Röportajın ilk bölümünü Müyap : P2P Yani Kişisel Müzik Paylaşımı Konusunda da Çalışmaya Başladık – 1 ve ikinci bölümünü Ahmet Asena : En Genç Rockçu 40 Yaşlarında Çünkü Yeniye Yatırım Yapılamıyor – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.
turk-internet.com: MÜ-YAP olarak dijital gelişmeleri epey yakından takip ediyorsunuz. Nasıl bir ekibiniz var?
Ahmet Asena: Bizim bu alanla ilgili çalışan özel bir ekibimiz var . Bu ekibin bir yanı araştırma-geliştirmeyle ilgilenen arkadaşlardan, bir yanı pazarlamayla ilgilenen arkadaşlardan, bir yanı da işin hukukuyla ilgilenen arkadaşlarımızdan oluşuyor. Teknik ekibi hiç saymıyorum, bütün bir altyapının işletilmesi gibi olaylarla bağlantılı olarak ciddi bir teknik ekibimiz de çalışıyor. Mümkün olduğunca dünyayı takip etmeye çalışıyoruz, dünyadaki gelişmeleri Türkiye’ye uyarlamaya çalışıyoruz. Diğer yandan da ondan daha önemli gördüğümüz, Türkiye’deki gelişmelere uygun yeni iş modelleri yaratmaya çalışıyoruz. Burada çok ciddi, işin doğasını değiştiren bir paradigma değişikliği olduğu için, tamamen yeni düzene sektörü hazırlama gibi bir misyonla da gayret gösteriyoruz.
turk-internet.com: Çalıştayda da böyle bir konuşma yaptınız. Bir paradigma değişikliğinden bahsediyorsunuz, onu biraz anlatır mısınız?
Ahmet Asena: Bu teknolojik gelişmelerle küreselleşmenin yarattığı etkiler hemen hemen her sektörü etkiliyor ama bizimki gibi yaratıcı sektörleri en derinden etkiliyor.
Şimdi geçmişe baktığımız zaman ürün dediğimiz şey elle tutulabilir birşeydi. Bu ürünün satıldığı nokta erişilebilir, coğrafi olarak mevcut, fiziki bir olaydı, sınırları belli bir olaydı. Üçüncü bir şey daha, ulusal bazda çözüm oluşturulan yanları vardı.
İşin hukuku da, ticareti de, herşeyi de buna göre kurulur. Şimdi bunların hepsi ortadan kalkmaya başlıyor. Ne ortadan kalkmaya başlıyor? Artık fiziki ürün yok, özellikle bizim alanımıza geldiğimiz zaman. Fiziki ürün varsa bile fiziki satış noktası yok. İnternet üzerinden Amerika’dan mal satın alıyorsunuz. Geçmişte Amerika’ya giden arkadaşlarımıza dolar verip kitap getirtmeye uğraşıyorduk. Şimdi sipariş veriyorsunuz geliyor, hiçbir sorun olmuyor, bir aksama da olmuyor. Hukuk açısından da ulusal sınırlar içerisinde geçerli olan hukuk yetmiyor bunu takip etmeye çünkü işin bir ayağı sizin topraklarınızda, sizin coğrafi sınırlarınız içerisinde değil, başka hukuka tabi .
Sözleşme imzalıyorsunuz, sözleşmenin bir ayağı İngiltere’de. Şöyle söyleyeyim; Finlandiyalı bir firmayla Türkiye’de bir firma sözleşme imzalıyor, hukuğu ingilterede çözümlemek üzere anlaşıyorlar. Yani işin doğası çok farklılaştı. Bu ticareti etkiliyor, malın kalkmasını etkiliyor, malın kolay takviye edilmesini etkiliyor, artı ödeme araçlarını da etkiliyor.
Örneğin bir x alışveriş merkezine gidip “ben size 1 milyar lira para bırakayım, sonra canım istediğinde geleyim, buradan kredim olduğu sürece alışveriş yapayım” derseniz, size gülerler. Böyle bir sistem yoktur fizikide. Siz o parayı bırakmazsınız. Kredi kartı mekanizması çalışır ki o çok başkadır. Ama şimdi şunu yapıyorsunuz sanal alemde: bir yere para yatırıyorsunuz, diyorsunuz ki: “ben buraya 100 TL yatırdım, belki bugün iki tane alırım, yarın beş tane alırım, öbür gün de yirmibeş tane alırım bitiririm parayı, belki bir sene hiçbirşey almam, dursun . Yani nihai tüketici satıcı firmaya kredi açmış oluyor, aslında borç vermiş oluyor, almak istediği malı alıncaya kadar.
