Son dönemlerde ardı ardına yaşanan olaylar, internet güvenliği konusunda her kesin gözünü açık tutması gerektiğine işaret ediyor. Türkiye Bilişim Güvenliği Derneği Başkanı Faruk Kekevi, aynı zamanda sektörün içinde yöneticilik yapan deneyimli bir isim. Kendisiyle, Impeks Bilgisayar Genel Koordinatörü sıfatıyla görüşüyoruz. Kekevi’nin, anlattıkları oldukça dikkat çekici ve bir o kadar da ürkütücü. Türkiye’de, bilişim güvenliği alanında bilgi eksikliklerini istismar eden odakların farkında olduğunu belirten Kekevi, bununla sonuna kadar mücadele etmeye kararlı olduğunu kaydediyor.
Bilişim güvenliği ülkemizde anlaşılmaz bir tutum ile görmezden geliniyor. Tüm ülkeler güvenliği milli bir konu addederek seferber halde iken, bizim güvenliği oluruna bırakmış olmamıza aklım ermiyor. İnternet kullanıcısı uyarılmıyor, bilgilendirilmiyor; güvenliğin nasıl ve hangi araçlar ile sağlanacağı konusunda herhangi bir tarif, standart yok, piyasadaki ürünlerin kontrolü yok. Reklam ve pazarlama gücü olan, ürünün kalitesine bakmadan/anlamadan istediği ürünü pazarlayabiliyor. Bir kaç güvenlik ürününün korsanlar tarafından içine casus program yerleştirilerek pazarlandığı ortaya çıktı, ama küçücük punto ile haber yapıldı, o ürünü satın almış olan kullanıcıların dikkati çekilmedi ve halen bunlar kullanmaya devam ediyorlar.
turk-internet.com: Ne gibi terslikler yaşanıyor?
Faruk Kekevi: Tüketicinin, marka olarak kabul ettiği, Türkiye’de çok satan markalardan bazılarında anti-spyware özelliğinin bulunmadığını, ama programın ambalajına ve ekranlarına baktığınızda var olduğunu görüyorsunuz. Spyware (casus program)’ ler, kendilerini kullanıcının fark etmeyeceği şekilde gizlemek üzere yapılırlar, gerçek bir anti-spyware koruması olmayan kullanıcılardan ancak çok dikkatli ve tecrübeli olanları bunların farkına varabilirler. Güvenlik programını yüklemiş olmanın rahatlığı ile çoğu kez tecrübeli kullanıcılar da bunun farkına varmıyorlar ve bilgisayarındaki bireysel, ticari vs. her türlü bilgi korsanların eline geçiyor. Kaptırılan bilginin, kullanıcıya nasıl döneceğini kestirmek zor, ancak kesinlikle iyi şekilde dönmeyeceğini söyleyebiliriz.
Hatalı mimarisi dolayısıyla bilgisayarın kaynaklarını tüketerek kullanıcıyı güvenlik programı kullanmaktan uzaklaştıran bir takım programlardan bahsedebiliriz. Korsanlar yeni teknolojiler üretiyorlar, güvenlik programları kendilerini yenileyemedikleri için güvenlik sağlayamıyorlar. Bilgisayar kaynaklarını tüketerek bilgisayarı ağırlaştıran ve kullanıcıyı bezdiren, güvenlik programı kullanmaktan vazgeçiren programları da demode programlar olarak saymak gerekiyor.
Bilginin önemini bir kez daha vurgulamakta, özetle örnekler vermekte yarar görüyorum. Bilgi borsaları kuruldu, her türlü kişisel, ticari ve kamusal bilginin rayici var. Korsanların branşlaşarak çalıştıklarını, uzmanlaştıklarını görüyoruz, bazıları bilgi çalıyor, bu borsalarda satıyor, bazıları alıcı durumunda, bu bilgileri alıp, kullanıyorlar. Büyük rakamlar dönüyor ve buralarda yoğun şekilde Türk menşeli dosyaların olduğu gözlemleniyor.
Dahası var. 2008 yılı başlarında Almanya hükümeti parlamentodan geçirdiği bir yasa ile oluşturduğu kurum tarafından terör ile mücadele bahanesiyle İnternet’e spyware (casus program) pompalıyor, bilgi topluyor.
