Oracle EMEA Satış Öncesi Birimi Başkan Yardımcısı İbrahim Göğüş, çalışmalarını ağırlıklı olarak İngiltere’den sürdüren, bilgi teknolojileri konusunda ismi öne çıkan önemli kişilerden biri. İbrahim Göğüş, geleceği daha iyi görebilmek adına gelişen çevreci konsept konusunda önemli ipuçları veriyor. Geçtiğimiz ay, CeBIT’te, Green IT kullanarak şirketlerin, bir taraftan bilgi teknolojileri alanında verimlerini artırıp maliyetlerini düşürürken; bir diğer yandan da doğanın korunmasına sağladıkları katkılar konusunda bir konuşma yapan Göğüş’e, ‘Dünyamız Green IT konusunda nereye gidiyor?’ sorusunu yönelttik.
“Bilgi Teknolojilerinin çevreye etkisi tahmin edilenin çok daha ötesinde günümüzde. Örneğin, karbon dioksit salınımındakı pay açısından bilgi teknolojilerinin küresel payı, havacılık endüstrisinin toplam payına eşit, yani %2.
Bilgi Teknolojilerinin çevreye olan bu büyük etkisini iki yönden incelemek gerekiyor:
- BT’nin tükettiği kaynaklar ve çevreye olan zararlı etkisinin azaltılması yönüyle. Diğer deyişle ‘tüketen’ kimliği ile.
- BT’nin (özellikle yazılım sektörünün) kurumların genel çevre politikalarına olumlu katkı sağlaması yönüyle. Diğer deyişle ‘çözüm üreten’ kimliği ile.
Tüketen kimliği ile incelediğimizde BT’nin kurumların kaynak tüketiminde, özellikle enerji tüketimindeki yerinin giderek arttığını görüyoruz. Sektörden sektöre farklılık göstermekle birlikte dünya genelinde kurumların enerji harcamalarının yaklaşık dörtte birinin artık Bilgi Teknolojileri kaynaklı.
Dolayısıyla, enerji harcamasında sağlanacak her türlü tasarruf çevreye olumlu etki yapmanın yanısıra kurum karlılığına da cok olumlu katkı demek. Burada hem modern donanım teknolojilerinin hem de ‘sanallaştırma’ ve ‘grid’ gibi yazılım teknolojilerinin önemli katkıları söz konusu.
Çözüm üreten kimliği ile incelediğimizde ise BT’nin dogru kullanıldığında çevreye zararlı etkilerinin kat ve kat üzerinde olumlu katkılar sağlayabilecek potansiyele sahip olduğunu görüyoruz. Burada çevreci ürünler geliştirmeye katkı sağlamadan, kurum içi süreçlerin iyileştirilmesi ve daha az kaynak tüketir
hale getirilmesine, çevre odaklı yasal zorunlulukların yerine getirilmesinden ve sosyal sorumluluk projelerine katkı sağlamaya pek çok alanda BT’yi görebiliyoruz.
Yazılım çözümlerine daha yakından bakıldığında ise:
- Taşımacılıkta Optimizasyon ve Filo Yönetimi,
- Tedarik Zinciri Yönetimi,
- Doküman Yönetimi Sistemleri,
- Sanal Toplantı / Web Tabanlı İletişim Teknolojileri,
- Taşınmaz Yönetimi Sistemleri,
- Kontrol ve Raporlama Sistemleri,
- Network Optimizasyonu ve Yönetimi,
gibi pek çok alanda BT’nin kurumların çevre açısından daha etkin, daha saydam ve daha yaratıcı hale gelmesine katkıda bulunabileceğini görüyoruz.
Kurumların, kalıcı ve etkin çevre politikaları geliştirmeleri zorunluluğu artık yadsınamaz bir gerçek. Hem yasal zorunluluklar, hem sosyal sorumluluk ve kurumsal imaj gereklilikleri, hem de müşteri, çalışan ve hissedar beklentileri bunu gerektiriyor. BT ise ‘çözüm üreten’ kimliği ile giderek bu politikaların temel taşlarından biri olmak zorunda.



Kaynak : 