Arı Hareketi, 2006’dan beri İsveçli, Alman ve ABD’den yabancı ortak kuruluşlarla düzenlediği kadın çalışmaları konferanslarının beşincisini bugün İstanbul Hilton Oteli’nde gerçekleştirdi.
Konferansta yeralan üç panelden birincisi, kadınlara yönelik bir tehdit olarak sigara ve bunun etkileri üzerineydi. ABD merkezli Northwestern Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile ortak olarak gerçekleştireceğimiz panelde sigara kullanılmasının teşvik edilmemesi için gerekli önlemler, bu yönde kadın ve çocukların korunması için yasal önlemler, tütün kullanımı ile ilgili toplumsal etkenler, Türkiye’den ve ABD’den konunun uzmanı katılımcıların tecrübeleri ışığında tartışıldı.
Konferans katılımcılarından olan Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Türk Toraks Derneği Astım Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Füsun Yıldız, turk-internet.com’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:
Tütün, esrar ve eroinde 8 kat daha fazla bağımlılık yapan bir maddedir. Kana karıştığında 8 saniye içerisinde beyine ulaşıyor. Sigaranın içerisindeki nikotin, beyindeki bazı noktalarda yer alan reseptörlerin de yardımıyla bağımlılığın gelişimine katkı sağlıyor. Sigara içildikçe bu yöndeki talep de artıyor. Örneğin, kişi günde 1-2 tane içerken 5-7 hatta bir pakete kadar içim söz konusu olabiliyor. Kişi, bırakmak istediğinde de beyindeki o reseptörler doyurulmadığı için nikotin eksikliği gibi sendromlar ortaya çıkıyor. Uykusuzluk, konsantrasyon eksikliği, mutsuzluk, depresyon, iştahta artış gibi etkiler ortaya çıkıyor. Kişi ne zaman sigara içmeye yeniden başladığında vücut işlerliği normale dönüyor.
turk-internet.com: Nasıl tedavi edilecek?
Prof. Dr. Füsun Yıldız: Mutlaka, klinik tedavi yapılması gerekiyor. Bizim, elimizde değişik nikotin yerine koyma tedavileri var. Burada, alternatif tıp uygulamalarının kullanılmaması çok önemli. Zira, akupunktur v.s. gibi yöntemlerin psikolojik yönü vardır.
Bazı insanların nikotin bağımlılıkları daha yüksektir. Bunların önceden tespit edilip ona göre bir yaklaşımın belirlenmesi gerekiyor. İlaç tedavilerinde başarı oranı bunlara nazaran çok daha yüksektir. Duruma göre, relaps diyebileceğimiz bağımlılığın ortadan kalkması ve yeniden nüksetmesi gibi inişli-çıkışlı bir süreç yaşanabilir. Nikotin bağımlılığı kronik bir hastalık, ancak tedavi edilebilen bir hastalık.
turk-internet.com: Bağımlılık nerede tedavi edilebilir?
Prof. Dr. Füsun Yıldız: Modern tıbbın uygulandığı hastanelerde. Buna örnek olarak üniversite hastanelerinin sigara bıraktırma ünitelerini, Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerin kanser erken tanı ve teşhis merkezlerini verebiliriz.
turk-internet.com: Başarının sırrı nedir?
Prof. Dr. Füsun Yıldız: Öncelikle istemek çok önemli. Ardından bu konuda kararlı olacaksınız ve gereken desteğe sahip olacaksınız. Sigara bırakma böyle oluyor.
turk-internet.com: Çocuklar pasif içici diyorsunuz…
Prof. Dr. Füsun Yıldız: Ülkemizde, çocukların 4’te 3’ü pasif içiciler. Öyle ki, kimi çocuklar 3-4 tane sigara içmiş kadar nikotin değerine maruz kalıyorlar. Bu, sonuç itibariyle aktif sigara içimiyle oluşan tüm hastalıkların ortaya çıkmasına neden oluyor. Astım, orta kulak iltihabı hep bu gibi nedenlerle ortaya çıkıyor.
turk-internet.com: Sigara endüstrisini nasıl görüyorsunuz?
Prof. Dr. Füsun Yıldız: Tütün Endüstrisi, dünyanın en zengin endüstrisi. Küresel krizde belki de karından hiç kaybetmeyen tek sektör oldu. Ayakta kalmayı başaran fabrikalar hep sigara fabrikaları oldu. Ama, kanunlar konulduğunda bunların satışları da haliyle azalıyor.
Türkiye’de kamusal alanları kapsayan sigara içme yasağının yürülüğe girmesinin ardından sigara satışlarında ciddi bir düşüş ortaya çıktı. Bu, tütün firmaları için ciddi bir kayıp anlamına geliyor. Şirketler, zararlarını en aza indirgeyebilmek için yasaları kendilerince delmeye çalışıyorlar. Örneğin, çok özellikli klimalar getirttiklerini, bu klimaların sigara dumanını filtreleyebildiğini ve böylelikle aynı mekanda sigara içilebileceğini beyan ediyorlar.
Ya da, “eyvah! kafeler restoranlar sigara içme yasağı dolayısıyla kapanıyor” diye gerçekle bağdaşmayan mesajları kamuoyuna pompalıyorlar.
Ancak rakamlar, sağlık harcamalarının geçmişe göre daha da azaldığını gözler önüne seriyor. Yapılan bir araştırmada, astıma bağlı rahatsızlık oranlarının 2009’un aynı aylarına oranla yüzde 20 nisbetinde azaldığı belirtiliyor. O yüzden, kanuna sahip çıkmaya devam etmeliyiz.



Kaynak : 