Yukarıdakiler gibi çok sayıda olayı sıralayabiliriz. Bilgi korsanlığı, casus programlarla ve çok yoğun şekilde yapılıyor. Bunu engelleyecek tek araç olan anti-spyware programlarıdır, maalesef ticari amaçlar uğruna kullanıcı aldatılıyor. Türk kullanıcısı bunun farkında değil.
turk-internet.com: Bu uygunsuzluklara dur diyecek bir düzenleyici kurum var mı?
Faruk Kekevi: Yok maalesef. Acilen olmalı. Bazı yasa taslakları var, ama içeriğinin yeterli olduğunu söyleyemem. Bir kurum tarafından güvenlik programları için standart oluşturulmalı, uygun olanlar sertifikalandırılmalı ve denetlenmelidir. Uygun olmayan güvenlik programının kişiye ve ülkeye verdiği zararı rakamlar ile ölçemezsiniz.
turk-internet.com: Vatandaş, bunları nasıl ayırtedebilir?
Faruk Kekevi: Vatandaşın öncelikle güvenliğin farkında olması, güvenliğini nasıl sağlaması gerektiği konusunda gözünü ve kulağını açması, yenilikleri takip etmesi gerekiyor. Güvenlik teknolojisi kendisini yeniliyor. Dünya güvenlik otoritelerinin devrim olarak niteledikleri, Sunbelt Software tarafından son nesil teknoloji ile üretilen Vipre, Amerika ve Avrupa’da kısa sürede yaygın olarak kullanılmaya başlandı.
Benzer başka yeni teknolojiler var. Vatandaşın, kullanmakta olduğu güvenlik programını kaldırarak, yeni teknoloji ürünlerin hiç olmazsa deneme sürümleri ile test etmelerini öneriyorum. Bilgisayarlarında gizlenmiş casus programları gördüklerinde şaşıracaklar ve güvenlik konusunun ne kadar vahim hale geldiğini o zaman anlayacaklar.
turk-internet.com: Bu konuda bir bilinçlendirme çalışması yapılıyor mu?
Faruk Kekevi: Bilinçlendirme çalışmasını mensubu olduğum TBGD – Bilişim Güvenliği Derneği olarak elimizden geldiğince yapmaya çalışıyoruz. Kısıtlı imkanlarımız ile mümkün olduğunca anlatmaya çalışıyoruz. Bunun dışında yapılan münferit bazı etkinlikler var, yeterli çalışma yapılmıyor. Sivil toplum kuruluşları, Üniversiteler ve Kamu Kuruluşlarının oluşturacağı bir platform ile güç birliği sağlanarak, etkin olarak farkındalık çalışması yapılması gerektiğini düşünüyorum. Diğer ülkelerde bu tip çalışmaların örneklerini ve sonuçta başarı sağlandığını görüyorum.
turk-internet.com: Kamu sektörü, bu durumdan nasıl etkileniyor?
Faruk Kekevi: Gizli kalması gereken kamuya ait bilgilerin İnternette dolaştığına hep beraber şahit olduk. Genel Kurmay Başkanımız 3-4 ay önce güvenlik zafiyeti yaşandığını beyan etti. Medyaya akseden bir çok olaydan kamu da güvenlik konusunda ciddi eksikler olduğunu biliyoruz, yaşanan ve açıklanmayan veya farkında dahi olunmayan bir çok önemli olayın olduğunu tahmin ediyorum. Ele geçirilen bilgilerin ne zaman-nerede ve nasıl kullanıldığını bilmek ve tahmin etmek mümkün değil.
Kamu, vatandaşın bireysel bilgilerini muhafaza edemiyor. Birkaç ay önce yaşanan bir olay: Bir müteşebbis, 50 milyon vatandaşın tüm bireysel bilgilerini ele geçiriyor, CD halinde 1500 dolara satışa çıkarıyor, ilan ve reklam ile pazarlamakta da mahsur görmüyor. Bir kanuni takibin yapıldığını da duymadım. 50 milyon kişinin bilgisini bir arada ancak kamu kuruluşlarında bulabilirsiniz, ama hiçbir kamu kuruluşu olayı üstlenmiyor. Bu olay bile kamu kuruluşlarının durumunu anlatmaya yetiyor.
Yabancı bir makalede, Türkiye’ de çok sayıda kamuya ait bilgisayarın zombi olarak kullanıldığını okumuştum, bir nevi itiraftı. Zombi bilgisayar, casus program yerleştirilerek, uzaktan başkaları tarafından yasal olmayan amaçlar ile kullanılmasıdır.

Kaynak : 