Müyap yani Müzik Yapımcılarının Derneği, internet dünyasına 2005’de başlattığı korsan müzik indirmeyle mücadelesi ile girdi. O günden bu yana da derneğin çeşitli hareketlerini takip ediyoruz. Dernek bir yandan korsanla mücadelede hukuki çalışmalar yaparken, bir yandan da internet dünyasında yerini almaya ve yasal müziği kullandırtmaya çalışıyor.
Geçen hafta Ankara’da gerçekleştirilen ve Ankara Barosu’nun düzenlediği Uluslararası Hukuk Kurultay’ı sırasında, moderatörlüğünü yaptığım 5651 sayılı kanun ve site engellemelerini incelediğimiz çalıştay sırasında konuşmacılarımızdan birisi Ahmet Asena idi. Müyap sekreteri Asena’nın çalıştay sırasında söylediklerini daha önce yayınlamıştık. Ama kendisiyle toplantı sonrasında, son durumu öğrenmek amacıyla bir de söyleşi yaptık. Bu söyleşinin videosunu da röportaj içinde bulabilirsiniz.
turk-internet.com: Merhaba Ahmet Bey. Bugün Bilkent Üniversitesi’nde, Hukuk Kurultayı’ndaydık. Siz MÜ-YAP engellemeleri nedeniyle internet camiasında oldukça önemli bir kişisiniz. Bu engellemeleri bütün boyutlarıyla tartıştık. Sizin kapatmalar daha çok FSEK kapsamında oluyor. Bize bugünlerde durum nedir, anlatabilir misiniz? Ne yapıyor MÜ-YAP?
Ahmet Asena: Biz daha önceden başlamış olduğumuz izinsiz kullanım hizmeti sunan internet siteleriyle ilgili mücadeleye devam ediyoruz. Ama onun yanı sıra başka bir şey daha yapıyoruz; peer-to-peer (P2P) olarak bilinen kişisel dosya paylaşımlarıyla ilgili olarak da girişimleri başlattık.
turk-internet.com: Bu yeni değil mi? Daha önce yoktu.
Ahmet Asena: Bu çok yeni. Henüz deneysel aşamada olduğunu söyleyebilirim ama bir günde binlerce paylaşıma açılmış dosyanın kimler tarafından açıldığını, IP adreslerini saptayarak hukuki girişim başlatabilecek durumdayız şu anda. Bunun da alt yapısı hazırlanmış vaziyette.
turk-internet.com: Bu dünyada zaten yapılıyor. Amerika’da film yapımcıları üniversite öğrencilerini bastılar daha önce, değil mi? Siz de böyle bir şey mi yapmaya hazırlanıyorsunuz?
Ahmet Asena: Biz aslında doğrudan bastırmayla yapmak istemiyoruz. Bu işin en organize olarak yapıldığı yerlerden birisi Almanya’dır. Orayı kendimize örnek model olarak aldık biraz. Almanya’da bu saptamalar yapıldıktan sonra kullanıcılar ikaz edilir. İkaz sırasında da iki şey istenir kendilerinden; birincisi daha sonra bu işi yapmayacaklarına dair bir taahütname vermeleri.
İkincisi, belli bir dosya sayısının üzerinde açık dosya bulunduran kullanıcılara uygulanan yöntemdir. O ana kadar yapmış olduklarından dolayı hukuki yola başvurulmaması için cüzi miktarda bir ödeme yapmaları,ceza ödemeleri. Ama bu ceza bir hukuksal yaptırım değil, taraflar arasındaki uzlaşma olarak tabir edilebilir. Bizim sistemimizde de olan uzlaşma yöntemi denilerek, belirli bir bedelin ödenmesi yoluyla sürdürülüyor yasa. Mesela biz bunu MÜ-YAP olarak Almanya’da da yapıyoruz. Almanya’da bizim avukatlarımız var, onlar bu çalışmayı yapıyorlar.
turk-internet.com: Türkçe sanat eserleri için, öyle mi?
Ahmet Asena: Evet, bizim koruduğumuz repertuarla ilgili. Türkiyede de geçtiğimiz yılın ikinci 6 ayında başladık bununla ilgili çalışmalara. Birkaç yüz mektubu ihlalde bulunduğunu saptadığımız adreslere gönderdik, tepkileri görebilmek açısından. Pozitif tepkiler aldık.
Kimseyi hemen cezalandırmak gibi bir niyetimiz olmadığı için, başlangıçta hukuksal bir yola da başvurmadık. Ama 2010 yılı içerisinde hukuki olarak da böyle bir yola gideceğiz. Dolayısıyla bir gün peer to peer kullanıcısı olan arkadaşlar, kendileriyle ilgili bir ihtar yazısıyla karşılaşırlarsa şaşırmasınlar.
turk-internet.com: Peki sadece müzik eserlerine yönelik mi bu çalışmalar? Filmler için de söz konusu mu?
Ahmet Asena: O bizim yetki alanımıza giren bir olay değil ama teknik olarak bunu filmciler de rahatlıkla kullanabilirler.
turk-internet.com: Filmcilerin böyle bir çalışması var mı? Hiç duydunuz mu?
Ahmet Asena: Bildiğim kadarıyla onlar da böyle bir çalışmaya hazırlanıyorlar.
turk-internet.com: Peki Türkiye’de yurtdışından film ya da müzik indiren kişilerle ilgili yurtdışındaki kuruluşlar size mi geliyor? Öyle bir çalışma var mı?
Ahmet Asena: Şimdi şöyle söyleyeyim, bütün bu alanlardaki hak tertip eden kuruluşlar, bir çeşit network içerisinde birbirleriyle sürekli olarak haberleşirler dünya üzerinde. Bunların içerisinde hakikaten rahatsız edici boyutlara ulaşan noktalara ilişkin hukuksal yardımlaşma içerisine de girerler. Bir çok noktada uluslararası mevzuat buna olanak verir halde zaten. Türkiye uluslararası sözleşmelere de imza atmış olduğu için kendi yasal hükümlerini yabancı repertuvar veya yerli repertuvar farketmeksizin uygulamak durumunda.Biz de uluslararası düzeyde aynı girişimlerde bulunabiliyoruz. Diyelim ki Amerika’da bir Türk müziğini, bizim korumamız altındaki repertuvarı izinsiz sunan bir yerler varsa, Amerika’da şikayette bulunabiliyoruz rahatlıkla.
Röportajın devamını Ahmet Asena : En Genç Rockçu 40 Yaşlarında Çünkü Yeniye Yatırım Yapılamıyor – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.

Kaynak : 