Ropörtajın ilk bölümünü Cüneyt Türktan : BTK’nın Yaptığı Ara Bağlantı Düzenlemesi Çok Önemli bir Düzenleme – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
(turk-internet.com Notu : Avea Genel Müdürü Cüneyt Türktan ile yaptığımız röportaja dün kaldığımız yerden devam ediyoruz)
Demek ki, hakim operatörün rekabeti engelleyici olmaması lazım. Bu dünyada da sabit şebekeler için gündemdeydi. Özellikle bu serbestleşme yaşanması gerekiyordu. Hakim durumdaki GSM operatörler için de geçerli olması lazım. Yani engellerin kalkması lazım.
Neden hakim durumdaki operatörler diyorum; Biliyorsunuz 1994 yılında 2 tane lisans verildi Türkiye’de. Genelde 2 lisans olan ülkelerde, baktığımız zaman, ilk giren bu 2 operatör bütün pazar payını toplar. Türkiye’de farklı bir durum oldu. Bir operatör daha kuvvetli gitti. Yedi sene sonra 1800 lisansları verildi. Üstelik de daha da pahalı verildi. Üçüncü ve dördüncü operatörler sisteme girdiler. Niye girdiler sisteme. Rekabette esnek olsunlar, tüketiciye faydalı olsunlar diye.
Ancak ne oldu, hakim durumdaki operatör, bir yanda şebeke içi fiyatlarını bir günde yarı yarıya indirirken şebeke içi fiyatlarını artırdı. Abonelerinin rekabeti aramasını engelledi. Diğer taraftan, iki operatör varken kendi aralarında kullandıkları arabağlantı ücretini 14 kat artırarak 1.4 kuruştan 20 kuruşa çıkarttı. Yeni operatörleri kendisine çok yüksek arabağlantı ücreti ödemeye mahkum etti.Bu durum Telekomunikasyon Kurumu’nun kurulup arabağlantı fiyatlarını düzenlemesine yani 2003 yılına kadar böyle devam etti. Fakat bunun gibi diğer operatörlerin sisteme girişi engelleyici durumlar olduğu zaman, hakim operatör ya da operatörler tarafından, yeni girenlerin yaşama şansı yoktur. Onun için de zaten bilhassa telekomünikasyon düzenleyicileri, üçüncü ve dördüncü şebekeleri korumak üzere, hatta saf tutmak üzere hareket ettiler.
Bu doğal olarak, tüketicinin hakkının korunması diyoruz ama bir noktada üçüncü ve dördüncü operatörün ödediği lisans ücretlerinin de korunması lazım.Çünkü siz hükümet ve kurum olarak diyorsunuz ki “ben rekabet istiyorum, yeni lisanslar veriyorum, çok operatör olsun,” ama sonradan gelen operatörler engellerle karşılaşabiliyor. Özellikle ara bağlantı, şebeke içi, şebeke dışı fiyatlar konusunda.
Tabi ki Türkiye’de baktığımız zaman, ileri gittiğimiz konular da oldu. Bana göre başarılı bir adımdır; bu şebeke içi-şebekedışı fiyatların dengelenmesi ve şebeke içi fiyatların, en az bu ara bağlantı ücreti kadar olması ya da bu ara bağlantı ücretinin bu seviyeye çekilmesi. Hiçbir zaman fiyatı pahalandıramayacağınız için pekala ara bağlantıyı bu fiyata kadar çekebilirsiniz, hakim operatör tarafında.
Tabi bunlarla birlikte yürüyen, abonelerin hareketini sağlayan en önemli uygulama numara taşınabilirliği oldu. Neticelerini biliyoruz Türkiye’de, rekor seviyeye gittik. Başarılı bir uygulama oldu. Hatta AB ülkeleri bunu örnek olarak bile alıyorlar Türkiye’de. “Siz nasıl başarılı yaptınız” diye.
Numara taşınabilirliğinin ücretsiz olması, 6 günde olması, ya da geçeceğiniz operatöre müracaat gibi. Geçeceğiniz operatör zaten sizin hakkınızı koruyor. Bu uygulama başarılı oldu.
