turk-internet.com Notu : 14 temmuz 2010’da Ankara’da yapılan “Özel Sektör ve Etik” başlıklı Steam konferansının konuşmacılarından birisi Doğan Holding Genel Koordinatörü Nebil İlseven idi. Etik konusunda yapılan hemen hemen ilk konferans olan bu etkinlik sırasında çok yararlı sunumlar yapıldı. Bunlardan birisi olan İlseven’in sunumunu yayınlıyoruz.
GİRİŞ
Önümüzdeki yıllarda İnsanlığın karşı karşıya bulunduğu Yeni Küresel Mimari’de barış, refah ve istikrarın sağlanması, Küreselleşme olarak yaşanılan pratik gerçekliğin alabildiğince Sosyalleştirilmesi ile mümkün olacaktır. Küreselleşmeyi dünya üzerinde varolan tüm bireylerin bilinçli veya bilinçsiz olarak içinde oldukları sonsuz bir tekne yolculuğuna benzetebiliriz. Bu yolculuk sırasında gerek hava şartlarına, dış etkenlere, bağlı olarak gerekse de teknenin kendi iç koşullarından kaynaklanan her türlü olumlu ve olumsuz gelişmelerin yolcular üzerindeki etkileri farklı farklı olacaktır. Bu yolculukta tekne içindekiler ne kadar birbirlerine açık ve yakın bir düzen içinde olurlar, ne kadar az yolcu birbirlerine sırtlarını dönmeden bu yolculuğu sürdürebilirse, herkesin yolculuktaki olumlu gelişmelerin güzel sonuçlarından o kadar fazla yararlanması, karşılaşılacak olan sıkıntıların da herkes için o kadar daha kolay çekilir hale gelmesi mümkün olacaktır.
Ancak bu yolculuğun yaşanılır hale getirilmesinin, yani Yeni Küresel Mimarinin başarısının, bir irade, tercih ve emek meselesi olduğu unutulmamalıdır. Bu irade ise teknedeki yolcuların birbirleri ile olan ilişkilerinin bilinçli olarak kararlaştırılmış ve uygulamaya alınmış bir strateji zemininde yürütülmelidir. Bu strateji nihai olarak Küreselleşmenin sosyalleştirilmesine yönelik olmalı ve “yapıcı ilişkiler-constructive engagement“ olarak tanımlanabilecek bir uygulama zeminine dayandırılmalıdır.
Özel sektör kuruluşları, toplumların karşı karşıya oldukları bu sınavda yaşanılan büyük sosyal, ekonomik ve siyasi dönüşüm süreçlerinin en önemli yapı taşları olup; en tepe yöneticilerden, CEO’lardan başlayarak bu kuruluşlarda sorumluluk ve yetki taşıyan profesyonel çalışanlar bu süreçlerin mühendisleri ve kurucu kadroları olarak sorumluluk taşımaktadır. İş Etiği/Kurumsal Etik Davranış modelleri ise Yeni Küresel Mimarinin belirleyici iradesi, bu yönde oluşan yapılar ve davranış modellerinin harcıdır.
ÖZEL SEKTÖRÜN YENİ KÜRESEL MİMARİDEKİ YÜKSELEN KONUMU
Özel sektörün Küreselleşme sürecindeki bu kritik rolü ve sorumlulukları son yıllarda neden daha öne çıkmaya başlamıştır?
Bu gelişmeyi çevresel ve içsel alanlar olarak iki ana alanda irdeleyebiliriz. Herşeyden önce, çevresel, dışsal alana bakıldığında, özel sektörün yeni küresel mimari içinde yükselen önemi ve sorumluluklarının dünyada eş-zamanlı olarak gelişen iki önemli trend ile çakıştığı görülmektedir. Bu trendler:
- 1)Ulus-devletlerin özellikle ekonomik ve siyasal olarak uluslar arası ilişkileri etkileme ve yönlendirme alanlarında giderek zayıflayan etkinliği yanında uluslar arası ve bölgesel işbirlikleri ve ittifak ilişkilerinin küresel ekonomik, sosyal ve siyasi politikalarda etkinlik kazanmaları;
- 2)Uluslararası ve ulusal sivil toplum kuruluşlarının tek tek ilgi alanlarında geliştirdikleri pozisyonlar ve politika tercihleri ile siyaset ve dolayısı ile ekonominin gidişatına giderek daha fazla yön verme kapasitesi edinmeleri.
Her iki trendin temelinde de son yılarda iletişim teknolojileri alanında görülen büyük sıçrama yatmakta olup, Küreselleşmenin kendisi de dahil olmak üzere çevremizde yaşanılan büyük ekonomik, sosyal ve siyasi dönüşümler üzerine yapılacak tüm değerlendirmelerin bizi anlamlı ve sağlıklı sonuçlara götürmesi ancak “teknoloji” boyutunun doğru algılanması ile mümkündür.
Öte yandan, içsel alana bakıldığında, unulmamalıdır ki, İşletmelerin/firmaların esasında çalışanları, müşterileri, tüm ekonomik ve sosyal paydaşlarının aralarında yazılı veya kabul görmüş bir sözleşmeler, mutabakatlar, antlar bütününden oluşan hukuki ve hukuki oldukları kadar da sosyal oyunculardır.
Bu “sosyal ve hükmi kişiler” sahip oldukları örgütlenme modelleri ile önemli düzeyde ölçek ekonomilerini temsil etmektedirler. Aynı zamanda bu kuruluşlar, kontrol ettikleri maddi kaynaklar ve yönetsel mekanizmalara dayalı olarak önemli operasyonal imkanlar, mali kaynaklar ve teknik kapasitelere de sahiptirler. Bu kurumlar temsil ettikleri bu nitelikleri ile zaten Yeni Küresel Mimari içinde faaliyet göstermektedir.
Özel sektörün bu konumu ile “yapıcı ilişkiler” stratejinini benimsemesi ve bu stratejik perspektif içinde hareket etmesi, Küreselleşmenin Sosyalleştirilmesi çabalarında karşılaşılan engellerin aşılmasına ciddi katkılar yapacaktır. Esasen bu katılım pek çok nedenden dolayı şirket düzeyinde de kaçınılmaz duruma gelmekte olup, kendi içlerindeki sosyalleşme süreçlerini başarı ile yürüten şirket ve işletmelerin daha kalıcı ve sürdürülebilir performans çizgileri yakaladıkları görülmektedir.
Makalenin devamını okumak için burayı tıklayınız.



Kaynak : 