Önceki gün “Intel, Rekabeti Engellediği Suçlamasıyla Karşı Karşıya
” balığıyla (http://www.turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=28898) verdiğimiz haber, mikroçip endüstrisinin oldukça dinamik bir segment olduğunu göstermeye yetiyor.
AMD, bu alanda adı öne çıkan dev 2 isimden biri. İkili arasındaki rekabet alabildiğine devam ediyor. Türkiye, bilişim teknolojilerinin, dünyaya paralel seyrettiği ülkelerden. AMD ile Intel arasındaki rekabeti, daha doğrusu kimin önde olduğunu geçtiğimiz günlerde röportaj imkanını bulduğumuz AMD Türkiye Ülke Müdürü Bahadır Erbaş’a soruyoruz. Erbaş, kesin bir cevabını verebilmek için hangi açıdan bakıldığını önemli olduğunu belirterek söze başlıyor;
Rakamsal anlamda, eğer pazar payı olarak bakacak olursak, AMD’nin geçen sene açıklanan global pazar payı yüzde 18, yüzde 19 civarında toplamda. Rakamsal anlamda böyle bir ifadede bulunabiliriz. Ama, teknolojik anlamda, ürün geliştirme anlamında bakacak olursak daha değişik bir cevap verebileceğim size.
Bildiğiniz gibi dünyada mikro işlemci teknolojileri geliştiren 2 firma var; Intel ve AMD. Ama, diğer tarafta grafik tarafta ekran kartı dediğimiz grafik işlemcisi teknolojisi geliştiren ve üreten de iki ayrı firma var. Bu ikisini aynı anda yapabilen bir firma var: AMD. 2006 yılında ATI ile yapmış olduğumuz şirket evliliğiyle beraber başladığımız yol almayla hem mikro işlemci hem de grafik işlemcisi geliştirebiliyoruz. Bu da bizim, hangi segmentte olursa olsun, çok dengeli tüketici ihtiyaçlarını karşılayabilecek dengeli platformlar üretmemizi, yapmamızı, geliştirmemizi sağlıyor. Bu anlamda tekiz, rakiplerimizin önünde yer alıyoruz diyebiliriz.
turk-internet.com: Peki dengeler değişiyor mu?
Bahadır Erbaş: İsterseniz biraz, teknolojide trendler global olarak nasıl değişiyora bakalım. 2010 yılında ne gibi değişiklikler oluyor, tüketiciler neler istiyor. Bir kaç ilginç not ile başlayayım.
Amerika’da yapılan araştırmalarda neler görmüşler diye bir bakalım. Şimdi, tüketici tarafına baktığımız zaman insanlar, bilgisayarlarını daha fazla bir eğlence merkezi olarak kullanmaya başladılar. Daha fazla internet içeriğinin, geniş bantın gelişmesiyle beraber, Türkiye’yi de buraya ölçeklendirecek olursak, tüketiciler daha fazla video seyrediyorlar, daha fazla yüksek çözünürlüklü HD kalitesinde videoları seyretmek istiyorlar, onlara ulaşmak istiyorlar. Onun dışında, daha güçlü oyunlar, daha gerçekçi oyunlar oynamak istiyorlar.
Onun için bilgisayar insanların bir eğlence merkezi haline geldi. Bu da, insanların bilgisayarlardan performans beklentilerinin artmasına yol açtı. Diğer taraftan, gençler, çocuklar eğitimsel araç manasında bilgisayarları kullanmaya başladılar. Okullarda bilgisayarların kullanım yaygınlığı artmaya başladı.
