Matematik Profesörü Ali Nesin ile Nesin Vakfı ve diğer çalışmaları konusunda bir röportaj gerçekleştirdik. Son 8-9 aydır vakfa yapılan bağışlarda ciddi bir düşüş yaşandığını belirten Ali Nesin, onlarca çocuğa kucak açtıkları kurumun, özellikle yakacak konusunda ciddi sıkıntılarının olduğunu söyledi.
turk-internet.com : Vakıf yöneticiliğinden Matematik bölümü başkanlığına, dergi ve yayınevi müdürlüğünden(www.matematikdunyasi.org) Türk Matematik Derneği Yönetim Kurulu üyeliğine ve ressamlığa kadar geniş bir perspektifte yaşamınız var. Gününüzün nasıl geçtiğinden kısaca bahsedebilir misiniz?
Ali Nesin : Pinpon topu… Raketler de başkalarının elinde kim, neresi olursa oraya gidiyorum. Özetlemek gerekirse ben bir pinpon topuyum.
turk-internet.com : Vakıf çalışmalarınız nasıl gidiyor?
Ali Nesin : Bir biçimde yürüyor. Aç, susuz değiliz. Üşümüyoruz. Üşümüyoruz derken bu sene özellikle kömürümüz eksik. Mutlaka kömür bulmamız lazım. Kömürümüz yok ve şu ana kadar veren kimse de olmadı. Kömür bağışı bekliyoruz. (Nesin Vakfı’na, katkıda bulunmak isteyenler gerekli bilgilere http://www.nesinvakfi.org ve www.matematikdunyasi.org/kitaplar.php adresleri üzerinden erişebilirler)
turk-internet.com : Vakfa, arzu ettiğiniz desteği alabiliyor musunuz?
Ali Nesin : Vakıfta çocukları barındırıyoruz, ama eğitim de veriyoruz. Eğitimin de sonu yok. 1 anne 2 çocuğa bakacağı yerde 5 çocuğa bakıyor ve nitekim vakıfta 1 anne 5 çocuğa bakıyor. Oysa, optimum koşullarda 1 annenin 3 çocuğa bakması gerekiyor. Paramız olmadığı ve eleman bulamadığımız için zorluk yaşıyoruz. Vakfı, bir işletme gibi yürütemezsin orada insan var. Bir fabrikada işçi iyi çalışmazsa işten çıkarırsın ama vakıfta çıkaramazsın.
turk-internet.com : Bir vakıf yöneticisi olarak gittikçe fakirleştiği ve yardım isteyen insan sayısının hızla arttığı mevcut ortam ile ilgili olarak ne gibi gözlemleriniz var?
Ali Nesin : Türkiye’nin, nereye gittiğini bilmiyorum, ama ekonomik kriz vakfı çok kötü etkiliyor. Ve ben anında görebiliyorum yaşananları. Son 8-9 aydır vakfa yapılan bağışlarda ciddi bir düşüş yaşanıyor.
turk-internet.com : Kimler bağışta bulunuyor?
Ali Nesin : Daha çok memurlar, işçiler. Halktan insanlar. Zenginler pek bağışta bulunmuyorlar. Bulunuyorlarsa da büyük bağışta bulunmuyorlar. Çok ender.
turk-internet.com : Neden?
Ali Nesin : Bilmiyorum. Onların kendi hayır kurumları var herhalde. Kendi hayır kurumlarına bağışta bulunuyorlar. Bize daha çok hemşire, öğretmen gibi halktan insanlar 5-10 YTL gibi ufak ufak bağışlarda bulunuyorlar. Aslında vakıf, isteyenlerin internetten de bağışta bulunabilecekleri bir imkanı onlara sunmuş durumda. Kredi kartıyla yapılan bağışlarda da azalma var. Kredi kartı kullanma alışkanlığı olan kısım daha burjuvazi bir kesimi oluşturuyor. Daha çok parası olanların yaptıkları kısıntıyı hemen görebiliyoruz, ama daha düşük gelir grubundan olan insanların banka kanalıyla yaptığı bağışlar devam ediyor. Onların zaten parası olmadığı için ekonomik kriz falan umurlarında değil.
turk-internet.com; Eğitim konusuna gelirsek. Siz, halen Bilgi Üniversitesi’nde Matematik profesörü olarak görev yapıyorsunuz. YÖK, eleştirilen kurumlardan biri. Son atanan YÖK Başkanı da ciddi olarak eleştirilen isimler arasında. Neler söyleyeceksiniz?
Ali Nesin; Kurum olarak YÖK yanlış bir şey. Anayasa Mahkemesi, ordu kurum olarak yanlış diyemem. Ama YÖK varoluş nedeni itibariyle yanlış bir kurum. YÖK, bir takım bürokratik uygulamaları halledebilir, ancak yüksek öğrenime tek elden müdahalesi yanlış bir şey. Özgür ve demokratik ülkelerde eğitimin tek elden yönetilmesi kabul edilemez. Üniversiteler, bir ülkenin en özgür olması gereken kurumlarıdır.
Burada sorun, Türkiye’de iktidar olanların, ki bilindiği üzere YÖK 12 Eylül ile gelmiştir, insanlarına, vatandaşlarına olan güvensizliğinden kaynaklanmaktadır. Yönetime gelenlerin, her şeyin en iyisini en doğrusunu, en güzelini ben bilirim demelerinden kaynaklanmaktadır. Bürokrasi de yaşanan uygulamalar bile yine vatandaşa olan güvensizliğin birer yansıması gibidir. Aman vatandaş hırsızlık yapabilir, vatandaş vergi kaçırabilir, vatandaş üçkağıt yapabilir dolayısıyla kötü şeylerin olmaması için bir takım güçlükler, engeller çıkarılıyor. Aslına bakarsanız hiç de iyi bir şey yapılmıyor. Öğretmen bilmez, ben karar vereceğim eğitimin nasıl yapılacağına; yazarlar doğru kitap yazamaz, ben karar vereceğim neyin yazılacağına gibi tek elden bir şeyler yapılmaya çalışılıyor. Bunun sonucunda da basmakalıp düşüncelere saplanmış bir insan profili ortaya çıkıyor, yetişiyor. Ülkeye daha fazla özgürlük gerekiyor. Devletin de vatandaşına daha fazla güvenmesi gerekiyor.
turk-internet.com; Üniversitelerde kıyafet özgürlüğünü savunan bir metne imza attınız ve tam anlamıyla yer yerinden oynadı. Sonrasında neler oldu, biraz anlatabilir misiniz?
Ali Nesin : Bir şey olmadı. İnsanlar hakaretler ettiler. Hala orada burada gördüklerinde hakaret ediyorlar. Aziz Nesin’i tanımıyorlar. Aziz Nesin’i bilmiyorlar ya da bildiklerini sanıyorlar. O kadar hadlerini bilmiyorlar ki. Babam da aynen benim gibi düşünüyordu. Ben, babamla kaç sefer bu konu hakkında konuştum. Ve bu şekilde düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. Önce insan hakları. Bunun dışında bir şey yapamazsınız. İnsanlar kil değil ki şekil veresiniz. Halk nefer değil. Onların da bir şahsiyeti var ve bunu kabul etmek durumundasınız. Halkın hiç bir kitlesine üniversiteye giremezsin diyemezsiniz. Ayrıca, erkeklerin arasında da başı örtülüler var. Onlara bir şey demiyorsunuz, kızları almıyorsunuz. Çok büyük bir haksızlık tabi ki.



Kaynak : 