Uludağ Üniversitesi Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra, sırasıyla Alarko Holding, Toyotasa, RJReynolds, Degere International, DHL ve Turkcell’de çeşitli pozisyonlarda görev alan C5 Mobile’ın, yeni Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Süha Çolakoğlu ile sektörde yaşananlar ve şirketin hedefleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.
turk-internet.com; Sanki son zamanlarda piyasalarda bir açılma var gibi görünüyor. Krizde nerede bulunuyoruz?
Süha Çolakoğlu; Krizin nerede değerlendirildiği önemli. Bugüne kadar Türkiye’de gerçekleşen krizlerin bir çoğu sadece iç pazar açısından kriz yaratmıştı.
Türkiye’de, kriz varken, dış dünyada herhangi bir kriz olmadığı için ağırlıklı olarak ihracatçı hayatına devam etmiş, ithalat belli oranlarda Türkiye’yi etkilemiş, ama ihracatçının da yurt dışındaki piyasaların normal seviyede olması sebebiyle, hayatı daha iyi hale geldiği için iç piyasa belli bir dengeye oturmuştu.
Bizim sektörümüze baktığınız zaman pazarda ortalama bir yüzde 30’luk daralma söz konusu. Otomotiv, tekstil gibi sektörlerde belli bir daralma var, ama telekom tarafında da bir kriz söz konusu.
Krizi, biz daha çok paranın değer kaybıyla hissediyoruz. Dolar ve Avronun değer kazanması, aslında kimsenin telaffuz etmediği yüzde 40’ların üzerinde bir devalüasyon olduğu anlamına geliyor.
Hiç bir basın kuruluşu da bunu çıkıp; “paranın değeri yarı yarıya indi. 1 liramız artık yarım kuruş” diyemiyor, ama gerçek bu. Türkiye, 2 gelen, buna karşılık 1 giden ağırlıklı bir ithalat ülkesi.
İhracatın, Şubat ayı verilerine göre yüzde 2530’lar oranında düştüğünü görüyoruz. İhracatın, bu kadar düşmesine rağmen, ithalata devam edilirse aradaki bu fark nasıl kapatılacak?
Dolayısıyla, bunun fiyatlara da yansımasıyla tüketimde ciddi bir daralmanın olduğu, vatandaşın harcama yapmaktan olabildiğince kaçındığı görülüyor.
Diğer tarafta, seçimler ve sonuçları ve diğer iç-dış gelişmeler ekonomiyi de etkiliyor. Dolayısıyla, odaklanmamız gereken konudan uzaklaşıyoruz. Türkiye, dışında cereyan eden gelişmelerden bile etkilenebilir bir hassasiyet taşıyor. Bir sene önce Bangkok’a seyahatimde 1 Baht, 33 Avro’ydu. İki ay evvel yaptığım seyahatimde yine aynı değerdi. Şimdi, orası dünyanın bir ülkesi, Türkiye de bir başka ülkesi. Bir dolar 1.20 iken bir anda 1.80’e çıkabiliyor.
O zaman ben de şunu soruyorum; o zaman para birimini TL yerine Avro yapalım. Böylelikle, Türkiye’deki, ithalatçı da, ihracatçı da döviz-parite derdinden kurtulsun. Yani TL’yi mi yok edeceğiz? Yok, eğer etmeyeceksek de o zaman TL ile birilerinin oynamasına izin vermeyelim.
Ben, çok spekülatif olayların döndüğünü düşünüyorum. Piyasadaki bazı çevreler, kısa vadeler içerisinde alıp alıp satıyorlar ve aradaki farklardan da birileri inanılmaz karlar elde ediyorlar.
turk-internet.com; Peki bunu kimler yapıyor?
Süha Çolakoğlu; Bizim gibi ticaret yapanlar, dövizden para kazanacak durumda değiller. Çünkü, biz ithalat yapıyoruz ve bunu kendi kanallarımız üzerinden nihai tüketiciye ulaştırmaya çalışıyoruz. Biz ticaret yaptığımız için para ile para kazanamıyoruz.
Merkez Bankası, kimlerin ne kadar döviz aldıklarını görebiliyor. Bunların bütün kayıtları var. Dövizdeki ani iniş ve çıkışlar bir istikrarsızlığın olduğunu gösteriyor. Böyle bir tablonun yaratılması Türkiye’nin dış dünyadaki görüntüsünü olumsuz etkiliyor. Merkez Bankası bunlara zamanında müdahale etse bu noktalara gelmemiş olurduk.
Normalde, ayda 1 milyon adetin üzerinde cihaz satılırken bugün bu sayı 700 binlere kadar gerilemiş durumda. Böyle giderse, bu sayı daha da inebilir ve bunu yukarılara taşımak ancak istikrarlı bir ekonomi ve vatandaşların daha yüksek gelir seviyesine sahip olmalarıyla mümkün olabilir.
Aksi taktirde belirsizlik durumu vatandaşları harcamalarında daha muhafazakar olmaya ittiğini ifade edebilirim. Yani, öncelikli olarak dövizdeki hareketliliğin kesilmesi gerekiyor.
Diğer tarafta, bazı bankaların verdikleri kredileri geri çağırdıklarını duyuyorum. Telekom sektöründe 14 bin tane bayii var. Bunların hepsi vadeli mal alıp satıyor. Sizin, malınız rafta dururken ve henüz satılmamışken, vadesi geldiğinde bu parayı ödemek için ya hırsızlık yapacaksınız, ya kredi alacaksınız, ya da; ‘ben bu parayı ödeyemiyorum ve iflasımı istiyorum’ diyeceksiniz.
İnsanlar hırsız mı olsun? Hayır. İflas mı etsin? Burada dönüp de; ‘işini yönetemeyen iflas ediyor’ denmesi de yanlış bir şey. Çünkü, bankaların, yıllardır Türkiye’de yarattıkları bir kredilendirme sistemi var. Şimdi, insanlar kredi alamayınca, mallarını da nakite döndüremeyince otomatikman iflaslar yaşanmaya başladı.
Ve benim, sene sonu itibariyle tahmini verebileceğim rakama göre 2000’e yakın satış noktası kapanacak. Neden? Bu sebeplerden.
Bu bahsettiğim satış noktaları Turkcell, Avea ya da Vodafone Exclusive noktaları değil, bütün ürünleri, yani hem cihaz ve hem de operatör ürünlerini satan mağazalar.
Cihaz satışının yüzde 30-35 nisbetinde azaldığı bir ortamda bunların yavaş yavaş kapanacağı aşikar. Bu yüzden bizim tarafta krizin geçtiği söylenemez.
Röportajın devamını Süha Çolakoğlu : C5 Olarak 3G Lansmanına Hazırlanıyoruz – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.

Kaynak : 