Bunu, bilgisayarın bir başka kullanım alanı olarak görüyoruz. Trendlerden bir tanesinde de mobilite önem kazanmaya başladı. Yeni nesil, “körebe”, “saklambaç” değil, iPhone hatta iPad nesli gibi. Dolayısıyla, daha mobil halde, performansa ve bu tip ihtiyaçlara doğru yol alıyorlar. AMD de, bu biçimde şekillenen tüketici davranışları odağında tüketicilere bakıyor, hangi segmentteki tüketicinin nasıl bir ürüne ihtiyacı var: nasıl bir performansa ihtiyacı var. Ona göre doğru bir ürünü konumlandırmaya çalışıyor. En başta dediğim gibi o ürünü konumlandırırken de bir bilgisayarın bileşenlerinin kalbi diyebileceğimiz grafik ve mikro işlemci tarafındaki dengeli platformlarıyla.
turk-internet.com: Biraz daha pazara dönük konuşacak olursak, dünya işlemci pazarının büyüklüğü hakkında güncel bilgiler verebilirmisiniz?
Bahadır Erbaş: Bunlar tabi araştırma şirketlerinin işi, görevleri. Onların dataları. Bunları tabii, birebir sağlamak mümkün değil. Ama, neredeyiz, neler yapıyoruz. İsterseniz biraz ondan bahsedelim. Rakamsal bir şey verecek olursak, dünyada süper bilgisayarlar var. Çok büyük amaçlara hizmet eden; örneğin, hava tahminlerini yönlendiren ve ya üniversitelerin büyük data centerlerini yöneten büyük bilgisayarlar var. “Top 500 Supercomputers” diye bir liste vardır. Bu listedeki ilk 5 bilgisayarın dördünde AMD işlemcisi kullanılıyor. 1 numarada da Cray XT6 Jaguarda da AMD işlemciler kullanılıyor. Bir sıralama yapılacak olursa bu bizim için gurur verici bir şey. AMD’nin, süperbilgisayarlarda tercih ediliyor olması performansın çok önemli olduğu segmentlerde AMD işlemcilerin tercih ediliyor olması bizim için gurur verici bir şey. Onun dışında bahsedebileceğim bir yenilik, 2010’un ilk yarısında Taywan’daki Computex fuarı esnasında yeni bir ürün lansmanı yaptık. Daha doğrusu, ürün duyurusu yaptık, örneklerini gösterdik. Bu bizim AMD füzyon teknolojisinin “Accelerator Processor Unit” dediğimiz, CPU / CPU değil, bu iki ürünün aynı anda silikon içerisinde beraber çalıştığı APU deediğimiz yeni bir ürünü duyurduk. “Liano” ve “Ontario” kod adlı iki ürünü duyurduk. Bu ürünler, bizce, bu teknolojinin önümüzdeki yıllarda kabuk değiştirdiği ve teknolojiyi yönlendirecek olan ürünlerden bir tanesi olacak. Bilişim teknolojisini yönlendirecek ürünlerin başında geliyor olacak. Biz bu konuda çok inançlıyız. Biz, APU’yu oyunun kurallarını değiştirecek ürün olarak lanse ettik.
turk-internet.com: Konunun finansal yönüne bakmak açısından biraz da işlemci pazarının büyüklüğü, Türkiye’ye nasıl yansıdığı konusunda biraz bilgiler rica etsem.
Bahadır Erbaş: Finansal değince hemen aklıma çeyrek sonuçları geliyor. Rakibimiz, çeyrekte iyi bir dönem sonucu açıkladı. Keza, biz de ikinci çeyrek sonuçlarını açıkladığımız zaman bilgisayar bileşenleri segmentinde yüzde 4’lük bir artış, grafik segmentinde yüzde 8’lik bir ciro artışımız oldu. Çeşitli araştırma firmalarının verdiği rakamlar üzerinden gidebiliyoruz. Buna göre: Türkiye’ye geldiğimiz zaman bilgisayar pazarı yaklaşık 3 milyon ile 3.5 milyon adet civarında. Biraz daha yapı değişiyor. Daha mobil ürünlerin satıldığı, netbook ve notebook segmentinde daha fazla ürünün satıldığı, masaüstü segmentinde rakamların biraz daha geriye geldiğini görüyoruz. Bu, çok normal. Uluslararası markalar yine mobil ürünlerde daha başarılı. Masaüstü ürünlerde yerli markaların daha ön plana çıktığını görüyoruz. Bizim de çok fazla üzerinde durduğumuz bir segment daha kalıyor ki, kanal, toptancılar, distribütörler, ara toptancı ve bayiler dediğimiz, bilişim sektörünün belki de damarlarını oluşturan bilişim kanalına bir miktar yoğunlaşıyoruz. Onlara özel, “Fusion Partner Program” dediğimiz bazı programları bu senenin başından itibaren uygulamaya başladık. Bu program bayilere ne sağlıyor? Rekabet gelişiyor. Türkiye, aynı anda bu kadar çok oyuncunun olduğu ender Avrupa ülkelerinden bir tanesi. Türkiye, hem yabancı, hem de yerli perakendecilerin rekabet ettiği bir ülke.
