– Söyleşinin ilk bölümünü İzi Kohen : Perakendecilerin Elinde Hala Aralık’tan Kalma Mallar Var – 1
– İkinci bölümünü İzi Kohen : Hala Dünyadaki Varlık Fiyatlarının Doğru Yerlerde Olduğuna İnanmıyorum – 2
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Bu söyleşinin video halini burayı tıklayarak www.NOETE.com’da seyredebilirsiniz.
Türk.internet.com : Bu sene 3G devreye girdi biliyorsunuz.. Ayrıca internet servis sağlayıcıları laptop destekleyici kampanyalar yapıyorlar, bunlar sizin sektöre nasıl etkide bulunuyor? 3G’de de biliyorsunuz benzer bir şeyler oldu “netbook” veriliyor.
İzi Kohen : Mobil bilişim gittikçe masaüstü ya da yerleşik bilişimden daha önemli hala geliyor ve bunun en önemli etkisi kitlelere yayılması. 2009’un yazında Ayvalık’ta benim kayınvalidem ile kayınpederin yazlıkları var, orda oturuyorsunuz kahvehanede, yazın ortasında deniz önünüzde, her masada bir laptop açıldı. Şimdi bu loptaplarda ne yapılıyor tabi ki bakmak lazım . İnsanlar haber okuyorlar, oyun oynuyorlar, belki chat yapıyorlar, belki mailleşiyorlar, belki flim seyrediyorlar, hatta güneşin altında üstüne havlu örterek -yansıdığı için -çalışanlar bile vardı.
Bunu yapanlar orta yaşın üzerinde insanlar bu da bu teknolojilerin yaygınlaştığını gösteriyor. Nitekim ben de kayınvalideme içinde 3G’si olan bir notebook hediye ettim ve kullanıyor, son derecede memnun. Tabi bu sadece notebookların satışı anlamına gelmiyor. Bunlarla birlikte bir sürü yazılım da satılıyor. Güvenlik yazılımları, virüs yazılımları ve hatta yanısıra çeşitli aksesuarlar, hardiskler, veri saklama cihazları, fotoğraf makinaları, bellek kartları, çantalar, mouselar, printerlar, printer tüketim malzemeleri gibi geniş bir ürün yelpazesinin de, notebooklarla birlikte hareket etmesine yol açıyor, dolayısıyla pazar büyüyor.
Mesala şimdi IPAD çıkıyor yakında. Biz IPAD satmıyoruz ve muhtemelen de satmıyacağız. Bana soruyorlar “İPAD size bir tehdit değil mi?” diye. IPAD, PC dünyası için büyük bir tehdit. Ama PC dünyası ancak bu sayede kendini yeniliyecek. Mutlaka IPAD’ ten öğrenerek, IPAD’ten esinlenerek yapılacak yeni ürünler olacak ve ben şunu diyorum, IPAD bir tane satacaksa, bizim sattığımız ürünler on kat fazla satacak. Yani PC Intel ve Windows tabanlı, belki başka işletim sistemleri, belki Google Chrome tabanlı –ki bence İPAD’in rakibi bu olacaktır–, bunlar bence on kat daha fazla satacak. Keşke daha fazla İPAD satılsa da biz daha fazla notebook ve bunların aksesuarlarını satsak.
Türk.internet.com: Şu anda Türkiye’de ki bilgisayar kullanımını yeterli buluyor musunuz? Penetrasyonda doyuma ulaştık mı sizce? Ya da daha gelişicek miyiz? Mesala ADSL 6 milyonda kaldı biliyorsunuz. Ev sayısı 18 milyon.. Peki siz bunda daha gidilicek yer görüyor musunuz?
İzi Kohen : Kesinlikle eskiden haneyle ölçülürdü, çünkü cihazlar evlere konulurdu.Hep masaüstü cihazlardan bahsederdik. Şimdi bir haneyle değil, kişiyle ölçmek lazım. Çünkü herkişinin bir notebook’u olacak veya bir IPAD benzeri bir mobil kişisel cihazı olacak.
Türk.internet.com : Hatta birden fazla. Belki bir masaüstü bir de mobili.
İzi Kohen : Tabi bir notebook’u ya da İPAD benzeri bir cıhazı, bir de akıllı telefon türünden bir cihazı olabilir. Herkesin olabilir. Yani artık ev sayısıyla değil, bence kişi sayısyla bakmak lazım.
Tabi bu kişi sayısını yaygınlaşması, yani mobile ya da teknolojik ürünlerin kişilere yaygınlaşmasını sağlayacak şey gelir dağılımının dengeli bir şekilde gelişmesi veya daha düşük gelir seviyesine sahip olanların da bu ürünlere ulaşmasını kolaylaştıran finansal çözümler gibi araçlar lazım.
Türk.internet.com : ..ki notebooklar aslında biraz böyle
İzi Kohen : Notebooklar’ın fiyatları daha uygun. Türkiye’deki taksitli kredi kartı sistemi bu urünlerin yaygınlaşması için en önemli platform aslında.
