Okul öncesi eğitime yönelik en kapsamlı çalışmalardan olan ‘İlk Adım Projesi’ geçtiğimiz haftalarda, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun da katıldığı bir törenle kamuoyuna tanıtılmıştı. Projede büyük emeği bulunan isimlerden Anne Çocuk Eğitim Vakfı(AÇEV) Başkan Yardımcısı Ayla Göksel ile proje hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik.
İlk aşamasında, 18 ilde toplam 180 anasınıf ile binlerce çocuğa okul öncesi eğitim imkanı sağlayan, veliler ve öğretmenlerin eğitilmelerine vesile olan, ‘İlk Adım Projesi’ ile 20 ilde, 302 sınıfta toplam 36 bini aşkın anne ve çocuğa ulaşılıyor. Amaçlarının, 5 yıl içerisinde okul öncesi eğitimle ilgili farkındalık yaratmak olduğunu belirten Göksel, hızlı bir çalışma süreciyle 2009 içerisinde bu hedefi sağlamayı başardıklarını ifade etti.
turk-internet.com; ‘İlk Adım Projesi’nden kısaca bahsedebilirmisiniz? Proje ne aşamada bulunuyor?
Ayla Göksel; 2005 yılında başlattığımız İlk Adım Projesi ile 0-6 yaş arasındaki 7 milyon çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz. Burada, bir politika değişikliği yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bunu gerçekleştirebilmek için, inisiyatif sahibi paydaşlarla ortaklık kurulması, konuya ilişkin bir farkındalığın yaratılması ve bunların hayata geçirilebilmesi için de bir baskı oluşturulması gerektiğini düşündük. “7 Çok Geç” kampanyası da bu temeller üzerine kuruldu.
Genel olarak amacımız, 5 yıl içerisinde okul öncesi eğitimle ilgili farkındalık yaratmaktı. Hızlı bir çalışma süreciyle 2009 içerisinde hedefimize ulaşmış olduk. Çalışmalarımız netice verdi ve köylerden büyük şehirlere kadar çok ciddi bir farkındalığın oluşumunu sağlamayı başardık. Okul öncesi eğitim, Milli Eğitim Bakanı sayın Nimet Çubukçu’nun da kararlı tutumuyla geri dönülemez bir noktaya getirildi.
Bu yıl 32 ilde zorunlu eğitim kapsamına alındı. Bu çalışmanın, 2013 yılına kadar yüzde 100’e tamamlanması düşünülüyor. Toplumda oluşan ortak algının işi daha da kolaylaştırdığını düşünüyorum.
turk-internet.com; Bir projenin uygulanabilmesi adına Türkiye’de eğitim yeterince istikrarlı mı
Ayla Göksel; Türkiye’de, son 7-8 yıl içerisinde eğitim politikalarında ciddi gelişmeler var. Sayın Ziya Selçuk’un Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı döneminde müfredatta ve ders kitaplarında yapılan değişiklikler, bu yönde çok ciddi atılımlar olduğunu gösteriyor. Sıra başında oturan, “otur” deyince oturup, “kalk” denilince kalkan öğrenci anlayışı değişiyor. Yeni yeni kavramlar eğitime girmeye başladı. Sadece öğrenen değil, araştıran, soran ve sorgulayan bir nesil yetişiyor.
Ayrıca, son dönemde öğretmenlerin ne denli önemli oldukları ortaya çıktı. Bunların dışında, özellikle son dönemde bazı büyük şirketlerin yürüttükleri sosyal sorumluluk projelerinde eğitime ciddi boyutta önem vermeleri büyük kazanımları da beraberinde getiriyor.
Türkiye’de, eğitimin gittiği istikamet açısından ben karamsar değilim. Elbette düzeltilmesi gerekenler vardır, ancak okul öncesi eğitimle ilgili çok ciddi adımlar atıldı. Burada altı çizilmesi gereken şey, devlet ile sivil toplum kuruluşları ve özel sektör el ele çalıştıkları zaman çok daha başarılı sonuçlar elde ediliyor.
turk-internet.com; Donanım / bilişim tarafında neler yapıyorsunuz?
