Philippe Alibert, birkaç seneden beri Türkiye’de, yaşayan yabancı üst düzey yöneticilerden. Danone’nin, Türkiye ve İran Ar-Ge Bölümü Başkanı olan Alibert, kaotik trafiğine rağmen İstanbul’a aşık birisi ve yadırganacak pek çok şeye çoktan alışmış bile. En çok dikkatini çeken şeyin kültürel çeşitlilik olduğunu belirten Alibert, 2000’li yıllarda ciddi bir ekonomik kriz geçiren Türkiye’nin, şimdi yaşanan krize karşı daha tecrübeli olduğunu söyleyebilecek kadar da yakından takip ediyor gündemi.
Türkiye’deki, mobil telefon hizmetlerini aşırı derecede pahalı bulan Alibert, interneti, gerçek olmayan bir takım iddiaları yaymak amacıyla bir silah gibi kullanmanın doğru bir davranış olmadığına özellikle dikkat çekiyor.
turk-internet.com; Türkiye’deki görevinize atanmadan önce Türkiye hakkında neler biliyordunuz?
Philippe Alibert ; Ben, Türkiye’ye ilk olarak 1998 yılında geldim ve burada çok kısa bir süre geçirdim. O günden bugüne bir takım karşılaştırmalar yapmamı isterseniz bunu yapabileceğimi sanmıyorum. Zira, dediğim gibi ziyaretlerim genelde kısa süreli oldu.
turk-internet.com; Burada çalışmayı siz mi istediniz?
Philippe Alibert ; Hem ben Türkiye’yi önceden beri seviyordum, hem de bana göre bir pozisyon vardı. Türkiye, gerçekten pek çok çeşitliliğin olduğu, renkli bir ülke. Burada, renklerin hemen hemen tüm tonlarını bulabiliyorsunuz. İstanbul, hemen her şeyi bir yerde bulabileceğiniz bir merkez.
turk-internet.com; En çok neler sizin için zor oldu?
Philippe Alibert ; İstanbul, trafik dolayısıyla çok kaotik bir şehir. Zamanınızı planlamak çok zor. 24 saat yaşayan çok hareketli bir şehir. Ama, öte yandan insanların sıcak kanlılığı ve dostane tavırları çok pozitif. Bunun yanında Boğaziçi’nde bir yerde yaşıyor olmam benim için oldukça güzel bir şey.
turk-internet.com; Sizi Türkiye’de en çok ne etkiledi?
Philippe Alibert ; Beni en çok kültürel çeşitliliğin etkilediğini söyleyebilirim. Bence bu en önemlisi. Türkiye’yi biraz gezebilme imkanına sahip oldum. İnsanlarınızın misafirperverliği çok dikkat çekici.
Bir yabancı olarak insanlarınızın eğitimi beni etkiledi, çünkü ben şahsen insanlarınızın bu denli eğitimli olduklarını bilmiyordum. Bu aşamada şunu belirtmek isterim ki Türkiye, dışarıda yeterince tanınmamanın ceremesini çekiyor.
Yabancılar ülkenizi oldukça geri kalmış bir toplum olarak tanıyor. Pek çok yabancı Türkiye’nin gerçekte ne olduğunu, burada ne bulabileceklerini bilmiyorlar. Bence, bu açıdan Türkiye’nin dışarıda yapması gereken çok şey var kendisini daha iyi tanıtabilmek adına.
İnsanlar, çok ilgi çekici bir şekilde pahalı ürünlere, özellikle de smartphone tarzı yüksek ürünlere yöneliyorlar. Aynı şeyi kendi ülkemde görebilmem pek mümkün değil.
turk-internet.com; Buradaki teknolojiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Philippe Alibert ; Ben bu konuda da yine çeşitliliğe geliyorum. Türkiye’de, hem en iyiyi, hem de en kötüyü bulabilirsiniz. Teknoloji düzeyi ile ilgili bir şey söyleyemem. Ama, şunu söyleyebilirim ki Avrupa’da, teknolojiye çok daha homojen bir şekilde erişebilirsiniz. Türkiye’de ise bu bölgesine göre farklılık gösterebiliyor ve İstanbul, ulaşılabilecek en üst seviyeyi ifade ediyor.
turk-internet.com; Telekomünikasyonda aldığınız hizmetlerden memnun musunuz?
