web analytics
Çarşamba, Temmuz 15, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result
Ana Sayfa TELEKOM TEKNOLOJİK MEVZUAT - HUKUK 5651 - Erişim Engelleme

İnternet Altyapısı, Sosyal Ağlar ve Oyun Platformları Siber Güvenlik Başkanlığı Denetimine Giriyor

turk-internet.com Haber Merkezi-turk-internet.com Haber Merkezi
14 Temmuz 2026
- 5651 - Erişim Engelleme, Regülasyon, Siber Güvenlik
0
İnternet Altyapısı, Sosyal Ağlar ve Oyun Platformları Siber Güvenlik Başkanlığı Denetimine Giriyor
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

BTK’nın İnternet üzerindeki yetkilerinin Siber Güvenlik Başkanlığına devredilmesini öngören ve 3 Temmuz 2026’da TBMM’ye sunulan kanun teklifi, erişim engelleme, içerik denetimi ve bant daraltma yetkilerini güvenlik bürokrasisinin elinde topluyor; SGB’ye ayrıca sınırları belirsiz “tedbir” ve resen müdahale yetkileri veriyor. Teklif, sosyal ağları, oyun platformlarını, veri merkezlerini ve İnternet altyapısını güvenlik merkezli tek bir emir-komuta zincirinde toplarken denetimsiz bir “uçtan uca sansür ve gözetim omurgası” kuruyor. Konuyla ilgili olarak İfade Özgürlüğü Derneği bir açıklama yayınladı. Aynen veriyoruz :

“İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD) olarak daha önce yayımladığımız açıklamalarda, sosyal medya platformlarının devletin uyumlu aparatları hâline getirildiğini, anonimliği ortadan kaldıracak bir dijital fişleme altyapısı kurulduğunu ve Türkiye’nin açık İnternet düzeninden kapalı ve denetlenen bir ulusal intranet modeline sürüklendiğini vurgulamıştık.

3 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulan ve bu hafta değerlendirilecek olan yeni kanun teklifi, inşa edilen bu dijital itaat rejiminin kurumsal merkezini kökten değiştirmektedir. Söz konusu teklif, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) 5651 sayılı Kanun kapsamındaki yetkilerini Siber Güvenlik Başkanlığına (SGB) devretmekle kalmamakta; aynı zamanda bu yeni kuruma mevcut rejimi aşan, içeriği ve sınırları belirsiz yeni müdahale yetkileri vermektedir.

Teklifin genel gerekçesinde bu devir, siber uzayın “beşinci harekât alanı” hâline geldiği, hibrit tehditlerin kritik altyapıları hedef aldığı ve BTK’ya “konjonktürel olarak yüklenen” yetkilerin “asli görevi siber güvenlik olan uzmanlaşmış bir kuruma” taşınması gerektiği argümanıyla meşrulaştırılmaktadır. Ne var ki teklifin lafzı incelendiğinde, düzenlemenin salt bir “kurumsal uzmanlaşma” işleminden ibaret olmadığı; erişim engelleme, içerik denetimi ve altyapı müdahalesi yetkilerinin, piyasa düzenleyicisi bir kurumdan alınıp doğrudan güvenlik ve istihbarat mimarisiyle iç içe geçmiş bir yapıya devredildiği görülmektedir. Bu, sansür ve gözetim yetkilerinin niteliğini değiştirmekte; idari denetimi güvenlik bürokrasisinin refleksleriyle birleştirmektedir.

1. Sınırı Belirsiz “Tedbir” Yetkisi ve Dijital Olağanüstü Hâl

Teklifin 19. maddesiyle 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na eklenen 60/A maddesi uyarınca SGB; güvenlik ve istihbarat kurumlarının talebi üzerine veya resen, Anayasa’nın 22. maddesindeki sebeplere dayanarak “alınması gereken tedbirleri” belirleme yetkisine sahip olmaktadır.

