Yaklaşık 40 yıldan beri Türkiye’de faaliyette bulunan Avrupa Yatırım Bankası EIB’nin Türkiye temsilcisi Alain Terrallion ile kuruluşun faaliyetleri, krizin bu faaliyetlere olan etkileri üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. Türkiye’nin, önemli ekonomik gelişmeler yaşadığına ifade eden Terraillon, EIB’nin kriz döneminde sunduğu kredi olanaklarını artırdığına dikkati çekiyor. Ekim ayından bu yana Türkiye’de bulunduğunu belirten Terraillon, pozitif izlenimler edindiğini, hükümet ve özel sektör yetkilileriyle önemli diyaloglar tesis ettiğini ifade ediyor.
turk-internet.com; Bize kısaca EIB’den bahseder misiniz?
Alain Terrallion; EIB, 1953 yılında kurulmuş, Avrupa Birliği(AB) ülkelerindeki önemli projelere katkı sağlamayı amaçlayan bir yapı. EIB, başta, enerji, altyapı yatırımları, KOBİ’lerin ve bankaların finanse edilmeleri gibi alanlarda destek sunuyor. EIB’nin, bir diğer önemli görevi ise AB’ye üye olmak için başvuruda bulunmuş ülkelerin belli ekonomik gelişmişliklerinin sağlanmasına yardımcı olmaktır. Bu katkı, Portekiz, İspanya, Yunanistan’ın üyelik süreçlerinde de kendilerine sağlanmıştır.
Finlandiya, İsveç, Danimarka gibi Kuzey ülkeleri ile Polonya, Romanya, Bulgaristan gibi Doğu Avrupa ülkeleri de benzer şekilde bu katkılardan faydalanmışlardır.
EIB’nin sağladığı iki tür finansman olanağı söz konusu. Burada, EIB’nin, AB üyesi ülkeler ile henüz birliğe üye olmamış, ancak müzakereleri devam eden ülkelere sunduğu çeşitli finansman olanaklarından bahsedebiliriz. EIB, Türkiye’deki faaliyetlerine yaklaşık 40 yıl önce başladı. Ancak, Türkiye’nin AB’ne aday bir ülke statüsünü kazanmasının ardından buradaki faaliyetlerimiz hız kazandı. 2000 yılına kadar verdiğimiz yıllık krediler 300 ila 500 milyon avro iken, bu rakam sonrasında ciddi ölçüde arttı. Geçen yıl sunduğumuz kredi miktarı 2 milyar avroya ulaştı. Türkiye’de, hali hazırda 3 tip kredilendirme yapıyoruz;
- Kamu sektörüne; Boğaziçi Köprüsü, Marmaray gibi altyapı projeleri,
- Bankalara, KOBİ’lere destek olabilmelerinde yardımcı oluyoruz,
- Özel sektör kuruluşlarına projeleri çerçevesinde destek oluyoruz
Küresel krizin de etkisiyle, daha önceden planlanan bir çok proje durduruldu. Bu nedenle, şu anda desteğimizin büyük bir bölümü bankalara gidiyor. Halihazırda, en çok ihtiyaç duyulan şey bankaların diğer kuruluşlara sağlayacakları krediler. O nedenle, yılın ilk ayından itibaren bankalara uzun vadeli krediler sunmaya çalışıyoruz.
turk-internet.com; Türk bankacılık sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Alain Terrallion; Türk bankacılık sektörü, 2000 ve 2001 yılları arasında yaşanan yeniden yapılanma sürecinden çok olumlu etkilendi. Bunun yanında, yabancı sermayenin son yıllarda Türk finans sektörüne yapmış olduğu yatırımların da ciddi katkıları oldu. Şu anda bankacılık sektörünün iyi bir durumda olduğunu düşünüyorum. Bunda, denetleme kurumlarının bankaları sıkı bir şekilde takip etmelerinin de önemli payı var. Krizin başlamasıyla birlikte bankalar duruma göre pozisyonlarını almayı başardılar. Burada yaşanan temel sorun, uzun vadeli sermaye bulmada görülüyor. Krizin, ne kadar uzun süreceğinin tam olarak tespit edilememesi Türk bankaları için uzun vadeli kredi bulma olanaklarını güçleştiriyor.
turk-internet.com; Bu Türkiye’nin kredibilitesinden mi kaynaklanıyor?