Philippe Alibert ; Evet, geneli itibariyle aldığım hizmetlerden memnun olduğumu söyleyebilirim. Ancak, hemen belirtmek isterim ki Türkiye’de mobil telefon hizmetleri aşırı derecede pahalı. Özellikle birisini aradığınızda buna çok yüksek bedel ödüyorsunuz. Yurt dışına kıyasladığınızda durum böyle.
turk-internet.com; Aracınızı kendiniz kullanıyorsunuz. Türklerin şoförlüğünü nasıl buluyorsunuz?
Philippe Alibert ;
turk-internet.com; Yeni teknolojilerin adapte edilmesinde Türkleri nasıl değerlendiriyorsunuz.
Philippe Alibert ; Türk insanı yeni teknoloji kullanmayı çok seviyor. İnanılmaz bir cep telefonu satışı var. İnsanlar, finansal güçleri nisbetinde en yeni ürünleri kullanmaya çalışıyorlar.
turk-internet.com; Geçmişte, temelsiz bir suçlama içeren bir e-posta zinciri şirketinizin başını ciddi bir biçimde ağrıtmıştı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Philippe Alibert ; Bu Türkiye’ye özgü bir şey mi bilemiyorum, ama bu şekilde bir davranış şekli Batı ülkelerinde adil değerlendirilmez. Çünkü, normalde eğer yanlış bir şey varsa bunu yargıya götürmeniz gerekiyor. Bunu delillerle ortaya koymanız gerekiyor. İnterneti, gerçek olmayan iddialarınızı yaymak için bir silah gibi kullanmak doğru bir davranış şekli değil. Bu, sonuçları itibariyle çok ciddi bir olay. Bir firmayı yıpratmak için böyle bir yolu seçmek rekabet açısından da kabul edilebilir bir şey değil. Bence şurası çok açık ki bu tür olaylar dışarıda Türkiye’nin imajını olumsuz yönde etkiliyor. Türkiye’ye gelme niyeti taşıyan yabancı sermayenin de bunlardan olumsuz etkilendiğini düşünüyorum. Çünkü, buraya sermayelerini getiren şirketler uzun vadeli düşünmek istiyorlar.
Türkiye’deki durum hakkında bilgim yok, ancak benzer bir durumun her hangi Batılı bir ülkede yaşanması durumunda sorumlular IP adresleri aracılığı ile tespit edilerek, haklarında gereken işlemler yapılır.
Olayın bir diğer önemli kısmını, insanların ortaya atılan iddialara inanması oluşturuyor. Aslında bu imkansız bir şey, çünkü bir denetleyici kurum var, üretim süreçlerini çok yakından takip eden. Yani, kamu sağlığını tehdit edebilecek bir şeyin piyasaya arzının o kadar kolay olmadığını düşünüyorum. Bu olayın bir diğer ilginç yönünü, karalanmaya çalışılan ürünün Türkiye dışında onlarca ülkede daha piyasaya sunulması oluşturuyor. Türkiye’den, daha uzun zamandan beri piyasada olan ürün ile ilgili olarak benzer her hangi bir durumla karşılaşmadığımızı söyleyebilirim.
turk-internet.com; Sizce, Türkiye nerede olmalı?
Philippe Alibert ; Bence, Türkiye, Avrupa’nın bir parçası. Ancak ekonomi, eğitim, sosyo-kültürel ve coğrafi gibi bir takım unsurların ciddi bir biçimde yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu büyüklükteki bir ülkenin AB’ye entegrasyonu mümkün mü? Cevaplandırılması gereken bir soru. Bir diğer tarafta da Türkiye’yi AB’nin dışında tutmanın mümkün olup olmadığı sorusuna cevap bulmamız gerekiyor. Siyah ya da beyaz denemeyecek kadar karmaşık bir durum söz konusu.
Dikkat ediyorsanız, batılı medya kuruluşlarının kimisi Türkiye’yi bir OrtaDoğu ülkesi olarak görürken, kimileri Avrupa ya da bir Asya ülkesi olarak adlandırabiliyor. Türkiye’nin, nerede olduğunu anlamak hiç de sanıldığı kadar kolay değil.
turk-internet.com; Sizce, biz Türklerin bu belirsizliğin ortaya çıkmasında payımız çok mu?
Philippe Alibert ; Evet. Kesinlikle. Bunun, sizin ülkenizi nasıl sunduğunuzla çok büyük ilgisi var. Bunu, bir futbol karşılaşması gibi düşünürsek; Türkler burada kendi lehlerine bir oyun geliştirebilecekleri gibi, kötü oynayıp bu maçı kaybedebilirler de. Çünkü, AB’ye üye olabilmek için tüm Türk halkının aynı şekilde motive olması ve üyeliği istemesi gerekiyor.



Kaynak : 