Dün bir araştırma yayınladık. Edelman [1]araştırma firması tarafından gerçekleştirilen araştırmanın sonuçları, gerek Amerika, gerekse AB ülkelerinde seçmenler ve parlamento üyesi karar vericiler arasındaki iletişimde dijital kanalların ağırlığı giderek arttığını gösteriyor.
Ülkemizde de son 6 ayda, Cumhurbaşkanı Gül’ün başını çektiği AK partililer ve arkasından gelen CHP ve hatta MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Twitter kullanımı ile bu yola girmiş gözüküyor[2]. Gerçi, diğer sosyal ve interaktif olanaklar hala tam kullanılmıyor. Partilerimiz hala kendi içlerinde demokrasicilik oynuyor ama değişen dünyanın onları bu yola iteceği aşikar.
Bu konuyu uzman isimlerden birisine soralım dedik. Ülkemizin halkla ilişkiler alanındaki duayenlerinden birisi olan ve bu akşam meslekte 40.yılını kutlayacak olan Necla Zarakol ile (çok yaşayın Necla Hanım, tebrik ediyoruz, başarılarınızın devamını diliyoruz) CHP başta olmak üzere, partilerin sosyal medyadaki durumunu konuştuk. CHP başta diyorum, çünkü Necla Zarakol, CHP’nin Swiss Otel’de yaptığı bir toplantıda kendisine fikri danışılan “akil” adamlar arasındaydı. Şimdi Necla Hanım’ın neler dediğini aktaralım (bu söyleşinin videosunu da, söyleşinin son bölümünde yayınlayacağız)
Turk-internet.com : Necla Hanım, siz ülkemizin en önde gelen iletişimcilerinden birisisiniz. Seçimler bu kadar yaklaşmışken, bize siyasi taraftaki insanların interneti nasıl kullandıklarını analiz eder misiniz?
İlk sorumuz şu ; baktığımız zaman Amerika’daki seçimlerde hem demokrat taraftakiler hem cumhuriyetçi taraftakiler kendi bölgelerindeki seçmenlere yoğun bir mail bombardımanı başlatıyorlar. Hatta bunu dönemsel olarak yapıp yaptıkları işleri anlatıyorlar v.s. Ben Türkiye’de bir tek Egemen Bağış – AKP’li – gördüm bunu, Avrupa Birliğininde temsilcisi şu anda, onun dışında görmedim. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Amerika ile Türkiye arasında büyük bir fark var.
Necla Zarakol : Çok büyük bir fark var. Bu farkın temelinde siyasi partilerimizin içinde demokrasi bulunmayışı yatıyor. Sonuçta internet kontrol edilemeyen bir alan, çok hani oraya giden herşey çok çabuk bir virüs hızı ile yayılıyor ve geri alınması da o kadar zor.
Mesela diyelim ki: orada parti politikasına aykırı parti politikasından çok liderin görüşüne aykırı bir görüş bir anda çıkıp gidebilir, bir sürü insanı değiştirebilir, bir sürü insanın kanaatini etkileyebilir diye sanıyorum bütün milletvekilleri üzerinde bir baskı var. Yoksa bile onların öyle hissettiğini tahmin ediyorum.
Turk-internet.com : Yani bir nevi mahalle baskısı mı?
Necla Zarakol : Evet mahalle baskısı yani bunun aslı siyaset yönetiminin baskısı demek lazım, parti yönetiminin baskısı demek lazım.
Egemen Bağış’ın yapması da bence çok farklılaştırmıyor durumu. Çünkü Egemen Bağış çok özel bir alanda çalışan bir bakan. Yani onun özel bir görevi var. Avrupa Birliği ile ilişkilerin geliştirilmesinden sorumlu dolayısıyla; yani Egemen Bağış “müzakerelerde bir adım ileri gidildi” ve yahut “sorun oldu” ve ya “Türkiye’de yapılan bir şey bu konuda bir yarar sağlayacak” gibi konularda bilgilerini paylaşabilir. Ama hiçbir zaman onun içinde de siyasetin hassas konuları ile ilgili bir görüş olduğunu sanmıyorum.
Diyelim ki; hani işte demokratik açılım bir hükümet politikası olarak tarif ediliyorsa o kendi kırmızı çizgilerini aşmadan ondan söz edebilir. Çünkü AB ile ilişkilerde bir adım atılmasına destek verecektir. Ama onun dışında yani hassas konulara girebildiğini sanmıyorum.
Diğer AKP’lilerin de bu nedenle yapmadığını düşünüyorum. CHP’lilerin bir bölümü lider korkusundan yapmıyor olabilir, bir bölümü interneti hayatında tanımamış olmaktan dolayı yapmıyor olabilir. Yani onlar için internet evde çocuklarının odasında sürekli meşgul oldukları ama ne olduğunu bilmedikleri sormayada cesaret edemedikleri, çünkü sosyal demokrat bir kalıp içinde yaşamak zorunda oldukları için, ama için için kızdıkları bir şey de olabilir internet.
Büyük bir bölümünün de böyle duyguları vardır internetle ilgili diye düşünüyorum. O yüzden hani Amerikada tabi şeyler, sadece internet değil onlar meclisteki herhangi bir oylamaya da bağımsız olarak katılabiliyorlar.
Yani bir demokrat ; bu sağlık reformu tartışılırken Obama’nın – ben tesadüfen Amerikada idim- ve CNN sabahtan akşama kadar yayın yaptı orada ve bütün milletvekilleri ile konuştu.
Demokratların içinde de reforma muhalif olanlar vardı ve bunu çatır çatır canlı yayında Amerikan halkına açıklayabiliyorlardı.
Bunu yapan adam internette niye yapamasın?
Aradaki farkı görebiliyor musunuz? Obama en kritik beş tane milletvekilini akşam evlerinden telefonla arayıp hepsine yarımşar saat dil döküp reforma olumlu oy vermelerini sağladı ve reform öyle geçti.
Bunu hem gazeteler yazdı hem televizyonlar söyledi. O adamların kim olduğu da biliniyordu.
Böyle bir durum, şimdi burada kolay mı, bir genel başkanın iradesine aykırı bir konuda el kaldırmak! Değil bunu internette yaymak!
İnternet bir de insanı bir tür hani çıplak bırakıyor. Orada hiç savunmanız yok. Çünkü gerçek hayatta diyebilirsiniz ki; “ben bunu söyledim ama hayır öyle söylememiştim işte gazeteci yanlış anlamış”. Hele teyp de yoksa, bundan çok kolay kaçmanız mümkün.
Ama internette kendi yazdığınız bir şeyi artık geri çevirme şansınız yok. Yanlış yaptığınızda, size eskiden bin kişi gülecekse, yüz kişi gülecekse, bugün belki onbeş milyon, yirmi milyon kişi aynı anda gülebilir onun için başka şey yapma şansları yok.
4 bölümlük söyleşinin 2.bölümünü Zarakol : AK Parti Teknolojinin en Gelişmiş Yöntemlerini ve İmkanlarını Kullanmaya Hep Hazır – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.
[1] Batılı Seçmenin, Politikacılarla Twitter ve Facebook üzerinden İletişimi Artıyor
[2] Sosyal Medya Konusunda CHP, AKP’ye Nazaran Daha Bilinçsiz



Kaynak : 