Warvick Üniversitesi Regülasyon ve Rekabet Direktörü Profesör Martin Cave, piyasaların düzenlenmesi konusunun makro düzeyde, daha yalın bir ifadeyle ulusal sınırların da ötesinde bir konsensüs çerçevesinde ele alınması fikrini savunuyor. Doğru piyasa entegrasyonunun kurumsal müşterilerin harcamalarını azaltacağını ifade eden Profesör Cave’e regülasyon ile ilgili bazı sorular yönelttik.
turk-internet.com; Telekomünikasyonda düzenleyici kurumun görevlerini tam anlamıyla yapmaması ne gibi sonuçlar doğurabilir?
Martin Cave; Bu durumda düzenleyicinin, tüketicileri pazarın olası istismarından koruyamaması gibi bir durum ortaya çıkabilir ki bu çok ciddi bir durum. O zaman da şu soru ortaya çıkıyor; “Acaba düzenleyici yeterli güç ve otoriteye mi sahip değil?” Düşünün, düzenleyici bir karar vermiş, ama şirket bunu mahkemede temyiz etmiş ve dava 5 yıldan beri sürüyor. Böyle bir olasılık var. Bir başka olasılık daha doğrusu sorulması gereken bir soru var; düzenleyici üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirme niyetini gerçekten taşıyor mu? Düzenleyicinin durum analizini doğru yapması büyük önem arz ediyor. Düzenleyici yapının telekomünikasyon endüstrisinden gerçekten bağımsız olması çok önemli.
Etkin olmayan, zayıf bir düzenleyicinin bulunması tüketiciler açısından kötü bir olgu. Ancak şu ikisini ayırmak çok önemli; Eğer, kurum yeterli otoriteye sahip değilse bu sağlanmalı. Ama otoritesi olduğu halde bunu gerektiği gibi kullanmıyorsa o zaman bir takım reformların yapılmasının zamanıdır. Yani, daha bağımsız bir yapıya kavuşturarak onu tüketiciyi gözeten bir kurum haline pekala dönüştürebilirsiniz. Bence, düzenleyici kurumun hedefi uzun vadede tüketicilerin menfaatini gözetmek olmalıdır.
turk-internet.com; Sizce AB düzenleme konusunda Amerikanın gerisinde mi kalıyor?
Martin Cave; Ben 3 farklı model olduğunu düşünüyorum. Asya modeli ki, Çin, Singapur, Kore bunu uyguluyor. Burada devlet müdahalesi daha geniş ölçüde yaşanıyor. Böylelikle de nerdeyse hep devletin dediği oluyor. Japonya’da da daha sınırlı olmak kaydıyla benzer bir düzenlemenin yapıldığını söyleyebiliriz. ABD’de, mahkemelerin etkin olduğu bir piyasa söz konusu. Yani, federal ve ya Anayasa Mahkemesi düzenleyici yapının önüne geçiyor. AB’ye gelirsek, biz her ikisinin arasında bir yerde bulunuyoruz. AB’de, büyük ölçekli devlet kontrolü ve ya dvlet destekli bir telekomünikasyon sistemi bulunmuyor. Avrupa’da, daha çok güçlü düzenleyici kurumlar görürsünüz. Ancak, burada da düzenleyici kurumun sağduyusu önem arz ediyor, zira kimi zaman düzenlemede aşırıya kaçma gibi durumlarla karşılaşabiliyoruz.
turk-internet.com; Sizce Avrupa mobil teknolojilerde liderliğini kaybediyor mu?
Martin Cave; Evet, bence böyle kaçınılmaz bir durum söz konusu. Avrupa’da, Ericsson ve Nokia gibi şirketler en az kendileri kadar iyi finanse edilen diğer şirketlerin önünde yer alıyorlar. Bir yerde, cihaz üreticileri arasında küresel bir dengelenme yaşanıyor diyebiliriz. Ancak, bu bir felaket olduğu anlamına da gelmiyor açıkçası. Bence Avrupa, mobilde yeni katma değerli hizmetler yaratma şansımızı kaybettik. Bunun en önemli nedenlerinden birini pazardaki yüksek penetrasyon rakamları oluşturuyor. Ancak, Avrupa’da güçlü cihaz üreticileri; güçlü operatörler olduğunu söyleyebilirim. Bu konuda panik yaşamıyorum diyebilirim.
turk-internet.com; Wimax ve 3G teknolojilerinin geleceği hakkında neler söyleyeceksiniz? Ne zaman etkin bir şekilde kullanılmaya başlanacaklar?
Martin Cave; Yatırımcı kimliğim olmadığı için hangisinin kazanacağını bilmiyorum. 3G, sahip olduğu teknoloji ve her gün eklenen yenilikler itibariyle pazarda önemli bir yere sahip olduğunu düşünüyorum. 3G teknolojisinden umutluyum. Wimax konusunda ise bu teknolojiye yatırım yapan Intel gibi büyük şirketler var. Lisans almak için uğraşıyorlar. İki teknoloji arasında kullanıcıların yararına etkin bir rekabet olmasını ümit ediyorum. Hep beraber göreceğiz.
3G teknolojisi halihazırda var. Wimax ise daha yavaş gelişiyor. Bunlarda standardizasyon ve tercih edilme büyük rol oynuyor. Wimax teknolojisin erişim giderek ucuzluyor. Bu potansiyelin artabileceği anlamına geliyor.

Kaynak : 