Kanun metninde bu “tedbir” kavramının ne olduğu tanımlanmamış, müdahalenin türü ve sınırları tamamen SGB’nin takdirine bırakılmıştır. Bu açık uçlu yetki; uygulama ve protokol engelleme, trafik filtreleme, DNS ve alan adı altyapısına müdahale etme ve veri merkezleri üzerinden hizmet durdurma gibi erişim engellemenin çok ötesinde bir dijital olağanüstü hâl yetkisi yaratmaktadır. Adı ve sınırı belli bir koruma tedbiri yerine, idarenin içeriğini bizzat kendisinin dolduracağı keyfi bir mekanizma inşa edilmektedir.

2. “Önce Uygula, Sonra Sorgula” Anlayışı ve İki Saat Dayatması

Yasa teklifiyle SGB, başka hiçbir kurumdan talep gelmesini beklemeden kendiliğinden karar verebilecek ve bu kararın gereği, bildirim anından itibaren en geç iki saat içinde yerine getirilecektir.

İşletmecilerin, platformların veya veri merkezlerinin kendilerine iletilen, türü önceden açıklanmamış bu tedbir kararının hukuki dayanağını ve orantılılığını iki saat gibi kısa bir sürede değerlendirmesi fiilen imkânsızdır. Bu durum, “önce uygula, sonra sorgula” anlayışını tüm teknik aktörlere yaymakta ve teknoloji şirketlerini SGB kararlarının otomatik uygulayıcılarına dönüştürmektedir.

3. Sansürün Altyapıya Taşınması ve Aşırı Engelleme Tehlikesi

Yeni düzenleme ile SGB kararları yalnızca erişim sağlayıcılara değil; doğrudan elektronik haberleşme işletmecilerine, içerik ve yer sağlayıcılara ve veri merkezlerine bildirilebilecektir.

Tek bir veri merkezine yöneltilecek belirsiz bir müdahale, o altyapıyı kullanan binlerce ilgisiz web sitesini ve hizmeti aynı anda erişilemez hâle getirebilir. EngelliWeb çalışmalarımızda da belgelediğimiz üzere, geçmişte hukuken tartışmalı şekilde ortaya çıkan altyapı müdahaleleri bu teklifle doğrudan SGB’nin emir zincirine dâhil edilerek aşırı engelleme (over-blocking) pratikleri sistemin yapısal bir özelliği hâline getirilmektedir.

4. Görünmez Sansürün Zemini Değişiyor: Bant Daraltmanın Yasal Dayanağının İlgası ve Şeffaflık Krizinin Derinleşmesi

Bu teklifin en az erişim engelleme yetkisinin devri kadar kritik, ancak kamuoyunda hak ettiği ilgiyi görmeyen boyutu, “görünmez sansür” olarak nitelendirdiğimiz bant genişliği daraltma (throttling) rejimiyle olan doğrudan bağlantısıdır. Burada teklifin yaptığı işlem, yetkinin sadece BTK’dan SGB’ye “devri” değildir. Teklifin 25. maddesinin 5809 sayılı Kanun’a ilişkin (f) bendi, bant daraltma yaptırımının bugüne kadarki tek açık yasal dayanağı olan 60. maddenin 10. fıkrasını doğrudan yürürlükten kaldırmaktadır. Bunun yerine ise, aynı teklifin 19. maddesiyle getirilen ve türü, sınırı ve içeriği tanımsız “tedbir” yetkisini içeren 60/A maddesi ikame edilmektedir. Dolayısıyla mevcut, dar da olsa tanımlı bir hukuki zemin ortadan kaldırılmakta; yerine idarenin içeriğini bizzat dolduracağı sınırsız bir çerçeve konulmaktadır.

Bu ilganın neden vahim olduğunu kavramak için, ortadan kaldırılan 60/10 hükmünün son on yıldaki uygulama pratiğine ve etrafında birikmiş hukuki mücadeleye bakmak zorunludur.

Yeni yayımladığımız Dijital Sıkıyönetim: Kamu Düzeni Gerekçesiyle Kamunun Susturulması başlıklı EngelliWeb 2025 raporumuzda (Prof. Dr. Yaman Akdeniz ve Ozan Güven) ayrıntılı biçimde belgelediğimiz üzere, bant daraltma; İnternet trafiğinin veri akış hızının yapay müdahalelerle işlevsiz kılınacak seviyelere (%50 ila %95 oranında) düşürülmesi işlemidir. Bu yöntemin en tehlikeli yanı, sansürün “görünmez” niteliğidir. Kullanıcının karşısına bir “Yasal Uyarı Ekranı” veya mahkeme ilamı çıkmaz; arayüzler yüklenir ancak içerik akmaz, videolar donar. Böylece sansürün siyasi maliyeti devletin üzerinden alınarak, “teknik sorun yaşayan” kullanıcıya veya “yetersiz hizmet sunan” operatöre ciro edilir.