Bu şimdi ticaretin mantığını değiştiriyor. Hukukta da benzer bir şey oluyor. Kimlikler saklı, yani gerçek reel bir insana erişemiyorsunuz. “xyztü[email protected]” diye bir adresle karşı karşıyasınız. Kimdir, nedir, arkasında ne vardır bilmeniz mümkün değil, ki bu kendini saklamak istemeyen birisi aslında. Saklamak istediği anda fake adresler, fake IP’ler, herşeyi yapabilmesi mümkün, erişmeniz son derece zorlaşıyor.
Dolayısıyla burada hukuğun da mantığının değişmesi lazım, buna göre değişmesi lazım. Bir örnek vereceğim: müzikte bir besteyi alıp,o beste üzerinde çalışma yapabilmek için eser sahibinden izin almanız lazım. Bu besteyle oynayıp bozarsanız, bu izin de.kurtarmaz. Bir de manevi hakkı vardır eser sahibinin, yine sizi dava edebilir. Şimdi internet ortamında, mobil telefon ortamında öyle programlar var ki, indiriyorsunuz bir kaydı, o kaydı remix ediyorsunuz, içinden kemanları çıkarıyorsunuz kendiniz keman çalıyorsunuz, bateriyi çıkarıyorsunuz kendiniz bateri çalabiliyorsunuz. Bunu birleştirip arkadaşınıza atabiliyorsunuz.
Manevi hak ne oldu? En az on defa ihlal oldu bunun içerisinde. Suç mu? Suç. İzin almak zorunda mısınız? Zorundasınız. Eser sahibi izin vermeyebilir mi? Vermeyebilir. Parayla vermesi gereken bir izin değil bu, zorunlu izin değil. Ama oluyor mu bu? Hem de milyonlarca defa oldu.
Çünkü şu anda I-pod’un yaptığı uygulamalardan bir tanesi aslında anlattıklarım. Dolayısıyla milyonlarca defa oluyor. İşin bir yanında da değişiklik yapmak lazım. Ben şöyle düşünüyorum; interneti tamamen özgürleştirmek lazım, kullanımı rahatlaştırmak lazım, kolaylaştırmak lazım ama bunun bedelinin ödenmesi lazım, belirli bir biçimde ödenmesi lazım.
Kullanıcıların özgürlüğü bedava bir şey değil. Özgürlük isteyenlerin şunu görmesi lazım; ben özgürlüğümü kullanıp bir şey söylüyorsam, karşımdaki şahsın benim kim olduğumu bilme hakkı vardır. Onun özgürlüğünü ihlal ettiğimde dönüp bana “niye ihlal ediyorsun?” deme hakkı vardır.. Tersini savunarak, benim Ahmet Asena olduğum bilinmeksizin ben ağzıma geleni söyleyebilir, ya da istediğim insanın malını yağmalayabilirsem bu özgürlük filan değil, bir çeşit illegal hırsızlık haline gelir.
Dolayısıyla ikisinin at başı gideceği bir hukuk düzenine ihtiyacımız olduğu kanaatindeyim ben. Bunu sağlayabilirsek eğer insanlar özgürce kullansınlar, özgürce tüketsinler ama bu tüketimlerinin karşılığında bir bedel, cüzi de olsa bir bedel ödesinler. Diğer yandan da bunu kimin yaptığı belli olsun. O olmazsa buradaki oturumun konusunda olduğu gibi tartışmalar sürecektir diye düşünüyorum.
turk-internet.com: Dükkan açmak isteyenlere bu sistemi sunuyorsunuz. Peki orada fiyatlar belli mi, kendileri mi belirliyorlar?
Ahmet Asena: Bizim aldığımız belli, onlar kaça satarlarsa satarlar. Çok farklı modellerimiz var.
turk-internet.com: Gelir paylaşımı ama değil mi?
Ahmet Asena:
turk-internet.com: Alt yapıyı da sağlıyorsunuz.
Ahmet Asena: Zaten downloadla ilgili bütün altyapı bizde. Streaming uygulamaları için repertuvarı sağlıyoruz ama alt yapıya karışmıyoruz çünkü streaming çok farklı özellikler içeriyor. Bir de bant genişliği, onu nasıl yöneteceğini bilemediğiniz insanların maliyetini sizin taşımanız mümkün değil. Teknik olarak mümkün ama çok yüksek bedeller istemek zorunda kalırız, o hatalı olur.
turk-internet.com: Peki başka söylemek istediğiniz bir şey var mıdır?
Ahmet Asena: Türkiye’de kullanıcılarla hak sahiplerinin arasında bir regülasyon için el birliğiyle kafa yormalarının yararlı olacağını düşünüyorum. Avrupa’da bu türden çalışmalar başlamış vaziyette şu anda. Dolayısıyla Türkiye’nin de hızlı bir biçimde o sürece girmesi lazım.



Kaynak : 