‘Hücresel Yayın’ teknolojisi, kısa mesaja benzer bir uygulamayla kullanıcıları dev Tsunami dalgalarından kurtarabiliyor. Bununla, yüzbinler, hatta milyonlarca insan sahip oldukları tarifeden bağımsız olarak bu servisten yararlanabiliyorlar. Şebeke, seçilen bölge içerisindeki tüm kullanıcılara ‘acil durum uyarısı’ gönderebiliyor.
Kurumsal kullanıcılara lokasyon bazlı yayın hizmetleri sunan CellCast Technologies’den, Mark Wood, 2004 yılında yaşanan ve yüzlerce kişinin hayatına mal olan Tsunami’nin, tüm dikkatleri bu tür teknolojik çözümlerin yaratılmasına çektiğini ifade ediyor. Hücresel yayının; planlama, test ve uygulama gibi safhalar içerdiğine dikkati çeken Wood, benzer sistemleri adapte eden ya da hazırlıklarını sürdüren ülke sayısının bir düzineyi geçmediğini söyledi.
Sesli ikazların, sadece gelmekte olan bir tehlikeye işaret ettiğini belirten Conict Consultants danışmanlarından John Tacken, ‘Hücresel Yayın’ ile ne tür bir tehlikenin geldiği ve ondan nasıl kurtulabileceğine dair bilgilerin kullanıcılara iletilmesinin mümkün olduğunu söyledi. Uzmanlar buna, zehirli gazların havada serbestçe dolaştığı bir ortamda, evde ya da işyerinde beklemenin çok daha akılcı olabileceği örneğini veriyorlar.
Bu konuda ciddi yatırımlar yapan Hollanda hükümetinin, ülkedeki mobil operatörlere, acil durumlarda, hücresel yayın yapma zorunluluğunu getirdiği, ancak operatörlerin, bu teknolojileri sistemlerine entegre edebilmelerinde ihtiyaç duyacakları ek harcamaları karşılamayı da taahhüt ettiği belirtiliyor. Avrupalı diğer ülkeler Hollanda’daki gelişmeleri yakından takip ediyorlar.
ABD’de ise yakın bir tarihte güncellenen kurallar çerçevesinde mobil operatörler, felaket gibi her hangi bir acil durumda halkın bilgi ve yönlendirmesinde devletle eşgüdüm içinde olacaklar. Özellikle, belirtilmese de operatörlerin, hücresel yayın yapmak durumunda kalacakları ifade ediliyor. Japonya ve Güney Kore, sahip oldukları ileri kablosuz teknolojilerle diğer ulusları kıskandırmaya devam ediyorlar. Örneğin, Japon NTT DoCoMo, müşterilerine, herhangi bir felaket anında ücretsiz bilgilendirme hizmeti sunabileceğini doğruluyor.
Uzmanlar, ‘Hücresel Yayın’ konusunda alınması gereken daha çok mesafe olduğuna dikkati çekerken, konunun bir başka boyutunu, bu hizmeti alacak olan kullanıcıların sisteme ne şekilde dahil edilecekleri oluşturuyor. Buna göre, kimi sektör temsilcileri cep telefonu kullanıcılarının uyarı sisteminden yararlanmak istediklerini kendilerinin onaylamaları gerektiğini belirtirken, bir diğer seçeneğe göre ise kullanıcılar, aksine bir görüş beyan etmezlerse sisteme otomatik olarak dahil edilecekler. Pazarlama ve reklam kuruluşlarının sistemi kullanmaları ise tartışmanın bir başka boyutunu oluşturuyor. Güney Kore ve Hollanda’da devlet, sistemin ticarileştirilmesine olumsuz yanıt verirken, gözlemciler böyle bir oluşuma izin verilmesini, özellikle büyük ülkelerde sistemin kurulması için gereken finansal kaynağın oluşmasına ciddi katkı sağlayabileceğini belirtiyorlar.
Ticari ve kamu yararının aynı anda sağlanabileceğini belirten gözlemciler, kullanıcıların ‘kişisel gizlilik’ haklarının ve ‘yığın ileti’ gönderilmeyeceğinin teminat altına alınmasının bunda etkili olabileceğini ifade ediyorlar. Herhangi bir felaket durumunda kullanıcıların hayatını kurtarabilecek hücresel yayının da bazı kırılganlıkları bulunuyor. Örneğin, deprem halinde, bir baz istasyonunun yıkılması ya da elektriğin kesilmesi gibi bir durumda ‘Acil Durum’ mesajları yerlerine ulaşamayacak. Yayının özelliği gereği, mesaj gönderildiğinde telefonun kapalı olması, mesajın alınamayacağı anlamına geliyor. Mesaj, telefon dakikalar sonra açılsa bile, yeniden gönderilmedikçe kullanıcıya ulaşmıyor.
Görünen o ki, kıyıları vurması beklenen Tsunami dalgalarını dakikalar öncesinden haber verebilmek artık bir tıklama uzaklığında. Ancak, şu an için, batılı büyük telekom şirketlerinin her hangi bir devlet desteği almadan böyle bir girişime katılmak istememeleri uygulanabilirliği zora sokuyor. Yine de her ihtimale karşı siz siz olun ve cep telefonunuzu yanınızdan ayırmayın.

Kaynak : 