Gazeteciler – Halkla İlişkiler ve Online Yayıncılar başlıklı dosya kapsamındaki yazı dizimize, blogları medya iletişim aracı olarak ülkemizde ilk kullanan 41? 29! dijital pazarlama ajansının kurucusu Alemşah Öztürk ile devam ediyoruz.
Röportajın ilk bölümünü Alemşah Öztürk; Blogcular, Günümüz Pazarlama Anlayışı içinde ‘Fikir Liderleri’ Olabiliyor başlığı altında okuyabilirsiniz.
turk-internet.com : 41?29! Blogları Kullanan bir ajans. Bize yaptığınız işlerden örnekler anlatsanıza..
Alemşah Öztürk : Biz 41? 29! olarak, Türkiye’de blogcuları, projelerin bir parçası olarak ilk defa kullanan ajansız. Türkiye’de, blogcularla gerçekleştirilen ilk etkinlik, 2007 senesinde yaptığımız ‘Cocostar Yaman Gezgin Kayboldu’ projesinde kendilerine gönderdiğimiz sandıklarla başladı.
Yaman Gezgin’den edindiğimiz deneyimi daha da geliştirerek Miller Bira için ‘Ritmi Koru’ projesinde değerlendirdik. Burada, özel seçilmiş 40 blogcu, bir oyunun parçası olarak sitelere şifreli gif dosyaları koydular ve projenin bir parçası olarak, deneyimi yaşayarak markayla kaynaştılar.
Bizce, doğru olan bu şekilde blogcularla ortak bağlar kurarak çalışmak… “Hadi sana ürün gönderdim, kutu gönderdim beni yaz”dan ziyade, “bak gel sen de bu deneyimi yaratan kişilerden birisi ol, projenin parçası olarak deneyimi yaşat okuyucularına” demek gerekiyor.
Geri dönüş olarak öncelikle algıda pozitif yükseliş yaşandığını kabul etmek gerek doğru kullanımlarda, ayrıca projenin “word of mouth”unun yapılması anlamında blogcularla ortak çalışmak kesinlikle başarılı oluyor.
Bu konuda Türkiye’de uzun süreli ve başarılı iletişim stratejisi yöneten Starbucks’ı unutmadan söylemek gerek, yıllardır gerek yazdığım yazılarda bahsettiğim, ya da bir şekilde benim Starbucks konusunda bir açıklamam olduğunda bana hep teşekkür mektubu atıyorlar ve bence bu hem çok kişisel, hem çok nazik bir hareket.
Bu yüzden, Starbucks’a olan marka bağlılığımın arttığını söyleyebilirim. Çünkü, bir mecra gibi değil bir iş ortağı gibi davranıyorlar ve daha insanca bir yaklaşım sergiliyorlar. Doğrusu da bu!
Markaların beklemesi gereken şeyleri özetlersek ;
- Bilinirlik,
- Algıda pozitif yükseliş,
- Proje sitesine trafik,
- Daha etkili bir pazarlama diyebiliriz.
turk-internet.com; Bir haberimizde Amerikalı bazı bloggerların etik bir çerçeve[1] oluşturmaya çalıştıklarını okurlarımıza duyurmuştuk. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Alemşah Öztürk; Katılıyorum, bir blogcunun doğal olarak bu sorumluluğun farkında olması gerektiğine inanıyorum. Bir blog yazmanın etik kuralları listesi, manifestosu oluşmasının gerekliliğine yüzde yüz inanıyorum.
Öte yandan, sosyal medya’nın en sevdiğim tarafı kendi cezasını kendi veriyor olmasıdır. Samimiyetsiz olduğunu anladığı blogcuyla olan ilişkisini keser, okumaz, okutmaz.
Blogcular olarak biz de asıl gücün bizde değil, okurlarımızda olduğu unutmamalıyız.
Biz sadece doğru bilgileri kendi süzgecimizden geçirip iletmekle ve onlara yeni perspektifler, bilgiler kazandırmak sorumluyuz, gizlice yönlendirmek ve yönetmekle değil.
Bu konuda atılması gereken adımların farkında olmalı ve harekete geçmeliyiz.
turk-internet.com; Şirketlerin, bloggerlara yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Burada, kurgulanması gereken model nasıl olmalı?
Alemşah Öztürk; Markalar, blogculara iş ortağı, fikir lideri gibi yaklaşmalı ve onu deneyimin bir parçası yapmalı. Blogcular olarak, net bir biçimde etki yaratabildiğimizi biliyoruz. Burada, markaların bize bunun farkında olarak, beraber neler yapabilirizi konuşmak üzere yaklaşmalarını bekliyoruz. Ya da bu süreçte, 41? 29! gibi konusunda tecrübeli, başarılı pazarlama ajanslarıyla, blogcular ve markaların beraber çalışmaları gerektiğine inanıyorum.
Medya kuruluşu başka bir konu bence. Televizyon reklamı ile webdeki banner aynı mesajı veriyor olabilir, ama ortam farklıdır, yöntem de farklıdır.
Burada da durum aynı. Mass medyanın başaracağı şey farklıdır, blogcunun başaracağı şey farklıdır.
Bunun farkında olan markaların da bu iki mecrayı doğru kullanıyor olması bence yeterli olacaktır.
Soru hep aynı; “benim hedefim kim? ve ona en doğru nasıl ulaşırım, nasıl onu etkilerim? Bunun cevabı blogcularla çalışmaksa, öyle olmalıdır zaten!
[1] Bloglar Etik Tartışmalardan Nasıl Uzak Durabilir

Kaynak : 