Türk.internet.com : Sizin pencere uygulamanız var. Bu hem klasik bayilerinize yönelik gördüğümüz kadarıyla, hem de internet üzerinden e-ticaret yapanlara yönelik. E ticaret konusunda Türkiye’de bazı sıkıntılar var. Bunların başında bankaların 40 günlük teminat istemesi gibi sıkıntılar Siz pencere sistemini bize biraz anlatır mısınız?
İzi Kohen : Bayilerimizin Arena’nın her türlü kaynağına ulaşabilmesi için açtığımız bir platform. Sadece stoklara değil, her türlü lojistik kaynağa, ödeme sistemine ulaşılabilir. Yani Arena’da sahip olduğunuz tüm süreçler aslında pencerenin üzerinde var. Bazıları ön planda, bazıları geri planda çalışıyor. Pencere’yi 2000 yılının eylül ayında açtık. O zaman ki ilk B2B sitesiydi. Sanırım Türkiye’de bir distribütörün bayilerine açtığı ilkti.
Türk.internet.com : O zaman klasik bayilere açıldı sadece değil mi?
İzi Kohen : Evet. Aslında sizin klasik dediğiniz bayilerin de internet siteleri var. O zaman daha az vardı tabi ki.
Türk.internet.com : Klasik dediğim şehirlerdeki bayiler, internetle ilişkisi olmayan. İlk zamanlarda stokları kontrol amaçlı kullanıyorlardı öyle değil mi?
İzi Kohen : Hayır. Stokları kontrol amaçlı açtığımız sitenin tarihi 1997’yi bulur. İnternet Türkiye’de ilk 1996 yılında açıldı. Resmen 96 yılının kasım ayıydı zannediyorum.Biz 96 yılının Ağustos ayında o zaman Türk.net ile çalışmaya başlamıştık. O zaman bayilerimizin stoklarımızı görebildiği bir site açmıştık ama sipariş veremiyorlardı. Stoklarımızı ve fiyatları görebiliyorlardı.
Daha sonra 2000 yılında stokları ve kendilerine özgü fiyatları görebildikleri yani her bayinin kendine özgü fiyatı, kendine özgü satınalma ve ödeme koşullarını görebildiği ve oradan da kredi kartıyla ödeyerek veya müşterisine ödeterek alışveriş yapabildiği site açıldı.
Ordan seçtiği malı istediği sevkiyat şekliyle gönderebiliyor hatta müşterisine de gönderebiliyor. Ürünleri birbirleriyle kıyaslayabiliyor, ürünün aksesuarlarını ve benzer ürünleri görebiliyor. Ürün tavsiyelerini görebiliyor, kampanyaları görebiliyor ve bütün bunları biz bayiye özel, bayinin bölgesine özel, bayinin çeşitli özelliklerine göre özel olarak odaklandırabiliyoruz. Böyle bir mekanizma var.
Türk.internet.com : Bu sistemin arkasında güçlü bir veri tabanı değil mi?
İzi Kohen : Bu sistemin arkasında güçlü bir veri tabanından daha önemlisi bir kural sistemi var. Kurulu bir BES sistemi var SAP kullanıyoruz 2000 yılında kullanmaya başladık. 2009 yılında yeni baştan kurduk SAP’nin yeni versiyonunu uyguladık ve bu on yıl içerisinde öğrendiklerimiz edindiğimiz yeni tecrübelerle yeni baştan tasarlayıp kurduk .
2010 ocak’tan itibaren yepyeni SAP modeli çalışıyor. Eskisinden çok farklı değil ama yeni baştan kuruldu ve SAP’nın en önemli özelliği bir veri tabanı işlemlerinin kaydedildiği bir ortam olmasından daha önemli bir kural bazlı bir program olması.
Yani siz şirketinizin süreçlerini SAP’nin içerisini koyuyorsunuz. Karar verme mekanizmalarını da oraya koyuyorsunuz. SAP sizin adınıza günlük işlem kararları uyguluyor. Bu kararlar nedir? Mesala; hangi müşterilere, hangi indirimler uygulanacağı, hangi müşterilere, hangi ürünle birlikte hangi ürün alındığı zaman nasıl bir indirim alacağı, bir ödeme koşulu olduğu zaman, ürünün fiyatının ne olacağı veya bir fiyat olduğu zaman ödeme koşulunun ne olacağı gibi kurallarınızı ve süreçlerinizi oraya tanımliyorsunuz.
Bizim SAP’yi tasarlayıp uygulayan departmanımızın adı stratejik ve iş geliştirme departmanı.SAP lafı veya bilgi işlem lafı geçmiyor. Çünkü onların yaptığı şey bizim süreçlerimizi tasarlayıp SAP’ye de uygulamak.
Söyleşinin devamını İzi Kohen : Arena’nın Tahsilatlarının % 27’sini Paynet Üzerinden Alıyoruz – 4 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 