Alain Terrallion; Hayır. Yabancı finans kuruluşlarının Türkiye konusunda olumlu düşüncelere sahip olduklarına inanıyorum. Bu sorunu Fransa’da, Almanya’da yaşıyor. Ortada, bir likidite sorunu var. Bunun, küresel ölçekte bankacılık sektörüne duyulan güvenle alakası var. Türk bankacılık sektörünün, batılı kredi kuruluşları için hala cazip göründüğünü ifade edebilirim.
turk-internet.com; KOBİ’lerin sizin için önemli bir bölümü oluşturduğunuzu biliyoruz, ancak şu anda bu işletmeler zor durumdalar. Bu işinizi güçleştiriyor mu?
Alain Terrallion; Biz, doğrudan değil, finans kurumları aracılığıyla KOBİ’lere destek oluyoruz. İş yaptığımız bankalarla bu gibi konuları görüşüyoruz. Bankalar, riskleri göz önünde bulundurarak daha dikkatli kredilendirmeler gerçekleştiriyorlar. Daha stabil bir görünüm arz eden şartlar çerçevesinde kredilendirme arayışısında bulunuyorlar. Burada, devletin, Kredi Garanti Fonu gibi bir takım uygulamalarla kredilendirmeyi daha kolaylaştırmasında fayda var. Bu tür uygulamalar bizlerin bankalara sunduğu desteklerle birleştirildiğinde ekonomik durumun iyileşmesine uzun vadede yardımcı olabilir.
turk-internet.com; Diğer ülkeleriyle karşılaştırdığınızda burada ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
Alain Terraillon; Özel sektörle ilişkilerimiz oldukça iyi. Çalıştığımız şirketlerin yöneticilerinin sıkı pazarlıklar yaptıklarını söyleyebilirim. Bu, doğal olarak oyunun bir parçası. Projelerin finanse edilmeleri sürecinde bir takım bürokratik ve yasalarla alakalı güçlüklerle karşılaşabiliyoruz. Bu, özellikle enerji gibi önemli alanlarda karşımıza çıkıyor. Güçlük yaşadığımız bir diğer alanı da belediyelere kredi vermek istediğimizde projenin mahiyetine ilişkin yeterli bilgilere ulaşamamamız oluşturuyor. Zaman zaman, belediyelerden, gereken finansal bilgileri temin etmekte sıkıntılar yaşayabiliyoruz.
turk-internet.com; Daha çok hangi alanlara odaklanmayı planlıyorsunuz?
Alain Terraillon; Ekonomi için kilit önem arz etmesi dolayısıyla bankacılık endüstrisini desteklemeye devam edeceğiz. Bunun yanında enerji sektörü ve altyapı projelerine katkı sağlamak istiyoruz. Türkiye, önemli ölçüde enerjiye ihtiyaç duyan bir ülke. Burada, hem yenilenebilir enerji hem de geleneksel enerji kaynaklarının değerlendirilmesiyle ilgili projelere odaklanmak istiyoruz.
turk-internet.com; Telekomünikasyon endüstrisi sizin için ne derecede önem arz ediyor?
Alain Terraillon; Bu, önemli alanlar arasında bulunuyor. Telekomünikasyonun, teknolojinin yaygınlık kazanmasında ciddi katkısı var. Halihazırda, iyi bir sabit telekom altyapısı var. Mobil taraftaysa, oldukça sağlıklı bir rekabetin olduğu görülüyor. Genişbantta, kısıtlı bir destek sunabiliriz.
turk-internet.com; Kamu üniversitelerine de Ar-Ge desteği verdiğinizi biliyoruz. Bundan kısaca bahsedebilir misiniz?
Alain Terraillon; Ülkelerin gelişmeleri, altyapı yatırımları kadar insan kaynağına yaptıkları yatırımlarla da alakalı. Bu arada, eğitim ve araştırmada önemli konular arasında bulunuyor. Lizbon Anlaşması’na göre, ekonomilerin olabildiğince rekabetçi olmaları anlayışı söz konusu. Üniversiteleri Ar-Ge faaliyetlerinin içerisine dahil etmek bunu gerçekleştirebilmenin yollarından biri. Türkiye’de, devlet yetkilileriyle gerçekleştirdiğimiz anlaşmayla kamu üniversitelerine 325 milyon avro değerinde bir destek sunuyoruz. Bu araştırmalarla, özel sektörün desteklenmesi öngörülüyor. Netice itibariyle, bir taraftan üniversitelerde araştırmalar yapılırken, sonuçları ekonomiye olumlu yansımalar getirecek.

Kaynak : 