Trend Micro Çözüm Mimarı Rik Ferguson, sınırlı sayıda basın mensubunun davet edildiği özel bir toplantı için bugün İstanbuldaydı. Kendisiyle, sanal güvenlik konusunda merak edilen konuları görüşme fırsatını bulduk.
turk-internet.com; Sanal güvenlik bağlamında şu anda ne gibi konular öne çıkıyor?
Rik Ferguson; Saldırılar, daha çok, sosyal ağ ve benzeri yapılar etrafında yoğunluk kazanıyor. Facebook, Myspace, Twitter gibi popüler ağ kullanıcıları, her geçen gün biraz daha fazla sayıda çeşitli saldırıların mağduru konumuna düşüyorlar. Saldırılarda, daha çok; isim, soyad, cinsiyet, doğum yeri bilgilerinin toplamaya çalışıldığı görülüyor. Kullanıcılara yönlendirilen linklerle phishing eylemlerinin gerçekleştirilmeye çalışıldığı yükseliş gösteren diğer unsurlardan sayılabilir.
turk-internet.com; Hackerlar, ad, soyad, cinsiyet gibi bilgileri tek başına nasıl değerlendirebiliyorlar?
Rik Ferguson; Aslında, böyle böyle resmin parçalarını birleştiriyorlar. Çok çeşitli bilgi parçalarının satıldığı bir ekonomik düzenden bahsediyoruz. Yeraltı ekonomisinde satışı yapılan ve ‘Fullz’ olarak nitelendirilen, her hangi bir kişiye ait bütün bilgileri içeren paketler var.
Bunların, kredi kartı bilgilerini içermesi gerekmiyor. Bu tür bilgiler tahmin edilenden çok daha ucuza temin edilebiliyor. İsim, doğum tarihi, anne kızlık soyadı, ATM ve kredi kartı şifre bilgileri, e-posta adresi, IP adres bilgisi gibi bilgileri içeren paketler 15 dolardan satılıyor.
Neden bu kadar ucuz? Yeraltı ekonomisinde iki seviye var. Sanal suç şebekelerinin kullandıkları bilgi toplama yöntemleri olduğu gibi, bir de bu konuda acemi olarak nitelendirebileceğimiz kişiler de var. Onlar, bu tür bilgileri suç şebekelerinden çeşitli forumlar kanalıyla temin ediyorlar.
Niye satılıyor? Çünkü, bu bilgileri paraya çevirmek, temin etmekten daha kolay da ondan.
turk-internet.com; Hangi ülkelerin adları, siber suç konusunda öne çıkıyor?
Rik Ferguson; Özellikle Doğu Avrupa ve eski Sovyetler Birliği ülkeleri, siber suç konusunda nam salmış durumdalar. Bu tür sanal dolandırıcılık olaylarına payanda olan site ve forumlara üye olabilmek için kullanıcılardan istenen en önemli şey, eski Sovyet cumhuriyetlerine karşı her hangi bir eyleme girişilmeyeceğine dair söz verilmesi oluyor.
Bu gerçekten dikkat çekici bir durum. Bunun istenmesinin önemli nedenlerinden biri, eğer bu ülke vatandaşlarına yönelik her hangi bir sanal dolandırıcılık eylemine girişirseniz yakalanmanız riski de o ölçüde artıyor.
Çin’de de benzer bir hareketlilik yaşanıyor, ancak bu, eylemlerin, doğrudan Çin kaynaklı olduğu anlamına gelmiyor. Zira, her hangi bir kişi de Çin’in altyapısını kullanıyor olabilir.
Altyapıyı kim ya da kimlerin kullanarak organize suç işlediklerini tespit edebilmek her zaman çin bu kadar kolay olmayabiliyor. Bunun için, çok farklı ülkelerin bir işbirliği çerçevesinde suç ve suçluların takibini gerçekleştiriyor olmaları çok önemli.
turk-internet.com; Türkiye, bu konuda nerede bulunuyor?