Yürürlükten kaldırılması teklif edilen 60/10 hükmü, esasen zaten ciddi bir anayasal denetim açığı ve kronik bir şeffaflık kriziyle malûldü. 15 Ağustos 2016 tarihli 671 sayılı KHK ile 5809 sayılı Kanun’a eklenen ve sonrasında 6757 sayılı Kanun ile kalıcı hâle getirilen bu fıkra, Anayasa Mahkemesi’nin denetiminden fiilen kaçmıştı. 6757 sayılı Kanun’a karşı açılan iptal davasının kapsamı 22. maddeyle eklenen (11) numaralı fıkrayla sınırlı tutulmuş, bant daraltmayı düzenleyen (10) numaralı fıkra soyut norm denetimine hiç taşınmamıştı. İdare, kararlarını kamuoyuna duyurmadığı ve 24 saatlik sulh ceza hâkimliği onay süreçlerini tarafların katılımına kapalı, gizli ve tek taraflı (ex parte) yürüttüğü için, somut norm denetimi yolu da fiilen kapatılmıştı.

Bununla birlikte, 60/10’un varlığı en azından bir zemin sunuyordu. Bant daraltma kararı, adı konmuş belirli bir fıkraya dayandırılmak, buna bağlı olarak sulh ceza hâkimliği onay zincirine sokulmak zorundaydı ve tam da bu somut uygulama sayesinde, hukuka aykırılığı yargı önünde tartışılabiliyordu. Nitekim son yıllarda bu yetkinin sınırlarını zorlayan bir içtihat birikimi oluşmaya başlamıştı. Bu yetkinin nasıl işletildiğini gösteren en çarpıcı örnek, 19 Mart 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması sürecinde yaşanmıştır. Yaklaşık 42 saat boyunca X, YouTube, Instagram, WhatsApp ve diğer platformlara bant daraltma uygulanmış; buna ilişkin bilgi edinme başvurularında BTK, yalnızca kararın künyesini (Cumhurbaşkanlığı Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü kararı ve sulh ceza hâkimliği onayı) bildirmekle yetinmiş, kararların kopyalarını başvurucuya vermemiştir. Buna karşın, aleyhine verilmiş kesinleşmiş yargı kararları da mevcuttur. Ankara idare mahkemeleri “gerekçesiz gizlilik olmaz” tespitini defalarca yapmış; Anayasa Mahkemesi ise kesinleşmiş yargı kararına rağmen talep edilen bilgilerin verilmemesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine oybirliğiyle hükmetmiştir. İdare bu kararlardan haberdar olduğunu bizzat ikrar etmekte, ancak “fiili direnç” stratejisiyle tutumunu değiştirmemekteydi.

İşte teklifin yarattığı asıl tehlike buradadır. 60/10 hükmünün ilgası, bu on yıllık hukuki mücadeleyle elde edilmiş cılız kazanımları da tehdit etmektedir. Bant daraltmanın somut ve adı konmuş yasal dayanağı ortadan kalktığında, o dayanak etrafında biriken içtihat ve denetim çabası da zeminini yitirme riskiyle karşı karşıya kalır. Yerine ikame edilen 60/A “tedbir” yetkisi ise türü ve sınırı tanımsız olduğundan, bant daraltmayı sayısız müdahale biçiminden yalnızca biri olarak, adı dahi anılmadan içine gizleyebilir. Bir başka deyişle idare, artık “bant daraltma yaptım” demek ve bunu belirli bir fıkraya bağlamak zorunda dahi kalmadan, aynı sonucu isimsiz bir “tedbir” olarak üretebilecektir. Bu, tartışılabilir bir yetkinin, tartışılması dahi güçleşen bir belirsizliğe dönüştürülmesidir.

