Bu röportajın ilk bölümünü İzi Kohen : Krizin Sonunda Şirketlerin Büyümeleri ya da Küçülmelerine Değil, Kar Rakamına Bakılmaya Başlanacak – 1, ikinci bölümünü İzi Kohen : Bu Krizde Önemli Olan Nakit Akışı Korumak – 2 ve üçüncü bölümünü İzi Kohen : Dünya’da Değerler Yeniden Yorumlanacak – 3 başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Bilişim sektörünün tam ortasında yer alan bir kaç kişiden birisi olarak İzi Kohen’e önce krizi sorduk. Ama röportajın bu son bölümünde de kendi şirketini yani Arena’yı soralım diyoruz. Kohen, krizden önce de hep şirketin büyüklüğünün değil, karlılığının önemli olduğuna vurgu yapardı. İlk 3 bölüme bakarsanız, dünyanın değer yargılarının değişeceğini ve şirketlerin artık büyümeleri (satın aldıkları şirketler) ile değil karlılıkları ile analiz edileceğini belirtiyor. Peki Arena ne durumda?
turk-internet.com : Peki Arena nasıl gidiyor?
İzi Kohen : Güçlü ilerliyor. Gücünü kaybetmeden. Parametrelere bakıp hareket ediyoruz. Nakit akış yönetimi açısından yılı yani 2008’i çok iyi kapattık. Güven adasına benzetiyorum Arena’yı. Fırtına’nın ortasında sığınalacak bir nokta. Tedarikçiler, Türkiye’de malını satmak isteyenler, tüketiciler ve bayiler için. Hatta finans kurumları için de bir güven adası. Bu devam ettiği sürece, fırtınadan kaçanlar sığınıyor..
turk-internet.com : Sizin bayilerinize sunduğunuz Paynet sistemi nasıl gidiyor?
İzi Kohen : Bir bütün olarak bakıldığında, dünyada da tek ve benzeri yok. Üzerine yeni fonksiyonlar ekleniyor. Neden tüketicinin kredi kartını bir güvence olarak kullanıp bayilerimize katma değer sağlamayalım diye düşünmüştük.
7.500 bayimiz var. Bir çoğunu fiziksel olarak tanımıyoruz. Her gün yenisi ekleniyor. Türkiye’de 8.500 bilgisayar bayisi olduğu söyleniyor. 5.000 tanesi sabit. Diğerleri zaman zaman isim değiştiriyor. Bulut diyoruz bunlara. Güvenmiyoruz. Ama iş yapmak zorundasın. Bunlarla iş yapabilmemiz için de kredi vermemiz lazım. Veremiyoruz, o zaman riskten tamamen arınmış bir olanak sağlamalıydık.
Biz önceleri yani Pencere’yi açtığımız 2000 kasımında , 2001 şubatında filan krediyi, bayilerden (kendi kartı) tahsilatla yapıyorduk ama böyle olunca, adamın tanınan limiti bitince, alışveriş olanağı da sınırlanıyordu.
O zaman neden biz bunu tüketici kredilerine yansıtmıyoruz dedik. Bu sistemin altyapısı, bankalar, avukatlar, bayiler tarafları 18 ay sürdü. İlk başta, adam oturtup, fax çekerdi. Bankadan giriyor sonra provizyon filan alınıyordu. Sistem zamanla gelişti. 8 banka yapıldı. Taksit sistemleri ve üzerine kampanyalar başlandı. Şehir bazlı ya da (tedarikçi ben Samsun’daki satışlarımı arttırmak istiyorum diyebiliyor) ürün bazlı kampanyalar yapılabiliyor. Ya da “Samsun’da satacağım şu notebook’a da 12 taksitle sattığın zamanki banka komisyonunun % 50sini ödemeye de razıyım” diyor (karışık bir işlem). Bunların hepsi mümkün.
Sistemin arkasında SAP var. Kural tabanlı bir işlem bu. Samsundan alırsan sipariş % 50’sini tedarikçiden al, % 50 bayinizden alıyorsunuz. Ama olay bu şekilde mükemmel bir şekilde ilerlemiyor.
