Pazarlamacılar her yerde. Kapıdan kovsanız bacanızdan giriyorlar; televizyonunuzu zaplasanız internetten, tarayıcınızı kapatsanız bu sefer kısa mesajla cebinize geliyorlar. Son zamanlarda mobil telefonuma “robo-çağrılar” dadandı. Bir büyük banka, olur olmaz saatlerde önceden kaydedilmiş bir mesajı çaldırıp çaldırıp “zorla” dinletiyor. Aynı bankanın çağrı merkezinden en son arandığımda, bunun bir taciz olduğunu ve durdurmalarını rica ettim, ancak müşteri temsilcisi bunun bir başka departmanın görevi olduğunu söyleyerek ilgilenmedi.
“Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok!” Zira, Amerikalılar buna da bir çözüm bulmuşlar. Belli saatlerin dışında çağrı merkezlerinin gelişi güzel aramaları sınırlandırılmış durumda. “Taciz edilmek” istemeyen tüketicilerin yapmaları gereken tek şey “lütfen aramayın!” listesine adlarını yazdırmak. New York eyaletinde 12 milyon kişinin bu şekilde listeye adlarını yazdırdığı belirtiliyor. Diğer yandan, Federal Ticaret Komisyonu FTC, çağrı merkezleri üzerinden yapılan satışların çerçevesini yeniden çizmek adına kamuoyu görüşü alınması amacıyla bir çalışma başlattı. Amerikalılar, 28 Ocak 2011 tarihine kadar konuya ilişkin görüş ve önerilerini FTC’ye iletebilecekler.
Pazarlamacılar ve dolayısıyla çağrı merkezleri, hem sabit hem de mobil telefondan arıyor. Amerika’da, yapılan son istatistiki değerlendirmeye göre pazarlama çağrısı almak istemeyen mobil telefon abonesi sayısı sabiti geçiyor. Wisconsin eyaletinde geçtiğimiz Ekim ayında rahatsız edilmemek için başvuranların yüzde 48’i mobil telefon kullanıcısıyken, bu oranın son 2 ayda yüzde 51’e ulaştığı belirtiliyor. Yasaya göre Amerikalılar, rahatsız edilmek istemiyorlarsa her 2 yılda bir “lütfen aramayın!” listesindeki isimlerini güncellemek durumundalar.
Pazarlamacıların, listede yer alan ve aranmaması gereken bir kişiyi aramaları durumunda alacakları cezanın 100 dolar olduğunu belirtmekte fayda var.

Kaynak : 