Dikkat edilecek olursa, 1980’den bu yana kullanıcıların tercihlerinde belli başlı büyük şirketlerin etkili oldukları görülüyor. Bu nedenle; 1980’lerde Microsoft, Apple ile; 90’lı yıllardaysa IBM ile ve içinde bulunduğumuz 2000’li yıllardaysa Google ile sert bir rekabetin içine girdiği görülüyor.
Dün itibariyle Google CEO’su Eric Schmidt’in, Apple Yönetim Kurulu’ndaki görevinden istifası işte bu noktada dikkati çekiyor. Bu şirketlerin, birbirlerine karşı dostluktan çok düşmanca duygular besledikleri bile ifade ediliyor.
Kaliforniya Üniversitesi’nin, açık iş modelleri ve yenilikçilik konularında burslar sağlayan Center for Open Innovation bölümünün Direktörü Henry Chesbrough, Apple ve Google’ın başarılı şirketler olmakla birlikte yenilikçiliğe getirdikleri farklı yaklaşımlarla bir birlerinden ayrıştıklarına dikkati çekiyor. Google’ın, programcılara neredeyse istedikleri yazılımları üzerinde koşabilecekleri genişlikte bir web standartı sunduğunu belirten Chesbrough, bunun, ‘Arama Devi’ne üzerinde o nisbette reklam satabileceği bir ortam hazırladığını ifade ediyor. Apple’ın, yaklaşımının burada farklılık arz ettiğini söyleyen Chesbrough, şirketin, yazılım geliştiriciler ekosistemini dikkatli bir şekilde kontrolü altında tutmaya çalıştığı yorumunu yapıyor.
Apple ile Google’ın, bilgisayar donanımları üzerindeki yaklaşımları da benzer şekilde farklılık arz ediyor. Google, pek çok donanım üreticisini, Android işletim sistemine uyumlu mobil cihaz üretmeye teşvik ederken, Apple’ın, Mac, iPod ya da iPhone’a rakip ürünlerin geliştirilmesine o kadar toleranslı olmadığı görülüyor.
Kimi analistler, 2006 yılında Apple Yönetim Kurulu üyesi olan Google CEO’su Schmidt’in, şirketler arasındaki yaklaşım farkının bariz bir şekilde görünmesini engellediği yorumunu yapıyorlar. Her ne kadar Apple ve Google, ilişkilerinin ‘iyi’ düzeyde olduğunu ifade etseler de, zaman zaman bir birlerinin alanlarına girdiklerini belirtebiliyorlar. Google’ın, Android ve Chrome OS işletim sistemleriyle kendi pazar alanına girdiğini belirten Steve Jobs’ın, şirketler arasındaki çıkar çatışması nedeniyle Schmidt’in Apple Yönetim Kurulu’ndaki görevinden çekilmesinin daha hayırlı olacağını söylemesi dikkati çekiyor.
Geçtiğimiz Mayıs ayında Amerikan Federal Ticaret Komisyonu, Eric Schmidt’in, Apple Yönetim Kurulu üyeliğinin anti-tröst yasaları ihlal edip etmediği hususunda bir soruşturma başlatmıştı. Bir diğer taraftan regülasyondan sorumlu Federal Communications Commission(FCC), Apple’a karşı, mobil platformlar üzerinden ucuz görüşme yapılabilmesine olanak sağlayan Google’ın Voice servisini neden iPhone App Store üzerinden sattırmadığı soruşturmasını sürdürüyor. Şirketler, sorunun çözümünü Schmidt’in, konuyla ilgili tartışmalardan uzak durmasıyla halletmişlerdi.
Google, önümüzdeki süreçte bilişimin daha çok buluta(cloud computing) kayacağı öngörüsüyle hareket ederek, akıllı telefonlar ile diğer mobil araçların çalışmasını sağlayan yazılımlara ağırlık veriyor. Bu, buluta erişim konusunda rakip uygulamaları gölgede bırakabilecek bir teknolojik yeniliği de beraberinde getiriyor. Mobil cihazlar alanında hatırı sayılır bir orana sahip olan Apple ise çok daha yüksek kapasiteli mobil telefonları spesifik ve kendisine özel işletim sistemleriyle kullanıcıların hizmetine sunmaya çalışıyor. Bu, ikili arasındaki temel kırılma noktasını oluşturuyor.
Apple konusunda uzman kişiler, şirketin, ilerleyen dönemlerde portföyünü tüketici gereklerine göre yeniden şekillendirebileceğini belirterek, tv ve kitap okumaya olanak sağlayan yeni bir cihaz üzerinde çalışılmasını buna örnek gösteriyorlar. Analistlerin, dikkat çektikleri bir diğer konuyu da teknoloji dünyasının gelecekte alacağı şekli bu günlerde Silikon Vadisi’nin belirlemesi oluşturuyor. Analistlerin, teknoloji devleri arasında 2010 ve sonrasında yaşanacak rekabetin önümüzdeki günlerde başlayabileceği öngörüsü dikkatlerden kaçmıyor.

Kaynak : 