Bu röportaj Gazetecilik, Halkla İlişkiler ve Reklam başlıklı dosyamız kapsamındadır.
Gazetecilik – halkla ilişkiler ve reklam saçayağının halkla ilişkiler kısmını Ogilvy Türkiye Ülke başkanı Aytül hanım’a sorduk. Çünkü “Halkla İlişkiler” bazen “Gazetecilik – Halkla ilişkiler – Reklam; sınır nerdedir, nerede kesişirler” başlıklı yazımızda da belirttiğimiz gibi, sadece “çeşitli yayınlara bülten göndermek ve haber çıkmasını sağlamak” olarak yorumlanabiliyor. Aytül Hanım bize bir yandan kendi hayatı ile ilgili[1] ilginç konuları anlattı. Diğer yandan da halkla ilişkiler konusundaki düşüncelerini
turk-internet.com : Reklam Moran’da reklamcılığa başladınız. Bize bu dönemi anlatır mısınız?
Aytül Özkan : Reklam Moran’a başladım, bizim zamanımızda kademeleri yoktu, O da güzel bir şey, pozisyon yok. Hani bugün, kariyer planı kelimesini ve gençlerin taleplerini sevmekle birlikte, aslında biz ne iş olsa yaptık. O da biraz karışıktı ama biraz önce mikslerden konuştuk. Reklam Moran, 7 yıl ile benim ilk ve son reklam ajansım oldu. Tabi 7 yılın sonunda daha kıdemli bir müşteri temsilcisi oldum.
Ağırlıklı olarak çok uluslu firmalar, başta Ünilever olmak üzere, beni büyüten, Reklam Moran, David Ogilvy ‘nin kurucusu ve Unilever’dir. Şunu söylemek istiyorum halkla ilişkiler de “İyi ajansları, iyi müşteriler yaratır” demiş David Ogilvy.Ben buna çok inanıyorum, bizim sektörde müşterinize rağmen iyi olamazsınız.Müşteriniz kadar iyi olabilirsiniz. Çünkü müşterinizin parasını harcıyorsunuz ve yaptığınız katma değerden bir gelir elde ediyorsunuz.
Sonuçta karar müşterinindir. Para, pazar, ürün onundur. Tabi ki size güveni ve işbirliğiniz çok önemli ama iyi müşteri iyi ajansları yaratır. Eğer o şey yoksa ve benim bugün kullandığım “hizmet sektörü” ile “hizmetçi sektörünü” birbirinden ayıramıyorsak, bu arada sakın yanlış anlaşılmasın, ben öbür sektörü ikincil görerek söylemiyorum, tanım olarak farklı bir sektördür o. Dikte edersiniz, ne istediğinizi söylersiniz, pazarlık edersiniz, fiyatı bellidir beğenirseniz, bir daha çağırırsınız ya da referans verirsiniz. Hizmet sektörü farklı bir olay, o ciddi bir ortaklık. Hele iletişimde bu şirketlerin, bilançosunda görülmeyen ama en değerli varlıkları olan, marka için çalışıyorsunuz.
Bugün Coca Cola’nın sadece marka değerini kitaplarda veya dışarıdaki değişik panellerde, 80 milyar dolar gibi bir şey olduğunu duyuyoruz. Yani tabii ki fabrikaları, yatırımları hariç. Siz iletişimde, hizmet sektöründe bu kadar ciddi bir iş yapıyorsanız, size iyi müşteri lazım ki sizi büyütsün. Bu yüzden Uliver’in özellikle altını çizmek istedim. 7 yıl sonra reklamcılık konusunda bir adım atma ihtiyacını hissettim. 32 yaşındaydım, 1992’de çok severek ayrıldım, üzülerek ayrıldım ama başka bir şeyler yapmak istiyordum.
Fakat Unilever o zaman beni bırakmadı ve başka bir projelerinin olduğunu, halkla ilişkiler konusunda bir ajans aradıklarını söylediler. Ben de benim bir bilgim yok deyince valla biz Becel diye bir margarin çıkaracağız, Becel’in ciddi bilgiye ihtiyacı var, reklam çok önemli bir bacağı ama Becel farklı şeylerden konuşuyor, kalp sağlığında konuşuyor. Doymamış yağ, doymuş yağdan bahsediyor dediler. Bunları halka anlatmak istiyorlardı. Böylece Capitol halkla İlişkilerin kurucu ortaklarından biri oldum.
Capitol hayatıma böyle girdi. Ne halkla ilişkiler ajansı kurmak istedim, ne bu konuyla ilgili bilgim vardı. “Sende bir şekilde bu projenin içinde ol” denildi ve ben de bu şekilde bu projenin içinde oldum. Ünilever’de olduğu için biraz da ciddiye aldım herhalde.
Capitol Halkla ilişkilerde bir bilgim vardı ama gazetede 6 yıl çalışıyor olmak yetmiyor. Halkla ilişkiler çok ciddi bir disiplin. Ben 8 yıl Capıtol’de büyüdüm. Capitol ismen büyümedi, daha kurumsal büyüdü. Öyle olmasını da istedim.8 yıl sonra da tekrar eski patronum Erol Moran’la karşılaştığım bir süreçte, reklam Moran’ın artık çekildiği, artık yüzde 100 Ogilvy olduğunu öğrendim. Bana “Sen neden geri gelmiyorsun?” derken bu grup, Capitolün de yüzde 100’ünü satın alarak ve beni de tekrar eve çağırarak, 8 yıl önce ajansıma tekrar geri dönüş yapmama neden oldular. 8-9 yıldır Ogilvy olarak çalışıyoruz.
Türkiye’de şu anda 5 ajansımız var, “Ogilvy Medya Reklam Ajansı” reklamcılık. Bu bildiğimiz, yaratıcı reklam ajansı.”Capitol Ogilvy” halkla ilişkiler şirketidir. “Ogilvy One” dediğimiz interaktif ve doğrudan pazarlama. Uzmanlaştığı bir alan, özellikle dijital orada çok büyüyor. Dizayn Direct, tasarım, kurumsal kimlik, küçük ve orta ölçekli kampanyalar yapıyor. Bir de “Ogilvy Haealthy World” dediğimiz sağlık platformu ile iletişim yapan, sağlık ajansımız var.
Toplamda 130 kişilik bir ekibiz. Stratejik planlama departmanımız ortak. Finans, IT gibi bölümlerimiz ortak. Sonuçta bugün buradayız. Böyle baktığınız zaman ben daha çok, kendimi iletişimci bir yönetici olarak tanımlıyorum. Yani bütün bu disiplinlerde tabi bana da çok şey öğretiyor ama Reklam ve Halkla ilişkiler tabi temelimi oluşturuyor diyebiliriz.
Röportajın ikinci bölümünü Aytül Özkan : Tüketici Kontrolü Eline Almış Durumda, O Nedenle Sihir, Ancak Ürünün Kendisidir – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.
[1] Aytül Özkan ile yapılan bu röportajın, kariyer gelişimine dair 2 bölümünü Aytül Özkan : Basın Sektörüne Bilgisayar Kullanım Kitabı Tercümesi Sayesinde Girdim Aytül Özkan : USA Today, Türkiye’de Yerel Bir Gazetede Bilgisayar Sistemlerin Olmasına Şaşırdı başlıkları altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 