Günden güne değişen fiyatlarla her kesin üzerinde odaklandığı enerji kaynakları, dünyanın en temel sorunlarından biri olmayı sürdürüyor. Gözlemciler, hiç bir şey yapmadan oturup beklemenin, en az çevreyi tahrip etmek kadar endişe verici olduğu konusunda uzlaşıyorlar.
Ekim 2006’da, 700 sayfa olarak yayınlanan ‘Stern Review on the Economics of Climate Change’ raporunda, tedbir alınmaması halinde, dünyanın sahip olduğu zenginliklerin 5’te 1’ini yitirebileceğine dikkat çekiliyordu. Yıl 2009 ve o günden bu güne pek az şeyin hakkı ile yapıldığını söyleyebiliriz. Yeşile yatırım yapılmasını destekleyen İngiliz kuruluşlarından Social Investment Forum’un yöneticisi Penny Shepherd, içinde bulunulan zamanın gerçekten çok kritik olduğunu belirterek, küresel kriz ile birlikte gelecekte yapılması öngörülen yatırımların da buna göre şekillendirilmesinin faydalı olacağına dikkati çekiyor. Yeşile önem veren yatırım kararlarının, dünyanın geleceğini şekillendireceğini ifade eden Shepherd, çevreye duyarsız kalınması durumunda yaşanan krizin dünyayı gelecekte bekleyen sorunların yanında önemsiz kalacağına dikkati çekiyor.
Ancak, bir diğer önemli noktayı da, gerçekten bir şeyler yapmak isteyen insanların nereden başlamaları gerektiği konusundaki kararsızlıkları oluşturuyor. Bilim adamları, yenilenebilir enerji kaynaklarının tam anlamıyla kullanılmaya başlanmasının, petrol ve doğal gazın tükeneceği varsayılan 2050’yi bulabileceğini; bunun da kürsel ısınmayı tetikleyen bir dizi çevre felaketinin devam etmesi anlamına geldiğini ifade ediyorlar. Edinburg Üniversitesi, Jeoloji Bölümü’nden Profesör Stuart Hazeldene, fosil enerji kaynaklarının kullanılmaları dolayısıyla açığa çıkan karbonmonoksitin kontrol altında tutulması anlamına gelen Karbon Tutma ve Yakalama(CCS) teknolojisinin dünyanın geleceği açısından büyük önem taşıdığını belirterek yaygın bir biçimde hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Karbon yakalama teknolojisi ile zararlı karbon maddesinin kimyasal yapısı değiştirilerek sıvı hal alması sağlanıyor.
Öte yandan, şirketlerin, kullandıkları ekosistem konusunda her geçen gün bir kat daha bilinçli hale geldikleri görülüyor. Kimi zaman şirketler, gelişmelerinde büyük pay sahibi çevresel değerlerin korunması için ekstra bütçeler bile ayırabiliyorlar. Tarım, ormancılık, balıkçılık dünyanın geleceği açısından kilit önem taşıyan ve ‘ne pahasına olursa olsun’ yaşatılması gereken sektörler arasında bulunuyor. 2001 yılında Birleşmiş Milletler’in(BM), desteği ve ekolojik dengelerdeki değişmeleri tespit etmek amacıyla başlatılan Millennium Ecosystem Assessment(MA), projesi, ekosistemin yüzde 60 gibi çok ciddi bir ölçüde bozulduğunu ya da azaldığını gösteriyor.
Kökleri, 1903’e uzanan ve İngiliz doğa tutkunları ile Amerikalı devlet adamları tarafından kurulan Fauna and Flora International(FFI)’ın, Direktörü Annelisa Grig, çevre konusundaki hassas durumun toplumlar tarafından takip ediliyor olmasının şirketler üzerindeki baskıyı bir ölçüde artırdığını söyledi. Bir diğer yanda ise varil başına 140 dolarlık astronomik fiyatla petrol, uğruna ‘gözü kapalı’ savaş verilecek bir meta olmayı sürdürüyor. Aralarında, Rusya, Kanada, ABD, İsveç, Danimarka, Norveç, İzlanda ve Finlandiya’nın da bulunduğu ülkelerdeki siyasiler, çevreci toplum örgütlerinin tüm uyarılarına kulak tıkayarak Antarktika bölgesindeki yer altı zenginliklerine erişebilmenin telaşını yaşıyorlar. Özellikle ABD ile ciddi ihtilafları olan ve bölgede hak iddia eden Rusya, tezlerinde haklı çıkabilmek adına 2 sene önce Kuzey Kutbu’nun, 4200 metre altına bir denizaltısı aracılığıyla kendi bayrağını dikmişti.
Doğayı daha iyi değerlendirebilmek adına çeşitli araştırmalar yapan Amerikalı devlet kuruluşu USGS, Kanada’nın kuzeyi ve Gröngland’ı içine alan Arktik daire içerisinde, 90 milyar varil petrol, 44 milyar varil sıvı doğal gaz ile tüm dünyanın çok uzun yıllar enerji ihtiyacını karşılayacak ölçekte doğal gaz kaynağı bulunduğunu açıklamıştı. Sonuç olarak her şey, gelip doğanın neden tahrip edildiği sorusunda düğümleniyor. Küresel ekonominin çıkmaza girdiği noktada alınan kararlar günü kurtarmanın ötesine geçmiyor.



Kaynak : 