Üstelik bu belirsiz yetki, bir piyasa düzenleyicisinden (BTK) alınıp doğrudan güvenlik ve istihbarat mimarisiyle bütünleşmiş bir kuruma (SGB) tevdi edilmektedir. Güvenlik bürokrasisinin doğasında bulunan gizlilik refleksi göz önüne alındığında, bu tür müdahalelerin şeffaflığının bugünkünden daha da geriye gitmesi, bilgi edinme ve etkili yargısal denetim yollarının tümüyle işlevsizleşmesi kuvvetle muhtemeldir. 60/A maddesinin yeni “resen tedbir” yetkisiyle birlikte düşünüldüğünde, karşımızda hem kararı veren hem de o kararın niteliğini ve gerekçesini gizleme kudretini tek elde toplayan bir “kara kutu” bulunmaktadır.

5. Sosyal Ağların ve Oyun Platformlarının Güvenlik Kıskacına Alınması

1 Mayıs 2026 tarihli düzenlemeyle 5651 sayılı Kanun kapsamına alınan ve hükümleri 1 Kasım 2026 tarihinde yürürlüğe girecek olan oyun platformları da bu teklifle doğrudan SGB’nin denetimine girmektedir.

Teklifin 25. maddesiyle BTK’nın oyun platformları ve sosyal ağlar üzerindeki yetkileri SGB’ye devredilmektedir. Buna göre SGB; oyun platformlarından bilgi isteyebilecek, temsilci bulundurma yükümlülüğünü denetleyebilecek, yaş derecelendirmesini inceleyebilecek ve bant daraltma süreçlerini yürütebilecektir. Aynı şekilde sosyal ağ sağlayıcılarına getirilen yaş doğrulama, ebeveyn kontrolü, 8/A kararlarını bir saat içinde uygulama ve içeriğin yeniden yüklenmesini önleme yükümlülüklerinin idari muhatabı da SGB olacaktır. Bu durum, sosyal ağlar ve devlet arasındaki düzenleyici ilişkiyi tamamen güvenlik merkezli bir emir-komuta ilişkisine dönüştürmektedir.

6. Genişletilen Trafik Verileri ve Dijital Panoptikon Altyapısı

Teklifin 25. maddesiyle 5651 sayılı Kanun’daki trafik bilgisi tanımında yer alan “port bilgisi” ifadesi, “kaynak ve hedef port bilgisi” olarak genişletilmektedir.

Bu değişiklik basit bir teknik redaksiyon değil; aksine bir bağlantının her iki ucundaki iletişim akışının çok daha ayrıntılı analiz edilmesine imkân tanıyan bir adımdır. Yeni kurulan yaş doğrulama ve hesap-kimlik eşleştirme rejimiyle (e-Devlet token sistemi) birlikte düşünüldüğünde ortaya çıkan bu yapı, yalnızca kimin hangi hesabı kullandığını değil, kullanıcının hangi dijital hizmetlerle nasıl bağlantı kurduğunu da izlemeye elverişli tam teşekküllü bir dijital panoptikon altyapısıdır. Nitekim teklifin 25. maddesiyle 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu’na eklenen bir hükümle SGB’ye, “kanunlarla yetkili kılınan kurumlarca yasal dinleme ve müdahalenin yapılmasına teknik olanak sağlama” görevi de açıkça verilmekte; böylece trafik verilerinin genişletilmesi ile yasal dinleme altyapısının aynı kurumun elinde toplanması, gözetim kapasitesini nitelik olarak artırmaktadır.

7. Cezalandırıcı İdari Para Cezaları ve Teminatsız Dava Ayrıcalığı

Teklifin 19. maddesiyle getirilen 60/A maddesi, SGB’ye yükümlülüğünü yerine getirmeyen ilgililere “ihlal teşkil eden eylem başına” yirmi bin liradan yüz bin liraya kadar idari para cezası kesme yetkisi tanımaktadır. “Eylem başına” ifadesi, tek bir uyumsuzluğun dahi katlanarak büyüyen astronomik cezalara dönüşmesine imkân vermekte; bu da işletmecileri ve platformları, hukukiliğini sorgulama imkânı bulamadıkları kararlara peşinen boyun eğmeye iten ek bir baskı unsuru yaratmaktadır. Ayrıca düzenleme, SGB tarafından açılacak davalarda teminat aranmayacağını hükme bağlayarak, idare ile muhatapları arasındaki usuli dengeyi baştan idare lehine bozmaktadır. Bu tür bir cezalandırma mimarisi, “kolektif cezalandırma” ve orantılılık ilkesinin rafa kaldırılması sorunlarını daha da derinleştirmektedir.

