İskenderun’da, bilişim teknolojileri alanında çalışmalar yürüten Arf Teknoloji, günümüzde daha da önem kazanan güvenlik konusuna odaklanıyor. Şirketin Genel Koordinatörü Erkan Demirkan, bir adım daha giderek güvenlik programlarına garanti verdiklerini ifade ediyor.
Demirkıran, aklımıza pek de gelmeyen bir takım hususları anlatıyor. Antivirüs yazılımların arka planda neler yaptığını pek incelemediğimizi ve hatta fonksiyonlarını yerine tam getirip, getirmediklerine de bakmadığımızı anlatıyor.
Ülkemizdeki 4077 nolu tüketici kanunlarına göre şirketlerin satışı yapılan her ürün için tüketiciye belli şartlarda garanti vermesi gerektiğini hatırlatan Demirkan, kendilerinin de kullanıcı bilgisayarlarını kötücül yazılımlara karşı koruma konusunda 30 günlük para iadesi garantisi verdiklerini ifade ediyor. Reklamlarda kullanılan iddialı söylemlere dikkat çeken Demirkan, şu değerlendirmeyi yapıyor:
Bugün ülkemizde satışı yapılan tüm güvenlik yazılımları sitelerinde, kutularında, reklamlarında aklınıza gelebilecek her türlü korumayı yaptıklarını idda etmekteler. Ancak kendi kapsamlarında olan zararlılara karşı çaresiz kaldıklarında kullanıcılara ne teknik destek ne de garanti vermiyorlar. Kullanıcıyı kendi kaderine terk ederek, imzası yıllardır çıkarılmış zararlılar karşısında bile etkin destek vermemektedirler.
Örneğin Sality ve Conficker(Kido) zararlıları yıllardır hayatımızda olan zararlılardır ve halen firmalara, kurumlara ve kişilere zarar vermektedir.
Biz de buradan yola çıkarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğüne konuyu detaylı belirten bir dilekçe yazdık. Ülkemizde bu konunun kanunlar önünde nasıl olması gerektiğini sorduk. Gelen cevabı hukukçu arkadaşlarımızada yorumlattık.
Sonuç kısaca şudur; kullanıcı, “tüketici” kapsamına giriyorsa, yani şahıs adına fatura kesilmiş ise, satın aldığı virüs programı kutusunda, reklamında ve websitesinde yazdığı korumayı yerine getirememiş ise tüketici, sisteminin temizlenmesini virüs programını satın aldığı yerden talep edebilir.
Şayet, bu talebi sonuçsuz kalırsa hiçbir ücret ödemeden her il ve ilçede bulunan tüketici mahkemelerine başvurabilir ve zararını tazmin etme hakkını kullanabilir.
Eğer ki virüs programının faturası bir firma veya bir kuruluşa kesilmiş ise ve virüs programı sistemi temizlemeyip, aldığı paranın karşılığında yapması gereken hizmeti vermiyorsa o firma ve kurum direk yargıya başvurma hakkına sahiptir. Bu konuda zaten kanunlarımızda açık ve nettir.
turk-internet.com: Bu genellikle hemen hemen him kimsenin akla gelmeyen bir durum. Yani sizce her antivirüs kullanıcısı sistemine virüs girdiğinde mahkemeye başvurabilecek mi?
Erkan Demirkan: Eğer ki antivirüs, reklamında, kutusunda ve ya websitesinde söylediği gibi koruma sağlamıyorsa evet. Aksi halde satışı yapılan program kanunlarımıza göre “ayıplı mal” veya “güvenli olmayan mal” pozisyonuna girmektedir. Kanunlarımız açık ve nettir.
Bakanlıktan bize gönderilen bu konudaki kanuni açıklamayı dileyen herkese gönderiyoruz. Buradaki amaç güvenlik yazılımlarındaki kaliteyi arttırmak, tüketicinin nasıl korunduğunu bilmesini sağlamak, paralarını sokağa atmanın önüne geçmektir.
Örneğin bunu bir buzdolabı gibi düşünün. Soğutması için para ödediğiniz buzdolabınız reklamlarında tüketiciye verdiği vaatleri yerine getiremezse hukuksal olarak hakkınızı ararsınız. Aynı şey antivirüsler içinde geçerlidir. Kutu, reklam ve websitelerinde yazdıkları korumayı yerine getiremiyorlarsa tüketiciye teknik destek vermek zorunda veya parasını şartsız iade etmek zorundadır.
Söyleşinin devamını Demirkan : Bugün Türkiye ve Dünyadaki Antivirüs Yüklü Tüm Bilgisayarlar Tehdit Altındadır – 2



Kaynak : 