Sosyal medyada yaygın olarak dolaşan bir iddiaya göre, İsrail kuruluşları eski Huawei telefonlarını satın aldı, yeniden monte etti ve İran, Amerika Birleşik Devletleri ve Afrika’nın bazı bölgeleri de dahil olmak üzere bölgelerde savunma ve gizlilik altyapısını hedef alan bir gözetleme operasyonunun parçası olarak yeniden sattı.
Çevrimiçi ortamda ilgi gören bu iddia, doğrulanmamış ve Huawei veya herhangi bir hükümet yetkilisi tarafından teyit edilmemiş durumda.
Bu anlatı, X.com ve Threads gibi platformlardaki gönderiler aracılığıyla ortaya çıkmış veya görünürlük kazanmış gibi görünüyor; burada kullanıcılar, eski Huawei cihazlarının yabancı pazarlara dağıtılmadan önce içine yerleştirilmiş izleme yetenekleriyle yeniden tasarlandığını iddia ediyor. İddianın bazı versiyonları, bunun hedef ülkelerdeki savunma ağlarını ve sivil iletişimleri gözetlemek için yapıldığını öne sürüyor.
Yayınlandığı sırada, İsrail, İran, ABD veya Çin hükümetlerinden resmi kaynaklardan veya siber güvenlik soruşturma raporlarından böyle bir operasyonun gerçekleştiğini veya Huawei’nin iddiayı doğrulayan herhangi bir açıklama ya da yaptığını doğrulayan herhangi bir kanıt bulunmuyor.
Huawei ve Güvenlik İddiaları
Huawei, uzun zamandır telekomünikasyon altyapısı ve siber güvenlik konularındaki ABD ve uzantısında batı dünyasındaki tartışmaların merkezinde yer alıyor. Şirket, donanım ve yazılımıyla bağlantılı potansiyel casusluk risklerine ilişkin hükümetlerin dile getirdiği endişeler nedeniyle birçok ülkede kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı.
Çin, Huawei cihazlarının devlet gözetimi için kullanıldığı yönündeki suçlamaları sürekli olarak reddederken, Huawei de ürünlerine arka kapı yerleştirdiği iddialarını defalarca yalanladı. Bu bağlamda, Huawei cihazlarıyla ilgili iddialar ve casusluk suçlamaları, zaten karmaşık olan jeopolitik dinamikleri daha da karmaşık hale getiriyor.
Dezenformasyon Risklerinin Rolü
Casusluk ve jeopolitik rakiplerle ilgili suçlamalar, somut kanıt olmaksızın sıklıkla çevrimiçi söylemlerde ortaya çıkıyor. Uzmanlar, belgelenmiş tedarik zinciri denetimleri veya soruşturma bulguları olmadan, bu tür iddialara şüpheyle yaklaşılması gerektiğini söylüyor.
Huawei’nin küresel tedarik zinciri ve güvenliği etrafındaki devam eden tartışma, telekomünikasyon güvenilirliği ve uluslararası ilişkilerde teknolojinin siyasallaştırılmasıyla ilgili daha geniş endişeleri yansıtıyor.
İsrail Bu Tür Operasyonlarla Sabıkalı
Bunun gerçek değil bir iddia olabileceği belirtiliyor ama İsrail’in bunu İsrail istihbarat ve güvenlik servislerinin uzun bir süredir gelişmiş casusluk ve gizli operasyonlar yürüttüğü biliniyor. Dolayısıyla sosyal medyada yayılan mesajlardaki gizli casusluk iddialar -özellikle eski telefonların gözetleme amacıyla yeniden kullanılması gibi- doğrulanmamış olsa bile, neden inandırıcı bulunuyor, anlamaya çalışalım.
Öncelikle çok sayıda İsrailli firma, çok güçlü gözetleme ve siber saldırı teknolojileri geliştirmiş ve ihraç etmiş durumda. En bilinen örnek, Kaşıkçı suikastinde de kullanıldığı ortaya çıkan Pegasus’tur. İsrail şirketi NSO Group tarafından oluşturulan Pegasus, “sıfır tıklama” açıklarını kullanarak bile akıllı telefonlara sessizce sızabilir ve verilere, mikrofona, kameraya ve mesajlara uzaktan erişim sağlayabilir.
NSO, yalnızca hükümetlere satış yaptığını ve ihracat için İsrail hükümetinin onayının gerekli olduğunu belirtiyor ama Aktivistlere ve yabancı yetkililere karşı kötüye kullanım iddiaları var.İsrail bağlantılı diğer siber saldırı firmaları da NSO/Pegasus dağıtımına benzer şekilde şifreli iletişimlere (WhatsApp, Signal) sızabilen araçlar üretiyor.
İsrail’in dış istihbarat teşkilatı Mossad’ın, İran da dahil olmak üzere, derinlemesine sızma konusunda belgelenmiş bir geçmişi vardır: Raporlar, Mossad’ın İran içinde, askeri saldırılardan önce kullanılan insansız hava araçları ve diğer cihazları bir araya getirmek ve konuşlandırmak için gizli ağlar işlettiğini göstermektedir. Bu, dijital casusluğun ötesine geçerek ekipman ve insan kaynaklarının kaçakçılığını da içeriyor.
İsrail istihbarat topluluğunun, 8200 Birimi (askeri istihbarat) gibi son derece yetenekli sinyal ve siber savaş birimlerini içerdiği biliniyor.
Sonuç olarak, İsrail’in derin bir istihbarat aygıtına ve cesur gizli eylemler geçmişine sahip olduğu gözlemlenmiş ve belgelenmiş tarihe dayanmaktadır.



Kaynak : 