Bu röportajın ilk bölümünü Akay : IBM Türk’te Olanlar, Bilişim Sektörü Çalışanları için Uyarıdır – 1 ve ikinci bölümünü Akay : Beyaz Yakalılar için Havuç Uzatmanın Daha Etkili Olacağını Biliyorlar – 2 başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz.
turk-internet.com – Can Özler Genel Müdür yardımcısıydı ve siz Can Özler işten çıkarıldığında IBM’deydiniz. Bize biraz çalışanların o günkü ruh halinden, tepkisinden bahseder misiniz?
Nedim Akay – Can’ın 21 yıllık emeği, en yakın iki arkadaşı tarafından (Genel müdür ve o dönem ki insan kaynakları müdürü) 15 dakika içerisinde bitirildi ve haber “nasıl olur?” konuşmaları arasında derin bir üzüntü yarattı.
O sırada 16. katın asansör girişinde bir grup insanla beraber hüngür hüngür ağlayan bir çalışanla karşılaştım. “Ben de çok emeği var” diyordu. Kendisine çok yardımı dokunduğunu, önünü açtığını ve Can’ın sayesinde yurtdışında göreve atandığını gözyaşları içerisinde anlatıyordu.
Gruba döndüm ve tepki vermemiz gerekir dedim. Birisi “serinkanlı olmalıyız” dedi. “Hiçbir şey yapmayalım” anlamına gelen serinkanlı olmak toplumca en iyi yaptığımız savunma biçimi! Ama herkes serinkanlı olmadı ve bir saat içerisinde güzel bir dayanışma örneği gösterip organize olduk.
100’ün üzerinde bir grupla birlikte, Can’ın işten çıkarılmasını protesto etmek maksadıyla öğlen saatinde Can ile buluştuk. Ama ortalıkta bir yandan gözyaşı dökerken, diğer yandan mimlenmekten, kariyerlerine zarar gelmesinden korkan kişiler yoktu. Onlar Can’a “ağabey” deyip sonra ortadan yok olmayı tercih etmişlerdi. Gerçi bunun meyvelerini de sonradan topladılar. Can’a destek vermeyenlerin kariyer yolları bir güzel açıldı ve bireyci yaklaşımın faydasını gördüler!
Arkasından bir tepki yazısı hazırlayıp, imza toplamaya başladık. Yaklaşık 140 imza topladığımız yazıda kısaca, Can’ın haksız bir şekilde işten çıkarılmasını eleştiriyor ve açıklama istiyorduk.
Sendika geçiş sürecimizle aynı dönemde gerçekleşen bu 140 imza, yönetimi ürkütmüş olsa gerek, bir pazar günü tüm çalışanlara gönderilen bir e-posta ile Pazartesi gününe toplantı çağrısı yapıldı.
Aslında toplantının tek amacı vardı. Tam dört gün sonra sendika üyeliğine imza atacak bizlerin engellenmesiydi. Ama toplantı gündemi bir arkadaşımızın “Can’ı havadan bir sebeple işten nasıl çıkarırsınız” sorusuyla bir anda değişti. Maalesef daha sonra da değişik tehditler alan bu arkadaşımız, bu konuşmasıyla IBM kariyerini bitirmek zorunda kaldı, ama bunu hepimizin yüreğine ismini kazıyarak yaptı.
Genel Müdür, Can ile ilgili ısrarlı sorumuza “ben de çok üzgünüm, sorunuza yanıt veremem ama bilmediğiniz çok farklı şeyler var, yasal konu olduğu için konuşamam!” diyerek herkesin kafasında Can ile ilgili bir soru işareti bırakmaya çalışıyor izlenimi verdi.
Bilmeyen insanları, neredeyse “Can bir ahlaksızlık yaptı ve bu sebeple işten çıkarıldı” diye bir düşünceye sevk edebilirdi [1]. Ancak, aynı Genel Müdür, Can’ın mahkeme süreci başladıktan sonra gerçekleşen bir şirket toplantısında, bu konuda yalan söylediğini kendi ağızıyla ifade etti. O toplantıya katılanlar da böyle olduğunu biliyorlardı ama yine de Genel Müdürlerinin ağzından bunu duymak herkesi gerçekten rahatsız etti. Zaten o döneme kadar güvenimizi zedelemişti ama bana göre personel gözünde noktayı o sözleri koydu.