Rik Ferguson; Türkiye’de, çok sayıda enfekte olmuş bilgisayar ile IP adresinin olduğu ve Türkiye’den çok büyük oranda spam çıkışının yapıldığı biliniyor. Biz, ISP’lerin bu tür hareket ve oluşumlara karşı daha proaktif olmalarını istiyoruz. Enfekte olmuş her hangi bir bilgisayar tespit ettiğinde ISP, kullanıcısını arayarak; “bilgisayarınızı karantinaya almak durumundayız” diyebilir.
Bunu yapmak, ne çok fazla bir gayret, ne de para gerektiriyor. Bunun, küresel ölçekte sanal suç oranını düşürme konusunda ciddi bir adım olduğunu düşünüyorum.
turk-internet.com; Yani, Türk ISP’lerin üzerlerine düşeni yapmadıklarını mı söylüyorsunuz?
Rik Ferguson; Ben, daha fazla çaba sarfetmeleri gerektiğini söylüyorum. Bu, kesinlikle gerekli. Geneline bakarak, Türk ISP’ler sorumluluklarını yerine getirmiyorlar şeklinde bir şey telaffuz etmek doğru olmaz. Daha fazla çaba sarfetmeliler.
Bu, aynı zamanda kaybettikleri bant genişliğini de kazanmaları adına çok önemli bir etki sağlayacaktır. Şöyle bir düşünürseniz, spam v.s. gibi şeylere harcanan bant genişliği sattıkları bant aralığı içinde çok ciddi bir oran anlamına geliyor.
turk-internet.com; Kullanıcılara, sanal ortamın risklerinden korunabilmeleri için ne gibi önerilerde bulunuyorsunuz?
Rik Ferguson; Facebook gibi platformları kullanırken, verdiğimiz çok sayıda kişisel bilgilerle aslında biz sorumluluğun büyük bir bölümünü üstleniyoruz. Bu gibi yerlere üye olurken istenilen bilgilerin hepsini vermek durumunda olmadığımızı hatırlamalıyız.
Birinci kural; paylaştığınız bilgileri önce zihninizde tartın. “Bu bana ne gibi bir sonuç getirebilir?” sorusunu sorun.
İkincisi; otomatik şifre yenileme mekanizmasını doğru kullanın.
Örneğin, ‘şifremi unuttum’ bölümünü kullanırken verdiğiniz doğrulama kelimesini kolay tahmin edilemeyecek bir şeyden seçin. Misal, bir Facebook’ta kullanıcılar sahip oldukları evcil hayvanların isimlerini yazıyorlar. Şifre gizli sorusunu da genellikle evcil hayvanlarının isimleriyle oluşturuyorlar. Bu, sonuçta çok ciddi bir zaafiyet anlamına geliyor. Bunlara dikkat etmekte fayda var.
Bir diğer önemli nokta da, her yerde aynı şifrenin kullanılmamasında düğümleniyor. İnsanların, yüzde 60’ından fazlasının aynı şifreyi pek çok şey için kullandıkları bilinen bir gerçek. Eğer, şifreniz bir yerde ele geçerse zincir şeklinde diğer hesaplarınız da o kişiye açılmış olur.
Ben, farklı uygulamalar için farklı şifrelerin değerlendirilmeleri gerektiğine inanıyorum. Bu konuyla ilgili olarak çok sevdiğim bir deyim var; “Şifrenizi, tıpkı diş fırçanız gibi her 6 ayda bir mutlaka değiştirin.”
Yeni sürümü çıkan ‘House Call’ servisiyle kullanıcılara, ücretsiz olarak bilgisayarlarını tarayabilmeleri olanağını sağlıyoruz. Dikkat çekmek istediğim bir başka husus da yamalar. Eğer, kullandığınız her hangi bir yazılımın yaması çıktıysa mutlaka edinin ve bunu çok seri bir şekilde gerçekleştirin. Zira, tersine mühendislik tekniklerini kullanan hackerlar yamaları çok hızlı bir şekilde deşifre edebiliyorlar. Yamanın piyasaya sunulmasıyla tersine mühendisliğin bunu yakalaması arasındaki süre giderek daha da azalıyor.

Kaynak : 