hala elektrikler kesilebiliyor.
Bakın, uluslararası rekabette IT, SAP, ERP çok önemlidir. Örneğin, sizden mal almak isteyen yabancı bir şirket yetkilileri sizin ERP, SAP kullanmadığınızı tespit ederlerse sizin gelişmemiş bir kuruluş olduğunuza kanaat getirirler.
Bizim KOBİ’lerimiz de aynı şekilde kaynak ve eleman sıkıntısı çektiklerinden bunları gerektiği gibi yapamıyorlar. Ve ayrıca Türkiye bir deprem ülkesi. Biz, şimdi disaster recovery (felaket planlama) merkezleri, veri merkezleri kurduk. HP’nin data centeri bile bizim merkezimizdedir. Şirketlerin bunu anlamaları lazım.
turk-internet.com : Biraz da Global İletişimden yani Telekom alanındaki yatırımınızdan bahsedelim. Bu şirket için de % 25 hedefiniz var mı? Çünkü malum Ulaştırma Bakanı, Türk Telekom için, “bu şirketin özelleştirme için ödediği parayı çıkarması lazım” diyor. Bu şirket için ciro hedefiniz nedir?
Cahit Paksoy :
Global için ciro hedefimiz 50 milyon $. Yıldız Grubunun hedefi 1 milyar $’ı yakalamaktır.
Alternatif operatörler ne Türk Telekom’a, ne de mobil operatörlere rakip değildir. Alternatif operatörler katma değerli servisleriyle pazarın daha da büyümesine katkıda bulunurlar. Ulaştırma Bakanlığı’nın, taşımacılıkta, havacılıkta yapmış olduğu patlamayı burada da sağlamasını istiyoruz.
turk-internet.com : Yıldız Holding’in MVNO ile ilgilenebileceği düşünülüyor. Bu konusunda neler söyleyeceksiniz? Telekom alanında bir satın alma düşünüyor musunuz?
Cahit Paksoy : MVNO’larla ilgili henüz düzenlemeler olmadığı için bir şey söylemek zor. Regülasyon çıktıktan sonra bakacağız. Bu konudaki tek dileğim şu; MVNO’nun regülasyonunun da daha önceki UMTH regülasyonu gibi olmaması. Yani yüzlerce lisans alındı biliyorsunuz, ancak ortaya hiç birşey çıkmadı. Bu düzenleme öyle yapılmalı ki bir şey çıkmalı. Alternatif operatörlük konusunda regülasyonun düzelmesidir.
Satın almalar kolay işler, ancak sonra ne yapacaksınız? Ulaştırma Bakanlığı’ndan ricamız, havayolunda yaptıkları patlamayı telekomünikasyonda da yapsınlar. Üzerinde esas durduğumuz konu alternatif operatörlerin kendisi değil regülasyonlardır.

Kaynak : 