turk-internet.com: Sizce neden?
Bahadır Erbaş: Çok genç nüfusa sahip 72 milyonluk bir nüfusu var. Tüketim anlamında genç nüfusun ilgisini çeken bir konu bilişim. Ve tabii ki de internet erişim oranları ve bilgisayar sahiplik oranları henüz batı Avrupa ülkelerindeki seviyeye gelmemiş durumda. Tüm yabancı şirketlerin iştahını kabartan bir tablo bu. Tekrar, kanal tarafında yaptığımız çalışmalara dönecek olursak, dünya çapındaki bir büyük dağitim firmaları bizim partnerlerimiz. Birisi Avnet, diğeri de Aspis. Bunlar, Türkiye’deki faaliyetlerini devam ettiriyorlar. Bu yılın ilk yarısında bir joint venture ile bir şirket evliliği yapmasıyla Türkiye pazarına girmesi ve AMD üzerine yoğunlaşıyor olması, hem bizim için, hem de Türkiye pazarı için iyi. Onlarla beraber, onun altındaki partner programla 10 – 12 toptancıyla beraber, birincil olarak onlara ürünlerin, teknolojinin doğru zamanda öğretilmesi, doğru bilgilendirilmesi sağlanıyor. Çeşitli finansal destekler ve faaliyetlerde bulunuyoruz. Bayilerin, bu büyük rekabet ortamında büyük perakendecilere karşı savaşında, ayakta kalabilmeleri ve hayatlarını sürdürebilmeleri için en önemli şey teknolojiyi çok iyi takip etmek ve sadece kutu satışının dışında mutlaka ve mutlaka bir teknoloji danışmanı gibi firmalara ve nihai tüketicilere hizmet ediyor olmaları gerekiyor. Böylelikle, kendilerini büyük rakiplerinden farklılaştırabilir ve daha çevik hareket edebilirler. Bunu yapabilmeleri, AMD teknolojilerini takip edebilmeleri için bayilere bir portal hazırladık. İçinde eğitimlerin olduğu, eğitimler karşısında çeşitli puanların olduğu, bu puanlarla çeşitli hediyeler kazanabildikleri bir portal var. Onu da Türkiye’de hayata geçirdik. Kısacası kanalla olan ilişkimizi kuvvetli tutmaya ve onları desteklemeye devam ediyoruz.
turk-internet.com: Bildiğiniz gibi, Intel’in, önümüzdeki dönemde akıllı telefon işine gireceği söyleniyor. Siz, bu konuda ne düşünüyorsunuz? AMD’nin bu konuda ne gibi stratejileri var?
Bahadır Erbaş: Genel olarak biz, söylentiler üzerine yorum yapmak istemeyiz. Daha elle tutulur şeyler üzerine yorum yaparız. Bilgisayar segmentinin dışında bir faaliyet soruyor olursanız, grafik tarafında işbirliği içerisinde olduğumuz iki tane firma var. Biri Microsoft, diğeri ise Nintendo. Microsoft XboX ve Nintendo V oyun konsollarında ATI grafik işlemci kullanılıyor. Bu, çalışma ve gelişmeler devam ediyor. Bilişim ürünleri ve komponentleri dışında farklı bir şey dile getirecek olursak, bunlardan bahsedebiliriz.
turk-internet.com: Sizin de bahsettiğiniz gibi teknoloji şirketleri Microsoft, Google, Intel, Apple son finansal verilerinde çok iyi performas sergilediler. Oldukça iyi rakamlar açıkladılar. Sizden de hem küresel, hem de lokal manada bir değerlendirme yapmanızı isteyecek olursak, küresel mali krizin artçı efektleri geçti diyebilirmiyiz?
