Avrupa dijital bağımlılığını yeniden değerlendiriyor. Amerikalı firmaların teknoloji hakimiyetinin risklerine dikkat çekiyor.
On yıllardır, Avrupa’nın dijital ekonomisi örtük bir varsayıma dayanıyordu. ABD teknoloji şirketlerine bağımlılığın, küreselleşmenin iyi huylu, hatta faydalı bir biçimi olduğu varsayımı yapılıyordu. Bu varsayım şimdi Avrupa Birliği’nin en üst düzeylerinde açıkça sorgulanıyor.
Avrupa Komisyonu, ABD teknoloji sağlayıcılarına aşırı bağımlılığın yarattığı güvenlik ve stratejik riskleri açıkça kabul ederken, AB’nin teknolojik egemenliğini güçlendirmeyi amaçlayan yeni bir yasa taslağı hazırlıyor. Bu hamle, sadece politikada değil, üslupta da önemli bir değişime işaret ediyor.
Bir zamanlar rekabet sorunu olarak çerçevelenen konu, giderek stratejik özerklik ve güvenlik meselesi olarak ele alınıyor.
“Açık Pazarlardan” Stratejik Gerçekçiliğe
AB yıllardır –kendi teknoloji sektörü Amerikan ve Çin devlerinin gerisinde kalsa bile–, kendisini açık dijital pazarların savunucusu olarak görüyordu. Ancak bir dizi şok, Brüksel’in düşüncesini yeniden şekillendirdi. Bunlar,
- ABD’nin Avrupa verilerini etkileyen uluslararası hukuk kuralları
- Atlantik ötesi veri transferleri etrafındaki tekrarlanan hukuki belirsizlik
- Jeopolitik krizlerin ortaya çıkardığı bulut, yapay zeka ve yarı iletken bağımlılıkları
- “Güvenilir müttefiklerin” hala tek taraflı nüfuz kullanabileceğine dair artan farkındalık
oldu. Bu nedenle, AB yetkilileri daha önce sadece diplomatik dilde tartışılan bir sorun hakkında artık daha açık konuşuyor. Avrupa’nın dijital altyapısı, yapısal olarak –özellikle teşvikleri ve yasal yükümlülükleri Avrupa çıkarlarıyla genellikle örtüşmeyen– ABD firmaları başta olmak üzere, Avrupa dışı aktörlere bağımlı.
Taslak Mevzuatın İçeriği
Öneri henüz geliştirme aşamasında olsa da, kaynaklar mevzuatın birkaç önemli alana odaklanacağını belirtiyor:
- ABD şirketlerinin Avrupa kamu ve özel sektör iş yüklerine hakim olduğu bulut altyapısı ve hiper ölçekli sağlayıcılar
- Özellikle AB dışında eğitilen ve kontrol edilen temel modeller de dahil olmak üzere yapay zeka modelleri ve platformları
- Hükümet, sağlık, enerji ve savunmada kullanılan kritik yazılımlar ve dijital hizmetler
- Yabancı gözetim ve yasal zorlamaya maruz kalma da dahil olmak üzere veri yönetimi ve erişimi
Önceki girişimlerden farklı olarak, yeni çerçevenin bağımlılığın kendisini yalnızca bir verimlilik ödünleşmesi olarak değil, açıkça bir risk olarak çerçevelemesi bekleniyor.
Neden ABD Teknolojisinin Artık Risk Olarak Görülüyor
Bu, değişimin en politik açıdan hassas yönüdür. AB politika yapıcıları ABD şirketlerini kötü niyetle suçlamıyor. Aksine, yapısal bir gerçeği kabul ediyorlar. Amerikan teknoloji firmaları nihayetinde, AB yasal ilkeleriyle çelişebilecek ulusal güvenlik ve istihbarat yasaları da dahil olmak üzere ABD yasaları altında faaliyet gösteriyor.
Brüksel’in bakış açısından bu, çeşitli sorunlar yaratıyor. Mesela Avrupa veri koruması (GDPR) için yasal belirsizlik, kritik dijital altyapı üzerinde sınırlı kontrol ve siyasi anlaşmazlık veya kriz zamanlarında stratejik kırılganlık.
Mesaj incelikli ama açık. Müttefik olsun ya da olmasın, herhangi bir yabancı teknoloji ekosistemine bağımlılık, Avrupa’nın kontrol edemediği bir kaldıraç yaratıyor.
Dijital Saflıktan Kopuş
Yıllarca Avrupa dijital politikası düzenleme ve teslimiyet arasında gidip geldi. Kendi yaratmadığınızı düzenleyin, yerine koyamayacağınız şeyi kabul edin. Ortaya çıkan bu yeni mevzuat, bu zihniyetten bir kopuşu işaret ediyor.
Bunun yerine, AB stratejik dijital sektörlerin seçici korunmasına, hassas alanlarda Avrupalı sağlayıcılara ayrıcalıklı muameleye ve dış platformlara bağımlılığı azaltmayı amaçlayan uzun vadeli sanayi politikasına ağırlık vereceği anlaşılıyor.
Bu, ABD şirketlerini dışlamak anlamına gelmiyor. Bu, gücü yeniden dengelemek anlamına geliyor.
Transatlantik İlişkiler İçin Etkileri
Taslak mevzuatın ABD ile sürtüşmeye yol açması muhtemeldir. Zaten Trump’ın eylül 2025’de, AB’yi Google ve Apple’a verilen cezaya karşı soruşturma ile tehdit etmesi ya da aralıkta Twitter’a verilen ceza üzerine, ABD başkan yardımcıları Vance, Rubio, Carr hep birlikte Avrupa Birliğini kınadılar. ABD teknoloji firmaları Avrupa ekonomisine derinden yerleşmiş durumda ve ayrımcı olarak algılanan herhangi bir adım siyasi ve hukuki tepkilere yol açacaktır.
Ancak AB yetkilileri bu gerilimi giderek kaçınılmaz olarak görüyor. AB yetkilileri şöyle açıklıyor :
“Stratejik özerklik, yapısal bağımlılıkla bağdaşmaz. Bir noktada, hangi riski daha rahat kabul edeceğinizi seçmeniz gerekir.”
Eğer kabul edilirse, bu yasa, küresel teknoloji düzenini yeniden şekillendirmeyi amaçlayan Dijital Hizmetler Yasası, Dijital Pazarlar Yasası ve Yapay Zeka Yasası da dahil olmak üzere, AB dijital hukukunun giderek büyüyen mevzuat külliyatına katılacaktır. Ancak bu girişim daha da ileri gidiyor. Öncelikle piyasa adaleti veya tüketici korumasıyla ilgili değil. Güç, kontrol ve dayanıklılıkla ilgili.
Avrupa artık yabancı teknolojiyi düzenleyip düzenlememesi gerektiğini sormuyor. Artık yabancı teknolojiye güvenmeye devam edip etmemesi gerektiğini soruyor.
AB’nin ABD teknolojisinin güvenlik risklerini açıkça tartışmaya başlaması, küresel dijital politikada bir dönüm noktası. Bir zamanlar dile getirilmeyen bir endişe olan şey, artık resmi bir politika haline geliyor: teknolojik bağımlılık stratejik bir kırılganlık.
Avrupa’nın bu farkındalığı uygulanabilir alternatiflere dönüştürüp dönüştüremeyeceği açık bir soru işareti olarak kalıyor. Ancak bir şey açık. Şimdi sorgusuz sualsiz dijital bağımlılık dönemi sona eriyor.



Kaynak : 