Ortadoğu’da, ABD-İsrail ikilisinin başlattığı İran saldırısı sürerken, Çin’de uzun zamandır tartışılan bir hareketlenme gözüküyor. Tayvan çevresindeki Çin askeri faaliyetleri, kısa bir süre azaltılmış operasyonların ardından yeniden artarak Tayvan Boğazı’ndaki gerilimlere ve Pekin’in bölgedeki sonraki hamlelerine ilişkin spekülasyonlara yol açtı.
Tayvan Milli Savunma Bakanlığı, son günlerde ada yakınlarında faaliyet gösteren 26 Çin askeri uçağı ve yedi deniz aracı tespit ettiğini bildirdi. Bakanlığa göre, 16 uçak Tayvan Boğazı’nın orta hattını geçti veya Tayvan’ın potansiyel tehditleri izlediği hava savunma tanımlama bölgesine (ADIZ) girdi.
Pekin’in baskı kampanyasının bir parçası
Güvenlik analistleri, operasyonların Çin’in doğrudan çatışmaya yol açmadan Tayvan’a askeri baskı uygulama çabalarının bir parçası gibi göründüğünü söylüyor. Son birkaç yıldır Çin, uzmanların “gri bölge taktikleri” olarak tanımladığı, savaşa varmayan ancak güç gösterisi şeklindeki, Tayvan’ın savunmasını zorlayan askeri eylemlerini giderek daha fazla kullanıyor.
Bu faaliyetler arasında, Tayvan’ın hava savunma bölgesine giren uçaklar, ada çevresinde deniz devriyeleri, Tayvan Boğazı yakınlarında büyük ölçekli askeri tatbikatlar var.
1949’da Mao tarafından komünist ideoloji ile kurulan Çin Halk Cumhuriyetine karşı, komünist olmayan gruplar Tayvan adasına geçerek orada farklı bir devlet kurdular. Çin, bu nedenle Tayvan’ı ayrılıkçı bir eyalet olarak görüyor ve adayı kendi kontrolü altına almak için güç kullanabileceğini defalarca dile getirdi.
Çin’in Tayvan’a Karşı Bir Operasyonu Neden Tehlikeli ve İstenmiyor?
Tayvan, dünyanın en hassas jeopolitik çatışma noktalarından birinin merkezinde yer alıyor. Çünkü Tayvan, küresel teknoloji tedarik zincirlerinde kritik bir rol oynuyor. Ada, Taiwan Semiconductor Manufacturing Company (TSMC) gibi şirketlerin öncülüğünde dünyanın en büyük gelişmiş yarı iletken üretim merkezine ev sahipliği yapıyor. Adaya karşı bir askeri hamle, ABD ve Japonya gibi bölgesel müttefikler de dahil olmak üzere diğer güçleri hızla içine çekebilir.
Tayvan’da veya çevresinde yaşanacak bir askeri çatışma, özellikle dünyanın en işlek deniz koridorlarından biri olan Tayvan Boğazı’ndan geçen küresel nakliye yollarını ve yarı iletken üretimini aksatabilir. Bu durum, elektronik ve otomotiv üretiminden savunma sistemlerine kadar çeşitli sektörleri etkileyebilir.
Olası bir tırmanma hakkında spekülasyonlar
Yeniden başlayan Çin faaliyetleri, Pekin’in başka yerlerdeki jeopolitik dikkat dağıtıcı unsurlardan yararlanarak Tayvan üzerindeki baskıyı artırabileceği yönünde çevrimiçi spekülasyonları körükledi. Bazı analistler, ABD tarafından İsrail’i desteklemek için bölgeden (Güney Kore) gönderilen THAAD füzeleri ya da Patriot füze savunma sistemleri de dahil olmak üzere, son zamanlarda ABD’nin Orta Doğu’ya yaptığı askeri konuşlandırmaları, Amerikan kaynaklarının bu bölgede yetersiz kaldığının olası bir işareti olarak gösterdi.
Ancak savunma uzmanlarına göre, Tayvan’ın tam ölçekli bir işgali zor. Çünkü, büyük amfibi kuvvetler, sürekli lojistik ve ada çevresindeki hava ve deniz kontrolünü gerektiren son derece karmaşık bir askeri operasyon olabilir.
Bu nedenle, birçok analist, abluka, karantina operasyonları veya yoğunlaştırılmış askeri tatbikatlar gibi zorlayıcı önlemleri, ani bir işgalden daha olası senaryolar olarak değerlendiriyor.
Amerika Birleşik Devletleri, bölgede varlığını sürdürerek, seyrüsefer özgürlüğünü ve bölgesel istikrara desteği göstermek amacıyla Tayvan Boğazı’ndan periyodik olarak hava ve deniz geçişleri gerçekleştiriyor.
Washington ayrıca, adaya karşı askeri eylemi caydırmayı amaçlayan uzun süredir devam eden bir politikanın parçası olarak Tayvan’a savunma silahları tedarik etmeye devam ediyor.
Artan jeopolitik gerilim
Tayvan Boğazı, dünyanın en hassas jeopolitik gerilim noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Ada çevresindeki askeri faaliyetler giderek daha sık hale gelirken, analistler mevcut gelişmelerin yakın bir çatışmanın işareti olmaktan ziyade devam eden bir baskı modelinin parçası gibi göründüğünü söylüyor.
Yine de, bölgesel gerilimler, askeri konuşlandırmalar ve küresel jeopolitik rekabetin birleşimi, Tayvan çevresindeki gelişmelerin dünya çapındaki hükümetler ve güvenlik uzmanları tarafından yakından izlenmeye devam edeceği anlamına geliyor.
Potansiyel küresel siyasi sonuçlar
Tayvan üzerindeki bir çatışma, Çin için ciddi diplomatik ve ekonomik sonuçlar doğurabilir. Birçok ülke, statükonun zorla tek taraflı olarak değiştirilmesinin yaptırımlara, ihracat kısıtlamalarına ve diğer ekonomik önlemlere yol açacağını belirtmiştir. Çin’in küresel ekonomiye derin entegrasyonu göz önüne alındığında, büyük ölçekli yaptırımlar veya ticaret aksamaları sadece Çin için değil, küresel piyasalar için de büyük sonuçlar doğurabilir.
Belki de en büyük risk tırmanmada yatmaktadır. Teknolojik olarak gelişmiş ordular arasındaki modern çatışmalar, özellikle siber operasyonlar, uzay sistemleri veya uzun menzilli füze yetenekleri söz konusu olduğunda hızla yayılabilir.
Böyle bir tırmanma başladığında, çatışmayı kontrol etmek son derece zorlaşabilir.
On yıllardır, Tayvan Boğazı’ndaki göreceli istikrar, caydırıcılık, diplomasi ve ekonomik karşılıklı bağımlılık arasındaki hassas bir dengeye bağlıdır. Gerilimler periyodik olarak artarken, çoğu analist tüm tarafların askeri bir çatışmadan kaçınmak için güçlü teşviklere sahip olduğuna inanmaktadır.
Bu nedenle birçok uzman, Tayvan Boğazı’nın dünyanın bir sonraki büyük çatışma bölgesi haline gelmesini önlemek için diyaloğun, kriz yönetimi mekanizmalarının ve ekonomik iş birliğinin sürdürülmesinin şart olduğunu savunmaktadır.



Kaynak : 