Bahadır Erbaş: Bu, finans uzmanlarının bile cevaplayamayacağı bir soru ama, elimizdeki tablolara ve genel kanıya bakacak olursam, bilişim sektöründe hem nihai tüketicilerin, hem de büyük şirketlerin bilişim harcamalarını tekrar canlandırdıkları, tekrar bilişim tarafına yatırım yapmaya başladıklarının bir göstergesi olarak algılanabilir. Bu, her kes için iyi bir şey demek, çünkü, tüketiciler yeniden bilgisayar almaya, büyük firmalar sunucular almaya, data center’lar kurmaya başlayacaklar. Bu da sektördeki donanım ve yazılımda tüm oyuncuların daha iyi cirolar yapabilecekleri, rekabetin daha kızışacağı, daha iyi bir parkurun olacağı anlamına geliyor. Benim yorumum da bu olur.
turk-internet.com: 2010 sonu için ne gibi hedef ve beklentileriniz var?
Bahadır Erbaş: Bizim için önemli olan 2010 sonunda , biraz evvel bahsettiğim AMD Fusion ürünlerini, APU’ları yıl sonuna doğru tüketicilerin beğenilerine sunmaya başlıyoruz. İlk ürün, daha az güç tüketen ve daha ufak, kompakt dizaynları bilgisayarlarda kullanabilecek, ama bu form faktörde, hem grafik, hem de işlemci anlamında, çok yüksek performans verebilecek bir ürünle bu işe başlıyor olmak. Bu insanlara ne getirecek? Küçük bilgisayarlar, netbook segmentinde ekranı, kendisi küçük, yaptığı işlem de ona göre küçük. Ama, yeni çıkacak olan özellikle de Ontario işlemcilerle, daha doğrusu APU’larla birlikte küçük bilgisayarlardan büyük işler bekleyebileceğiz. Bu da tüketicilerin, hele hele mobilitenin bir trend takibinde çok önemli gelişmelere sahne olacak. Uluslararası markalar bu ürünleri farklı bir segmentte tüketicilerin beğenisine sunuyor olacaklar. Bu, onlar için yeni bir pazar, yeni bir ürün demek. Çünkü, kim teknolojide yeni bir şeyi masanın üzerine koyabilirse, o bir adım öne geçmiş oluyor. Bu da uluslarearası markaların yeni segmentler sunmalarına yardımcı olacak. Zaten AMD olarak bizim birincil amacımız, üreticilerin, kendi ürünlerinde bizim teknolojilerimizi kullanarak bir fark yaratabilmeleri.
turk-internet.com: Bu pazara, iki firmanın dışında çok fazla firma girmiyor. Bir takım embedded çipler yapılıyor. Cep telefonlarında farklı çip üreticileri var. Sizce, bu pazarda neden sadece iki firma var? Neden başkaları yükselemiyor?
Bahadır Erbaş: Tarihsel gelişmeye bakacak olursak, esasında 80’li ve 90’lı yılların başında birden fazla oyuncunun olduğu, IBM, Cyrex, Via’nın X86 tabanlı işlemci ürettiği bir pazar bu. Belli bir noktadan sonra kendi teknoloji ve mühendislik yatırımlarınızı yapmanız demek milyarlarca dolarlık yatırım yapmak zorundasınız demek. Bir fabrikanın maliyeti 4-5 milyar dolar demek. Bu dakikadan sonra çok da yeni bir şey masanın üstüne koyamayacakları için bu yatırımları yapmaktan kaçınıyorlar. Çünkü biz bir miktar yol aldık. Intel ve AMD, hatırı sayılır bir biçimde bu konuda yol aldı. Bu kadar geriden başlayarak öne geçmek, hele hele de bu yatırımları yapmak zorunda kalmak, çok mantıklı bir yatırım gibi gözükmüyor.
turk-internet.com: Peki, bu pazarda Türkiye’nin durumu nedir? Intel ile AMD’nin payları Türkiye’de nasıl şekilleniyor?