“Şu notebook’tan aldığın zaman banka komisyonunun % 75’ini geri ödüyorum. % 25’ini sen öde” durumunda diyelim ki, adam o notebook yerine, bu notebook’u sattı. Adama biz öyle dedik ama onu biz ne sattığını bilmiyoruz ama bizden ne aldığını biliyoruz. % 75’ini istiyor ay sonunda. Kontrol etmemiz lazım bizden o notebooktan o kadar sayıda aldın mı? Ya alacaksın, ya da biz sana % 75’i ödemeyiz. Tedarikçi, kendi malı olmayan bir mal için neden % 25-50 filan ödesin. Ona da biz hesap veriyoruz. İşte bütün bunların altyapısı yapıldı.
Paynet Pencere’ sisteminin bir parçasıydı. Ama bu yıl 9 şubattan itibaren artık yeni bir modül. Hatta artık yeni bir şirket olabilir. 2008’de 143 milyon $ geçti üzerinden. Yani toplam ciromuzun 1/3’ü.
Turk-internet.com : Bütün bayiler kullanıyor mu bu Paynet’i?
İzi Kohen : Büyük bayiler kullanmıyor. Mesela Meteksan kullanmıyor. Bimeks ya da Teknosa da kullanmıyor. Onların alımları milyon $ olduğu için. Ama bayilerimizin % 80’i kullanıyor yani binlerce bayi. Ödemelerinin hemen hemen % 80’ini Paynetle yapıyorlar. Kullanmayanlar ise % 20’lik kısım.
Kredi ile ödeme sistemi çok yaygındı. Bayiler bu kredi kullanım olanağını elde edemezler. Ama biz ayda 10 milyon dolar geçireceğim diyoruz. Bankalar sizin için ne yapabiliriz diyorlar. Aldığımız avantajları birebir bayilere geçiriyoruz. Perakendecilerle birebir rekabet edebilir hale geliyor.
Turk-internet.com : Arena Öncü Yani.
İzi Kohen : Arena ilk yapar. Ciro olarak yukarda değiliz ama piyasaya zarar verecek bir şey yapmayız. Piyasanın akıllısı ve delisiyiz.
Turk-internet.com : Peki şimdilerde pazarda en çok ne satıyor?
İzi Kohen : Netbook ve harici disk çok satıyor. Bilgiler o kadar çok arttı ve bilgiler o kadar kıymetli ki. Bilgi kaybetme deneyimi yaşayanlar arttı. Mobil cihazlar artıyor. Çaldırabilirsin, suya düşürebilirsin, sarsıntıdan dolayı bozulabilir.
Diğer yandan harici disk kapasiteleri artmaya başladı. Çeşitleniyor. Müzik kaydediyoruz. You tube vs.. kaydediyoruz.
Ben artık her şeyi scan etmeye başladım. Bütün dökümanlarımı. Hepsi yanımda. Hiçbir zaman çıkarmaya gerek yok.. Her şeyimi print edebilir, fakslayıp, istediği yere gönderebilirim. Arabanın bilmemnesi, ehliyet vs.
Sanallaştırma vs.. gittikçe artıyor.. 3G ile özgürlük mobilite daha fazla gelecek.
Süper oldu. Herkes birinci PC’sini aldı, yazıcısını, sarf malzemesini aldı. Şimdi hard diskini alıyor. Daha fazla müzik fotoğraf alıyor. Pazar büyüdü. İphone’un da çok büyük aksesuarlarını satıyoruz. Müthiş bir hız getiriyor. Aplikasyonlar yüklüyor. Back up almanın önemi artıyor. Güvenliğin önemli olduğunu görüyoruz. Korumanın önlemleri alanlar artıyor. Bütün dünyada bilgisayar digital medya kullanımı artıyor. Baktığın zaman şu netbook’u satmaktan değil, ek biir şeyler satarak para kazanılıyor.



Kaynak : 