Yine bir başka depremi yaşadık. Sındırgı merkezli 6,1’lik deprem allahtan sınırlı hasar ve can kaybına neden oldu. Arkasından yine bildik konular, bölgedeki haberleşme felç oldu, telefonlar çalışmaz oldu, yıkılan binanın kolonu kesilmişti tartışmaları gördük, beklenen büyük İstanbul depreminden konuştuk. Çünkü hem yangınlarla kavrulan, hem de depremlerle devamlı sarsılan ülkemizde maalesef, yeterli ilgi, özen, dikkat yok.
Bu nedenle de insanlar koruyucu neler olabilir diye bakıyor. Bunlardan birisi, “acaba erken uyarı sistemleri işe yarar mı?” sorusu. Google’un cep telefonlarındaki ivme ölçer sistemleri üzerinden geliştirdiği uygulama, android telefonlar dünyanın dört bir yanındaki kullanıcılara, yakınlardaki sarsıntıya ilişkin verileri, değerli saniyeler içinde ulaştırmayı hedefliyor.
İvmeölçerler, hareketin yönünü ve kuvvetini ölçen sensörlerdir. Bir kullanıcının telefonu yatay mı yoksa dikey modda mı tuttuğunu belirlemek için kullanılır. Ama şimdilerde deprem öncesi bir kaç saniyeyi uyarabiliyor. Bu konuyu deprem konularında çalışan bir sismolog’a sorduk.
Yaman Özakın, lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi fizik bölümünde ve Master’ını Kandilli Rasathanesi Jeofizik Anabilim dalında yaptıktan sonra, Kaliforniya’daki Güney Kaliforniya Üniversitesinde (USC) sismoloji üzerine doktorasını tamamladı. Doktora sonrasında Kandilli rasathanesinde EPOS projesinde çalıştıktan sonra akademiden ayrılıp yazılıma yöneldi, şu an Almanya’da bir yazılım danışmanlık şirketinde çalışmakta. Kendisine şunları sorduk :
– Depremleri önceden bilmek mümkün mü? Yani bazı deprem erken uyarı sistemleri var, örneğin Google, iPhone, ülkemizde ivme ölçer sensörlerle Edis ve Bedaş proje yapıyor.. Bunları değerlendirir misiniz?
Bazı depremleri önceden bilmek mümkün. Örneğin 7.2’lik bir depremin ardından bir iki gün içinde aynı fay üzerinde 6.2 civarı büyüklükte bir deprem olacağını büyük kesinlikle söyleyebiliyoruz.
Ama asıl önemli depremleri, yani ana şokları önceden yüksek kesinlikle tahmin etmek mümkün değil. Bilim insanları 1960’lardan beri bunu başarmaya çalışıyorlar. Şu ana kadar kimse bunu tutarlı bir biçimde başarabilmiş değil. Bunun yerine deprem bilimciler “erken uyarı” sistemlerinin kullanılmasını öneriyorlar.
Erken uyarıda amaç, deprem olduktan sonra mümkün olduğunca hızlı bir şekilde depremin konumunu ve büyüklüğünü tahmin edip, bölgedeki insanları uyarmak ve depremden etkilenecek sistemleri kapatmak. Google, akıllı telefonlardaki, normalde telefonun dikey mi yatay mı tutulduğunu ölçmeye yarayan ivme ölçerlerini sismometre olarak kullanarak benzer bir işlev görüyor. Bu sensörlerde ölçülen sarsıntı seviyesi belirli bir eşiği geçtiğinde depremin olası merkez üssünü ve büyüklüğünü tahmin edip, bu tahmine göre civardaki telefonlara uyarı mesajı gönderiliyor. Bu işlem, deprem dalgalarından hızlı gerçekleştiği için depremin merkez üssünün biraz uzağında olanlar bu uyarıyı depremi hissetmeden önce alıyorlar.
– Google sistemi 6 şubat depreminde doğru dürüst çalışmadı. Google bunun analizini geçtiğimiz günlerde yayınladı ve bölgenin iletişim altayapısının eksikliğini de nedenlerden birisi olarak gösterdi.. bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Eğer erken uyarı sistemi yerel olarak uygulanırsa, depremin büyüklüğünü ve konumunu hesaplamada kullanılan formüllere (modellere) ilgili faylara özel değişkenler eklenebilir. Stratejik konumlara yerleştirilecek sensörler, cep telefonlarının ivme ölçerlerinden çok daha duyarlı olacağı için depremi algılama süresi kısaltılabilir ve hataların önüne geçilebilir.
6 Şubat depremlerinde de olan bu. Olan depremlerin ve üzerlerinde bulundukları faylar, kullanılan formüllerin geliştirilmesinde kullanılan faylara ve depremlere benzemediği için Google’ın erken uyarı sistemi tam tetiklenmedi. Deprem sonrasında edinilen veriler sayesinde formüller tekrar güncellendi ve bir sonraki deprem için bu faylara benzeyen faylarda olacak depremler için başarı oranı artmış oldu.
EDİS ve BEDAŞ projeleri hakkında ayrıntılı bilgi sahibi değilim. Okuduklarımdan anladığım kadarıyla elektrik dağıtım şebekesinde kullanılmak üzere ivme ölçerlerin üretilip trafolara yerleştirilmesi düşünülüyor. Bu ivme ölçerler, kurulabilecek bir erken uyarı sistemine veri sağlamakta faydalı olacaktır. Ayrıca deprem sonrası elektrik şebekesinin durumu hakkında bilgi sahibi olmak, hem de ufak depremler sayesinde edinilen veriyi kullanarak zemin yapısı hakkında bilgi edinmek için de kullanılabilirler.
– Bir de yapay zeka ile çalışmalar var. Örneğin ABD/Teksas Üniversitesindeki bir çalışma için % 70 önceden bildi iddiası var. Bu sistemleri değerlendirir misiniz?
Yapay zeka ve diğer deprem tahmin etme yöntemleri ne yazık ki pratikte kullanışlı değil. İddia edilen yüksek başarı oranları yanıltıcı. Bunun sebebi, tahmin edilen depremler genelde artçı şokların olması. Bu depremleri zaten çok uzun süredir, herhangi bir bilim eğitimi olmadan tahmin edebiliyoruz. Her büyükçe depremin ardından oluşan artçı şoklar, o kadar tahmin edilebilir ki bunun formülü bile var (Omori yasası).
Asıl tahmin etmek istediğimiz depremler, ana şoklar. Ne yazık ki yapay zeka ya da herhangi bir diğer teknoloji bunu yapabilmiş değil. Ender rastlanan istisnai olaylarda deprem öncesinde bazı sinyaller (Radon gazı salınım artışı, deprem fırtınaları) gözlemlenebiliyor ama aynı sinyaller başka zamanlarda gözlemlendiği halde sonrasında büyük bir deprem gözlemlenmiyor. Bu yüzden pratikte bu şekilde bir önlem almak mümkün değil.
Deprem tahmini, deprem bilimi sismolojinin doğuşundan bu yana altmıştan fazla yıldır üzerinde çalışılan bir konu. Alanının en ileri gelen bilim insanları yıllarca her türlü sinyali incelemelerine rağmen başarıya ulaşamadı. Bir kaç istisna haricinde, depremler, aniden olan ve öncesinde herhangi bir sinyal üretmeyen olaylar.
Sonuç olarak, depreme en iyi hazırlık, deprem tahmini ile değil, şehirlerimizi depreme dayanıklı hale getirmek, erken uyarı sistemlerine yatırım yaparak yapılabilir.



Kaynak : 