Bahadır Erbaş: Global pazara benzerlikler gösteriyor. Rakamsal olarak IDC ya da Gartner’ın verilerini kullanmak daha doğru olur ama, benim gördüğüm dünyadaki oran Türkiye’de de benzerlik gösteriyor. Segmentine göre değişiyor. Mobil tarafta daha farklı, masaüstünde daha farklı, sunucu tarafında daha farklı. Ama, ortalamada dünya pazarlarındaki ortalamaya benzerlik gösteriyor.
turk-internet.com: Ayrıca eklemek istedikleriniz varsa…
Bahadır Erbaş: İlk 6 ayda neler olduğunu belirtmek adına kısa bir özet geçecek olursak, bir kaç tane yeni ürün var. Tüketicilerin, bilgisayar alırken kararlarını değiştirecek “vision” diye bir kampanya, yaklaşım ortaya koyuyoruz. Çünkü, şuna inanıyoruz. Nihai tüketiciler, artık bilgisayar satın almak çok geniş kitlelere hitap eden bir olgu olduğu için, nihai tüketicilerin çok teknik bilgiye sahip olmalarını bekleyemeyiz. Nihai tüketici, satın alma kararını verirken mümkün olduğunca işine yarayacak doğru bir ürün satın almak istiyor. Bizim de bu “vision” dediğimiz yaklaşımımız çok basit bir şekilde bir bilgisayarın genel sınıflandırmasını 3 ve ya 4 sınıfta korumak ve tüketiciye hangi sınıfta bir bilgisayar almak istiyorsa, belki çok basit bir şekilde sadece e-postalarına bakacak, internette gezinecek. Bunun için küçük bir bilgisayar ve ya giriş seviyesinde bir bilgisayar alabilir. Ya da en son çıkan oyunları kusursuzca oynamak istiyor. Bu sefer de daha üst segmentte bir bilgisayar satın alacak. AMD Vision, tüketicilere çok basit mesajlar vererek 3 ya da 4 segmentte bilgisayar seçimlerini yapmalarına yardımcı olan bir teknik danışmanlık yaklaşımı diyelim. Bunun paralelinde tabii işlemci ve grafik tarafında yeni çıkarttığımız işlemcilerle bu vision yaklaşımını destekliyoruz. Örneğin, masaüstü işlemcilerde ilk 6 çekirdekli işlemcimizi Fenon X6 1090 kod adlı işlemcimizi çıkarttık. Ekran kartı tarafında hala gezegenin en iyi performansı gösteren ekran kartı ile performans stajını taşıyoruz: birinciliğimizi koruyoruz. “5870 Ifinity Edition” diye değişik bir ürün çıkarttık. Çeşitli dergi ve tv’lerle bunun detayını paylaştık. Ifinity teknolojisi bir ekran kartından 6 monitöre kadar çıkış alınmasını sağlıyor ve dolayısıyla tüketicilerin monitörde o sıkışıp kaldığı görüntü, birden 3 ya da 6 monitöre kadar genişliyor. Daha yüksek çözünürlük, daha yüksek görüntü alanını veriyor. Biz, tüketicilerin ihtiyaçlarını dinleyerek, bu ürünleri konumlandırarak, Türkiye’de her segmentteki müşterimize destek olarak savaşımızı, rekabetimizi, mücadelemizi sürdürüyoruz.
turk-internet.com: Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ediyoruz.
Bahadır Erbaş: Ben teşekkür ederim. Büyük keyif aldım.



Kaynak : 