Ayla Göksel; İlk Adım Projesi’yle, ilk defa donanım işine de girdik. Uygun fiyatlara temin ettiğimiz donanımlarla seçilen illerdeki sınıfları İstanbul’daki benzerlerinden farksız bir hale getirdik. Ancak, donanım tek başına yeterli değil. Öğretmenlerimizi de eğitime aldık.
Öğretmenlerimize, derslerinde aktif olarak kullanabilecekleri donanımlar sunuyoruz ve böylece eğitime daha bütünsel bir şekilde yaklaşmış oluyoruz. Öğretmenlere, çocukların farklı gelişim alanlarını destekleyecek aktiviteler sunuyoruz. Bir anlamda, öğretmenlerimize, aldıkları eğitimleri hayata geçirebilmelerinde destek oluyoruz.
turk-internet.com; Bilişim teknolojilerinden ne şekilde yararlanıyorsunuz?
Ayla Göksel; Vodafone ile birlikte giriştiğimiz ‘İlk Adım Projesi’nin, farkının o olmasını istiyoruz. Aslında, burada sorulması gereken soru, “bilişim teknolojilerinin nasıl daha etkin kullanılabileceği” olmalı. Hayalimde mobil teknolojileri kullanarak eğitim yapmak var. Her öğretmenin bir mobil telefonu olsun ve biz onlar üzerinden kendilerine eğitimler verelim. Afrika’da, sağlık alanında gerçekleştirilen uygulamalara benzer şekilde sms üzerinden velilere giden kısa mesajlarla çocukların nasıl daha fazla eğitilebileceklerine ilişkin yol gösterilebilir. Yine, wecam üzerinden haftanın belirli günlerinde uzak, kırsal yerlerdeki okullarda gerçekleştirilen eğitimleri takip etmek yapmayı istediğimiz çalışmalar arasında yer alıyor. Bunların hepsi yapılabilir şeyler, ancak oturup planlamak lazım.
turk-internet.com; Dünyada olduğu gibi “Her çocuğa bir laptop” benzeri projeleriniz var mı?
Ayla Göksel; Biz, AÇEV olarak e-öğrenme gibi teknoloji bazlı eğitim alanına biraz daha girmek istiyoruz. Daha henüz hazırlık aşamasındayız. Önümüzdeki dönemde bu tür projelere daha fazla eğilmek istiyoruz.
turk-internet.com; Türkiye’de yürütülen sosyal sorumluluk çalışmalarıyla ilgili olarak neler söyleyeceksiniz?
Ayla Göksel;
Bundan 10 yıl önce kimse “Kurumsal Sosyal Sorumluluk” diye bir şey bilmiyordu. Başarılı örneklerin ciddi farklılıklar yarattıklarını görüyoruz. Ancak, burada doğru ortaklarla işbirliği yapılması gerekiyor. Altyapısı ve uzmanlığı olan sivil toplum kuruluşlarıyla şirketlerin biraraya gelmesi çalışmaya ayrı bir değer katıyor.
Zaman zaman, sosyal sorumluluk projelerini reklam aracı olarak kullananların olduğu da ortaya çıkabiliyor. Örneğin, bir proje için 500 bin TL, bunun tanıtımına ise 1.5 milyon TL ayrıldığı da görülebiliyor.
Bir sivil toplum kuruluşu olarak ne istediğimizi biliyoruz, ancak teknik olarak nereden başlamamız gerektiğini bilemiyoruz. Nasıl yapacağımızı da zaten bize bu teknolojiyle uğraşan şirketler anlatacaklar, ancak teknoloji şirketleri bu işlere yeterince girmediler. Teknoloji şirketleri, sahip oldukları bilgiyi bu işlere transfer etmek için daha fazla çaba sarf edebilirler. Ama biz, en azından kendi adımıza daha fazla şeyler yapmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Kaynak : 