Dünyanın, en önemli 3 bilimkurgu ödülüne layık görülen 7 kişisinden biri olan Robert Sawyer, geçtiğimiz hafta ‘Labirentten Çıkış Yolu’ temalı ‘Düş+Zaman=Gerçek Konferansı’na katılmak için İstanbul’daydı. Konferansta, yaptığı konuşmada insanların geleceğe ilişkin düşüncelerini bilim-kurgu ile sunduklarını anlatan Sawyer, teknolojinin, insanlığa bir büyü gibi göründüğünü söyledi. Telekomünikasyon, yeni medya, sanal gerçeklik, 3 boyutlu baskı ve DNA’nın, dijitalleşen dünyanın önde gelen konuları arasında bulunduğunu ifade eden Sawyer, daha pahalı araştırmalar yerine biyoteknoloji gibi gelişime açık alanlarla ileri gidilebileceğini söyledi.
Robet J. Sawyer ile teknolojinin, toplumlara muhtemel katkısını konuştuk. Sawyer, gelişime paralel olarak 2050 yılında doğrudan demokrasiye geçişin söz konusu olabileceğini söyledi.
turk-internet.com; Siz, bir röportajınızda küresel krizde büyük şirketlerin önemli ölçüde pay sahibi olduklarını söylüyorsunuz. Neden?
Robert J.Sawyer : Çünkü, ben, bankacılık endüstrisinin özellikle son yıllarda Bush yönetimi tarafından ciddi bir biçimde ihmal edildiğini düşünüyorum. Doğru düzgün işleyen bir kamu düzenleyicisi yoktu ve buna ek olarak etkin bir sendikal hareket de olmadı. Finansal kuruluşların tepe yöneticilerinin aç gözlülüğü ve devlet yönetiminin yaşananlara göz yumması, işlerin iyice içinden çıkılmaz bir hal almasına neden oldu. Bu, belki Türkiye’de çok iyi anlaşılamayabilir, ancak, Amerika’da devletin ticarette daha az, Kanada’da ise çok daha fazla etkinliği söz konusu. Yani, yapılan iş dolayısıyla topluma karşı bir sorumluluk söz konusu. ABD’de, ise devlet, şirketlerin sadece hissedarlara karşı sorumlu olduğunu düşünüyor. Bu nedenle, biz Kanadalılar mevcut krizden ABD’ye göre daha az etkilendik. Çünkü, biz şirketlerin sadece hissedarlarına değil, dışındaki diğer insanlara karşı da bir sorumlulukları olduğuna inanıyoruz. Netice itibariyle açgözlülüğün krizi doğurduğunu düşünüyorum.
turk-internet.com : Peki Sivil Toplum Kuruluşları(STK)’nın ne gibi bir payı var?
Robert J.Sawyer : Kesinlikle onların da bu olayda paylarının olduğunu düşünüyorum. Evet, sorumlulukları var, ama en büyük sorumluluk bankaların ve iş dünyasınındır. Burada en büyük sorumluluğun özel sektöre ait olduğunu düşünüyorum. Kamu sektörünün, bu alanlarda etkinliğini azalatarak ciddi hata yaptığını düşünüyorum. Bunu şu şekilde örneklendirmemizde mümkün; gardiyanları olmayan bir hapishane düşünün. Doğal olarak bu hapishanedeki mahkumlar yönetimi ele geçirecek ve diledikleri gibi at koşturabileceklerdir. Şimdi aynı şey iş aleminde yaşanıyor. Açgözlülüğün, her şeyin önüne geçmesine izin verildi. STK’lara gelecek olursak; evet payları var ama nisbeten daha küçük. Bankaların ardından, otomobil üreticileri de kurtarılma talebiyle devletin kapısını aşındırmaya başladılar. Özellikle ABD’de, bankacılık ve otomotiv endüstrilerinde inanılmaz nakit ikramiyeler ödendi. Bu, kurumların yanlış yapılar üzerine kurulduklarının bariz bir örneği aynı zamanda.
turk-internet.com : Son projeniz ‘The WWW trilogy’ hakkında bilgi verebilirmisiniz?
Robert J.Sawyer : World Wide Web 3’ncü kitabın üzerinde çalışıyorum. Tıpkı kültürde belli bir bilinç düzeyinin oluşması gibi
İnternet o kadar hızlı gelişiyor ve büyüyor ki, bir süre sonra bizlerin zeka düzeyini çok aşacak. Ve işte o zaman, bilim-kurgu perspektifinden bakınca bu, geleneksel yapı için çok ciddi bir anlam kazanıyor. Zira, entellektüel yapı bilimin tehditi altına girebilir. Peki ne yapmalıyız? İnsani değerlerimizi kaybetmeden, niteliği ve niceliği her geçen gün daha da artan bilgiyi en doğru şekilde değerlendirebilmenin bir yolunu bulmamız gerekiyor.
turk-internet.com : Sosyal ağlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Robert J.Sawyer : Sosyal ağların çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ve, sosyal ağların, insanların internetin içine dahil olmalarında çok ciddi bir rol oynadıklarına inanıyorum. İnsanların birbirleriyle iletişimleri ve etkileşimleri bakımından bu yeni sanal modelin bir hayli başarılı olduğunu düşünüyorum. Sosyal paylaşımın olumlu bir işaret olduğuna inanıyorum.
turk-internet.com : Sosyal ağlardan bahsetmişken başkan Obama seçim kampanyalarında bunlardan faydalandı ve Beyaz Sarayda da aynı eğilimi devam ettireceğini gösteriyor. Sizce daha şeffaf bir devlet anlayışına doğru mu gidiyoruz?
Robert J.Sawyer : Evet. Daha şeffaf bir anlayışa doğru gidiyoruz. ABD’deki mevcut sistem çok karışık. Yine bu topraklarda doğmuş olan gerçek ideal demokrasi, vatandaşın devletiyle doğrudan konuşabilmesini sağlıyordu. Bugün aynı şeyi internet sağlayabiliyor. Sosyal ağlar, her bir bireyin fikrini doğrudan iletebilmeleri olanağını getirdi. Obama, isterse bugün vatandaşlarının düşüncelerini araya her hangi üçüncü bir kuruluş ya da araç koymadan dinleyebilir. Ben bunun çok güzel bir şey olduğunu düşünüyorum.
turk-internet.com : Siz geleceğe dair vizyonları olan birisiniz. Önümüzdeki 10 ya da 20 yıl içerisinde doğrudan demokrasiye ulaşabilme şansımız nedir?
Robert J.Sawyer : Böyle bir şey için 10 yıl çok erken. Ancak bu yüzyılın ortaları gibi, yani 2050’lerde doğrudan demokrasiye geçilebileceğini düşünüyorum. Bir çok karar, kamuoyunun etkileşimiyle alınacak. İnsanlar, evlerinden ve işyerlerinden bilgisayarları aracılığıyla karar alma süreçlerine dahil olacaklar. Sizin adınıza yasama görevini üstlenecek; hükümet ile halk arasında üçüncü bir kişi yerine bireylerin, doğrudan katılımcı oldukları bir demokrasinin zaman içerisinde oluşacağına inanıyorum. Realistik bakışla 2050’nin doğru bir yıl olacağını sanıyorum.

Kaynak : 