Röportajın ilk bölümünü Nurdoğan Şengüler; İstanbulphotocontest.com Sitesine Şu ana Kadar 30 bin Kişi Giriş Yaptı – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Türk kültürünü tanıtma yolunda önemli çalışmalar yapan Nurdoğan Şengüler, düzenlediği yarışma ile ilgili olarak; “Her şey 1997 yılında Les Arts Turcs’ü kurmamızla başladı. Birinci hedefimiz Türk Kültürü’nü daha çok kişiye ve kuruma duyurmaktı. Geçen zaman içerisinde, daha çok kültür-sanat, otelcilik ve e-business yaparak geliştik. Türk kahvesi, İstanbul Lale Soğanı projelerle beraber etkinlikler zincirini daha da geliştirdik. 2 sene önce de Les Arts’ın, 10’uncu yılı dolayısıyla özel bir etkinlik yapalım istedik ve fotoğraf yarışması yapma fikri ortaya çıktı. İstanbulphotocontest.com sitesine şu ana kadar 30 bin kişi giriş yapmış. Ne AB’den, ne de Soros Vakfı’ndan tek bir kuruş yardım almadık.” diyor. Şengüler’in diğer cevapları şöyle :
turk-internet.com : Türkiye’deki entellektüellerin yaklaşımları nasıl oldu?
Nurdoğan Şengüler : Kıskananlar olmuştur. Ama, Türkiye’de tabandan çok faydalı tepkiler geldi. İstanbul Modern’den sonra en fazla kişinin katıldığı bir gala oldu. Bizi asıl ilgilendiren yurt dışındakilerden gelen yansımalar, tepkiler oldu. Kendi Turizm Bakanımız bile şaşırdı. Biz, 1 bardak çaya gönül aldık. Çok tanınan bir İtalyan beyin cerrahı bu yarışmaya katılmak istediğini bize iletti. Bu yaptığımız yarışma gelenekselleşti. Bunu bir grup entellektüel, belli bir hedef koyarak gerçekleştirmeye çalışıyor.
turk-internet.com : 2010’a gelirsek?
Nurdoğan Şengüler : 2010’dan bir şey çıkmayacak. Bu konuya ayrılan bütçeyi, insanların eğitimine ve mevcudun korunması için harcarlarsa bir takım ilerlemeler sağlanabilir. Ancak, fstival, etkinlik, müteahhitlik türü yerlere harcarlarsa o olmaz işte. Yatırım yapılacak tek bir konu var; insan. Yani her kesi eğitmeleri lazım. Kültürel buluşmalar, sohbetler aracılığıyla 7’den 70’e kadar her kesi bir şekilde beslemeleri, eğitmeleri lazım. Biz, dediğim gibi sadece bu fotoğraf yarışmasının Ar-Ge’si için 2 yıl harcadık. Sağda, solda, metroda fotoğraflar var, ama çoğu photoshoplu. İçinde insan yok.
Yapılan çalışmaların nasıl algılandığını anlamak için çıkın sokağa ve insanların nabzını tutun. Bakın bakalım onlar ne diyor. Ben zaman zaman tramvayda, otobüste soruyorum. “Hadi canım! Boşversene” diyorlar. Bol bol küfür ediyorlar.
turk-internet.com : Bir GSM operatörü danışmanının size geldiğinden bahsettiniz. Peki şirketler size ne mesafede duruyorlar?
Nurdoğan Şengüler : Bugün GSM operatörleri İstanbul’un tanıtımına somut hiç bir katkı yapmıyorlar. GSM operatörleri bir batıda olduğu gibi kültürel bir içerik oluşturamıyorlar. Çünkü, ona karar verecek bir adam yok. Operatörlerin bir ton para dökerek yaptırdıkları filmler vizyondan kaldırıldı. İzlenmiyor. Demek ki vatandaş gitmiyor. Demek ki başka bir şeye bakmak lazım tıpkı Mevlana’nın dediği gibi; “Uçmak, gitmek dert değil ama bize yeni şeyler lazım cancağızım”
Şimdi sen bir fotoğraf yarışması yapıyorsun. Burada akıllı bir operatör; “Nurdoğan bey, şu resimlerinizi bize verin biz bunu üyelerimize verelim” diyecek. Biz de anlamadıkları için GSM operatörlerine gidip görüşmedik. Biz üstelik bu adamlardan para falan da istemedik. Operatörler duraklara koca koca ilanlar koyuyorlar, ama bakan, eden yok. Demek ki bir takım şeylerin değişmesi lazım. Aynı şey, yazılım ve donanım üreten insanlar için de geçerli.
Tüketici elektroniği pazarlarında hep aynı fotoğraflar dönüyor. Örneğin, Türkiye’deki satıcılar bizim lokal fotoğraflarımızı koyabilirler bu ekranlara. Yani burada karar verici olanlar müşteri eğilimlerinden bihaberler. Kullanıcıların ne istediğini ancak biraz daha dikkatli bakarak görebilirler. Yeni trendleri sen kalkar 5 yıldızlı otellerde arıyorsan sen yanmışsın. 5 yıldızlı otellerde trend aranmaz, orada çamaşır yıkanır. Yani şehrin bütün pislikleri oralara toplanır. Kentin dokularına girip bakmak gerekiyor. Ben şimdi buradan soruyorum: 2010 için GSM operatörlerinin her hangi bir projesi var mı diye. Yok! Konuşturacak ki para kazansın.

Kaynak : 