Bu toplantıda, Genel Müdüre sendikalaşma sürecinin önlenmesine ilişkin aramızda “tavşan pozisyonu” sorular yönelten seçilmişler de vardı. “Bizlere kavuşacağımız kariyer imkânlarını anlatır mısınız?” diyordu bir tavşan. Aynı tavşan, “sendikalı olmazsak maaşlarımıza yapılacak zamlardan bahseder misiniz?” diyordu. O da, yeni organizasyonla birlikte nasıl uluslar arası bir pozisyona kavuşacağımızı ve bizleri nasıl iyi fırsatlar beklediğini anlatıp, sendikalı olursak bunları elimizden kaçıracağımızı ima ederek önümüzü kapamaya çalışmıştı.
turk-internet.com – Bu toplantı sendikalaşmanızı nasıl etkiledi, ne kadar zamanda geçişi tamamladınız?
Nedim Akay – Evet. Bu toplantı 4 Şubat tarihinde gerçekleşmişti. Bizler ise sendika geçişi için toplu imza verme tarihini 6 Şubat 2008 olarak duyurmuştuk. Aslında, tarihleri arka arkaya koyduğumuzda hikâye de kendiliğinde ortaya çıkmakta. Sendika kararının alınması, korkutma ve baskı ortamı oluşturmak için Can’ın işten haksızca çıkarılması, toplantı ile sendikanın önünün kesilmesi, görecek kötü günlerin bizi beklediğinin mesajlarını vermekteydi.
Soruya gelecek olursam, toplantı çoğumuz için son derece başarısız ve inandırıcılıktan uzaktı. Ancak, bir kısmımız toplantı ile bireysel mesajlar almıştı ve arkasında sendika aleyhine kışkırtmalara başlamışlardı. İmza günü geldiğinde biz önde gidenler, etrafımıza pozitif mesaj verip, bu fırsat’ı bir daha bulamayacağımızı anlatıyorduk. Sendika üyeliği için en az 170 imza toplamamız gerekiyordu. Dağınık ortamda çalışan insanları bir günde bir araya getirmemiz çok zordu. Ya ilk gün sadece 50 kişi imzalarsa ve diğer insanlar korkup geri adım atarsa diye endişe taşıyorduk.
İmzalar alınırken bir taraftan imzalayanların isimlerini Excel’de kaydedip, kimlerin imzalamadığını anında tespit ederek, onları telefonla arayan bir ekip oluşturduk. Tespitler doğrultusunda elimizde; imzalayanlar, imzalayacak olanlar, kararsızlar ve imzalamam diyenlerden oluşan bir liste oluşmuştu.
Gün sonunda duruma bakınca heyecanla anladık ki, 170’i aşacağız ve bunu da zaten duyurduk. Bir süre sonra da gerçekten 226 kişiden imza almıştık.
Anlayacağınız, sendikalaşmamıza, 5 yıldan beri zam alamayışımız, şirkete özel emeklilik haklarımızın elimizden alınması gibi olumsuzlukların yanısıra sabık genel müdürümüzün de katkıları büyüktür.
Sonuçta Türkiye’de beyaz yakalı çalışanların sendikalı olduğu bir örgütlenmeyi sanırım ilk defa biz gerçekleştirdik. Sonrasında biliyorsunuz, IBM’in haksız gerekçeler ile itiraz etmesi, yurtdışından sendika ile mücadele için profesyonel getirilmesi, İki sendika temsilcisi arkadaşımla birlikte aynı gün işten çıkarılmam ve devam eden mahkeme süreçlerimiz.
turk-internet.com : Aslında sürecin bu kısmı ve özellikle IBM’in sendika ile mücadelesi soru sormak istediğim önemli konular. Bu hakkımı sonra kullanmak için izin alıp özel bir soruyla söyleşiyi bitirmek istiyorum. Bu süreçte hayal kırıklıklarına uğradınız mı, keşke dediğiniz oldu mu?
Nedim Akay – Soru doğrudan pişman mısın ya da dün bugün olsa yine yapar mıydın olsaydı cevabım asla pişman değilim ve kesinlikle yaptıklarımı yapardım olurdu[2].
Ama pek çok kez “değer mi” dediğim elbette oldu. Özellikle eski ve satış görevlerinde çalışan bazı IBM’cilerin bencil, çevresindeki haksızlıklara duyarsız ve sadece kendi çıkarları için sendikayı karalama çabaları beni en çok yoran konu oldu.
Düşünün, işten atıldığım günün ertesinde “sendikadan nasıl istifa ederim” diye telefon açarak bilgi alan çalışanın olduğu bir yerde örgütlendik. Bu kişiyi, kendisine güvenim olmadığı için üyelik formunu zaten işleme sokmadığımı söyleyerek mutlu ettim!
[1] IBM Can Özler’e Karşı Davayı Kaybetti
[2] Tüm olayın detayını burayı tıklayarak ulaşabileceğiniz dosyada toplu olarak okuyabilirsiniz.

Kaynak : 