8. Yargısal Denetimin Fiili Devreye Girmemesi ve Tek Elde Toplanan Sansür Mekanizması

Teklifin 19. maddesine göre uygulanan tedbir ancak yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulacak, hâkim ise kararını kırk sekiz saat içinde açıklayacaktır. Bu modelde yargısal denetim, ifade ve haberleşme özgürlüğüne ağır bir müdahale yapıldıktan ve telafisi güç zararlar doğduktan sonra devreye girmektedir.

Ancak sorun, denetimin yalnızca “gecikmeli” olması değildir. Bu zaman kurgusu, çoğu olayda yargısal denetimin hiç gerçekleşmemesine imkân vermektedir. İşletmeciler tedbiri iki saat içinde uygulamak zorundayken, hâkim onayı için idareye yirmi dört saat, hâkimin kararı için ise kırk sekiz saatlik bir pencere tanınmıştır. Bu, azami yetmiş iki saatlik bir denetim penceresi anlamına gelir. Oysa bant daraltma gibi müdahaleler tipik olarak çok daha kısa sürelerde uygulanıp sonlandırılmaktadır. Basın bültenimizde de örnek verdiğimiz 19 Mart 2025’teki uygulamada bant daraltma yaklaşık 42 saat sürmüştür. Bir başka deyişle, müdahale, azami onay penceresi dolmadan çok önce tamamlanmıştır. Böyle bir durumda idare, müdahalenin fiilen bittiği ve amacına ulaştığı bir aşamada, bir hâkim onayının hiç alınmasına dahi ihtiyaç duymayabilir. Adı konmuş bir yasal dayanağın (60/10) ilgasıyla birlikte değerlendirildiğinde tablo daha da ağırlaşmaktadır. Teorik olarak varsayılan “onaya sunulmadığı takdirde kararın kendiliğinden kalkması” güvencesi, müdahale zaten sona erdiği için pratikte hiçbir koruyucu işlev görmemektedir.

Bu durumun, sivil toplumun ve mağdurların başvurabileceği hukuki yollar açısından yıkıcı bir sonucu bulunmaktadır. Bugün İFÖD olarak bant daraltma uygulamalarıyla mücadele stratejimiz, var olduğunu bildiğimiz ancak idarenin gizlediği kararların bilgi edinme başvuruları ve idari davalar yoluyla görünür kılınması üzerine kuruludur. Yeni yapı ise bu stratejinin dayandığı ön kabulü ortadan kaldırma riski taşımaktadır. Hâkim onayı hiç alınmadığında, ortada peşine düşülebilecek, iptali istenebilecek veya gerekçesi sorgulanabilecek bir yargı kararı dahi bulunmayacaktır. Bir başka deyişle, gizlenen bir belgenin ifşası için hukuk yolu işletilebilir; ancak hiç üretilmemiş bir kararın denetimi mümkün değildir. Bu, yalnızca yargısal denetimin gecikmesi değil, denetlenecek işlemin bizzat yokluğu üzerinden kurulan bir denetimsizlik hâlidir.

EngelliWeb 2025 raporumuzda tespit ettiğimiz üzere, Türkiye’den 1.505.484 web sitesi ve alan adının engellendiği ve bu engellemelerin yüzde 84,6’sının BTK tarafından yapıldığı devasa bir sansür birikimi bulunmaktadır. Teklifin 24. maddesi uyarınca bu yetkiler sınırlandırılmak yerine, BTK’nın ilgili bilgi işlem sistemleri, veri merkezi ve personeliyle birlikte operasyonel bir güvenlik bürokrasisine devredilmektedir. Yeni yapı, bugüne kadar birbirinden görece ayrık işleyen erişim engelleme, içerik çıkarma ve bant daraltma yetkilerini tek bir güvenlik kurumunun uhdesinde birleştirerek, denetimsiz bir “uçtan uca sansür ve gözetim omurgası” oluşturmaktadır.