Onun için serbest rekabet dediğimiz zaman, özellikle hakim durumdaki operatör ya da operatörlerin, yeni giren operatörleri engelleyici uygulamaları olmaması lazım. Eğer böyle bir uygulama görülüyorsa, bunun regülasyon tarafından önlenip, serbest rekabet kurallarının hızla hayata geçirilmesi gerekiyor.
Turk-internet.com : Sınırsız tarife nasıl çıktı?
Cüneyt Türktan : Sınırsız tarife nasıl çıktı? Sınırsız tarifeyi ilk biz çıkardık. Biz çıkarmasak, başkaları da çıkarabilirdi. Çünkü özellikle hakim durumudaki operatör, aboneleri kendisi sistemine kilitlediği zaman, yani kendi şebekesine çok düşük, dışarıya pahalı görüştürdüğü zaman, ikinci ve üçüncü operatör çok rahatlıkla sınırsız tarife çıkarabilir. Çıkarması da gerekiyor; varlığını sürdürmesi, abone kazanması ve büyümesi için yapması gereken bir ürün haline geldi.
Zaten sınırsız tarifelere baktığınız zaman, Dünya’da “flat rate” denilen sınırsız tarifeler, paket tarifeler çok rahat ABD’de kullanılıyor,. Tüketici kendi ihtiyacına göre kullanacağı paketi aldığı zaman ayda ne ödeyeceğini biliyor, sürprizle karşılaşmıyor. Biliyorsunuz, Türkiye’de böyle bir sıkıntı olmuştur; “eyvah bana ayda 100 TL, 200 TL, 300 TL geldi”. İnsanlar ayarlayamıyor. Ama sınırsız tarife ile bütçenizi ayarlayabiliyorsunuz. Özellikle de kriz döneminde.
Turk-internet.com : Yani sınırsız tarifenin gidişatından memnunsunuz öyle mi?
Cüneyt Türktan : Evet, çok büyük bir ihtiyacı karşıladı, büyük taleple karşılaştık. Pazarda öncülük yaptık. Bu bir süreçtir. Baktığınız zaman, sınırsız tarifeyi biz uyguladığımız zaman, hakim operatör de takip etti. Benzeri bir tarifeyi, limitli de olsa, verdi.
Turk-internet.com : Sizinki de limitli değil mi?
Cüneyt Türktan : Sadece bizim tarifemiz “Heryöne” sınırsız. Biz pratikte limitsiziz, baktığınız zaman. 10.000 gibi bir üst limit var ama bu zaten ticari kullanımları engellemek için bir limit.Bizim istediğimiz telefonu kişiler iletişim ihtiyacı için doya doya kullansın. Kişinin dışında kullandığında, ticari kullanıldığında kesilsin. Bakıldığında çok daha az kullanılıyor limitsiz de.
Turk-internet.com : Bir ortalama var mı, kullanıcı başına?
Cüneyt Türktan :
Turk-internet.com : Mobil sektörde tarifeler çok karışık. Sizce bu konu nereye gidiyor?
Cüneyt Türktan : Biz bu sebeple her zaman basit, kolay anlaşılır, kolay hesaplanır tarifeler sunuyoruz. Tüketicilerin ne kadar harcadığını bilebilmelerini istiyoruz. Pazarda da net tarifelere geçiş var. Yoksa, 9 boyutlu – 11 boyutlu anlamak lazım. Tüketicilerin hiçbir zaman, ne operatör içi kıyaslama imkanı var, ne de operatörler arasında kıyaslama imkanı var. Tarifeler çok farklı boyutlarda, Elmayla armut gibi. Karşılaştırmak çok zor. Özellikle öncülüğünü yaptığımız flat dediğimiz, her yöne sınırsız tarifeler, bana göre sektörün yeni yönlendirici tarifeleri olacak ki, kişiler bütçelerini bilsin, ne harcadığını bilsin.

Kaynak : 