İnternet, erişim ağlarının mobili de kapsamasıyla masaüstü bilgisayarlardan mobil telefonlara ve hatta netbook’lara kadar uzandı. Üniversitelerden sivil toplum kuruluşlarına ve hatta siyasi partilere kadar herkes sanal alemde bir temsil noktası, daha doğrusu bir web sitesiyle varlık gösteriyor. Ancak, internetin gelişimi, salt teknolojik değil aynı zamanda belli güç dengelerinin oluşumu bakımından da farklı bir anlam kazanıyor.
Bir süredir dünya internet camiası Google-Verizon arasında yapılan bir anlaşmayı tartışıyor. Ancak net nötralliği ülkemizde pek takip edilmeyen bir konu. Oysa internetin geleceği ile ilgili gelişmelerde önemi büyük.
Bugün, güncellediğimiz bir haberde[1] Google ile Verizon’un taraf olduğu net neutrality(ağ tarafsızlığı) konusunun, internet sosyolojisi ve gelişimini bir başka mecraya doğru sürüklediğini görüyoruz. Konuyu, “İnternette Ağ Tarafsızlığı; Bir Ekonomik Analiz” kitabıyla derinlemesine ele alan genç bir akademisyene, Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Emin Köksal’a soruyoruz.
Emin Köksal, 2005 yılından bu yana özelikle Amerika’da bir küllenip bir alevlenen “ağ tarafsızlığı” (net neutrality) tartışmasının, geçtiğimiz hafta başında Google ve Verizon’un üzerinde anlaşmaya vardığı bir öneri ile tekrar alevlendiğini belirtiyor. Köksal, Türkiye medyasında şimdiye kadar yer bulamayan tartışmanın, Google’ın işe karışması ile ilk defa yazılı basında ve internet basınında yer almaya başladığına dikkat çekiyor;
Emin Köksal: Hararetinin, önümüzdeki dönemde daha da artacağı ağ tarafsızlığı tartışmasında, birçok kesimden farklı görüşler sunuluyor. Ağ tarafsızlığı, kimilerine göre intenetin bugünkü başarısının altındaki en önemli prensiplerden biri olarak kabul edilirken, kimilerine göre ise artık aşılması gereken modası geçmiş bir kavram. İçinde bu satırların yazarının da bulunduğu bazıları için ise, “üçüncü yol” politikası izlenmesi gereken bir durum ile karşı karşıyayız.
turk-internet.com: Ağ tarafsızlığı nedir?
Emin Köksal: “Açıklık”, “adalet”, “ifade özgürlüğü” gibi oldukça hassas çağrışımlar yaratan “tarafsızlık” kavramı bir ağ için söz konusu olduğunda, ağ operatörünün taşıdığı veriler için herhangi bir ayrım gözetmemesi ve eşit muamele göstermesi gerekliliğine işaret ediyor.
Ağ tarafsızlığının internete uygulanması ise, bütünleşik bir internet servis sağlayıcısının (İSS) abonelerine ilettiği içerik ve uygulamalar arasında bir ayrım yapmaması ve tarafsız davranması anlamına geliyor. Bir başka deyişle, ağ tarafsızlığı prensibi söz konusu olduğunda, İSS’lerin içerik ve uygulamaları çeşidine, yoğunluğuna ve kimden geldiğine bakmadan, eşit bir muamele ile abonelerine iletmeleri gerekmekte.
2000 yılı öncesine kadar İSS’ler içerik ve uygulama sağlayıcılardan gelen verileri “azami gayret” (best-effort) prensibi ile iletiyorlardı. Bu prensip her bir “bit” verinin ağ operatörüne ulaştığı sıra ile, herhangi bir öncelik ve öteleme söz konusu olmadan, sıraya koyularak iletilmesi anlamına geliyor. Bu açıdan bakıldığında, “azami gayret” prensibi “ağ tarafsızlığı” kavramının da temelini oluşturuyor. Birçok kimse, bu durumun internetin bugünkü içerik ve uygulama zenginliğine kavuşmasında temel etken olduğunu savunuyor. Örneğin, Google, YouTube, Facebook, gibi içerik ve uygulamaların bu eşit muamele çerçevesinde başarıya ulaştıkları savunuluyor.
turk-internet.com: Ağ tarafsızlığından sapma nasıl oluyor?