9. Sonuç ve Çağrılarımız

İnternetin içerik, platform, oyun, ağ ve altyapı katmanlarını bir araya getirerek aynı güvenlik kurumunun denetimine bağlamak, basit bir kurumsal devir işlemi değil; mutlak bir dijital itaat mimarisidir. Siber güvenlik ve çocukların korunması gerekçeleri; sınırı belirsiz sansür, gözetim ve toplumsal kontrol yetkilerinin meşrulaştırma aracı yapılamaz. “Dijital egemenlik” söylemi, yurttaşın devlet karşısındaki temel haklarını değil, yalnızca devletin yurttaş üzerindeki denetim kapasitesini güçlendirmeye hizmet ettiği ölçüde, egemenlik değil tahakküm üretir.

İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD) olarak karar alıcılara ve TBMM’ye çağrımızdır:

SGB’ye verilmek istenen resen müdahale yetkisi derhâl tekliften çıkarılmalıdır.

Kanun metnindeki “tedbir” kavramının sınırları açık ve dar bir biçimde tanımlanmalıdır.

Bant daraltmanın tek açık yasal dayanağı olan 5809 sayılı Kanun’un 60/10 fıkrasının ilgası, bu yaptırımı sınırı belirsiz bir “tedbir” yetkisi içinde görünmez kılacağından geri çekilmeli; bant daraltmaya ilişkin kararların ve gerekçelerinin kamuoyuna açıklanmasını ve yargı kararlarının uygulanmasını güvence altına alan açık ve dar tanımlı bir yasal çerçeve korunmalıdır.

Oyun ve sosyal ağ platformlarına ilişkin bilgi talepleri kanunla sınırlandırılmalı ve trafik verilerinin kapsamı kesinlikle genişletilmemelidir.

“Eylem başına” idari para cezası rejimi ve idare lehine tanınan teminat muafiyeti gibi usuli ayrıcalıklar, orantılılık ilkesi ışığında yeniden düzenlenmelidir.

İnternet üzerindeki tüm müdahaleler, “önce uygula sonra sorgula” mantığıyla değil, uygulanmadan önce bağımsız ve etkili bir yargı denetimine tabi tutulmalıdır.

Her tedbir, müdahalenin süresinden bağımsız olarak zorunlu ve etkili bir yargısal onaya bağlanmalı; kısa süreli uygulamaların, müdahale sona erdiği gerekçesiyle denetim dışında kalması kesin biçimde önlenmelidir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD)”

Etiketler: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)İfade Özgürlüğü DerneğiManşetSiber Güvenlik Başkanlığı
Plugin Install : Subscribe Push Notification need OneSignal plugin to be installed.
turk-internet.com Haber Merkezi

turk-internet.com Haber Merkezi

Turk-internet.com Haber Merkezi Türk Internet Endüstrisi Portalı, turk-internet.com, 1 Eylül 2000’de resmi yayına geçerek, iş ve Internet dünyası profesyonelleriyle buluşmuştur. Editör icin [email protected] ya da [email protected].

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • Çin’deki Bir Üniversitede “Yapay Zekayı Yanıltma” Sınavı Yapıldı
  • CarbonNature, Yapay Zekâ ve Uydu Verileriyle Doğanın Karbon Değerini Gelire Dönüştürüyor
  • Nato’nun Ankara’daki Zirvesinin “Siber Savunma” Boyutu
  • Palantir’in Siyasi Yaklaşımı, Müşteriler, Yetenekler ve Uzun Vadeli Büyüme Konusunda Endişelere Yol Açıyor
  • Yapay Zeka Halka Arz Patlaması, SBF Döneminden Sonra “Effective Altruism”e İkinci Bir Hayat Verebilir

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile Karşılaştırmak Kaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]
Plugin Install : Subscribe Push Notification need OneSignal plugin to be installed

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Gizlilik Bildirimi.