Emin Köksal: Ağ tarafsızlığının 2000’li yıllara kadar pek de gündeme gelmemesinin temelde iki nedenden kaynakalandığı savunulabilir. Öncelikle, 1999 yılına kadar İSS’ler isteseler de taşıdıkları verilerin yeterli bir ayrıştırmasını teknik olarak yapamıyorlardı.
Ancak, 1999’da Cisco’nun ürettigi yeni bir tür yöneltici(router) sayesinde İSS’ler ilettikleri verilerin çeşidi ve yoğunluğu konusunda kontrol sahibi olabildiler. İkincisi, daha fazla bant genişliği gerektiren ve gecikmeye daha duyarlı içerik ve uygulamaların arzının ve talebinin artması 2000’li yıllar sonrasında hız kazandı. Bu iki gelişme, özellikle bütünleşik İSS’leri hem içerik ve uygulama sağlayıcılar arasında ayrım yapma güdüsünü arttırdı, hem de bunu teknik olarak olanaklı kıldı.
Peki, neden İSS’ler ağ tarafsızlığından sapmak isterler? ISS’leri birer firma olarak düşündüğümüzde, bunu daha çok kar elde edebilmek ve bazı stratejik hedefleri gerçekleştirmek için yaptıklarını söylemek, çok genel fakat doğru bir değerlendirme olur.
İnternetteki ağ tarafsızlığı ihlali konusunda kaydedilen ilk olay 2005 ‘de Amerika’da, hem telefon hem de internet hizmeti sağalayan Madison River firmasının internet üzerinden ses iletimi sağlayan Vonage uygulamasını kısıtlaması oldu. Buradaki durum, bir telekom fimasının (Madison River) dikey bütünlüğü içersinde hizmet veren bir firma aracılığı ile, kendisine rakip olacak bir uygulama (Vonage) için kısıtlama yaratmasıdır.
İktisat literatüründe “dikey piyasa kapama” olarak anılan bu eylem, ağ tarafsızlığı konusunda çokça dile getirilen bir eylem. Madison River olayının tarafsızlıktan sapma çerçevesinde daha da genişletilmiş hali, bir İSS’in kendine bağlı içerik ve uygulama sağlayıcılara öncelik sağlarken, rakip içerik ve uylama sağlayıcıları öteleme veya engellemesi şeklinde düşünülebilir.
Bir başka ağ tarafsızlığı ihlali ise 2008 yılında Amerika’daki büyük servis sağlayıcılardan biri olan Comcast’in BitTorrent gibi bazı dosya paylaşım uygulamarına erişimi kısıtlaması sebebiyle gündeme geldi. Federal İletişim Komsyonu’nun (FCC) bu konudaki müdahalesi ise, istinaf mahkemesi tarafından engelledi. Birçok analist Comcast’in buradaki amacının çok fazla bant genişliği kullanan bu tür dosya paylaşım uygulamarından diğer kullanıcıların zarar görmesinin engellenmesi olduğu kanısında.
Bu tür eylem ve kararlar ile bir küllenip bir alevlenen ağ tarafsızlığı üzerindeki tartışma geçtiğimiz hafta başında Google ve Verizon’un anlaşmaya vardığı öneri ile tekrar alevlendi. Bu öneri, eskiden olduğu gibi internette erişimi kısıtlayıcı bir engelin olmamasını, ama bunun yanında bazı içerik ve uygulamalara (örneğin YouTube gb.) bir bedel karşılığı farklı bir hizmet kalitesinin uygulanmasını öngörüyor. Ağ tarafsızlığı tartışmasının başlarında bu prensibin korunmasını savunan Google’ın Verizon ile yaptığı mutabakatı bazı yorumcular, başarısını bu prensibine boçlu olan Google’ın bir ihaneti olarak algılıyorlar.
Söyleşinin devamını Emin Köksal : AB Ülkelerinde Kullanıcıların, ABD’ye Nazaran Daha Çok Seçme Hakkı Var – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.
[1] Google’a, Net Nötralliği Konusunda ‘Don’t be Evil’ Protestosu

Kaynak : 